Beni hiç tanımayan insanlar tarafından dalga konusu oluyordum.

Artık gerçekten kaldıramıyorum. Ağır geliyor. Sizinle yaşadıklarımı paylaşmak ve yalnız olmadığımı görmek istedim Şimdiden teşekkür ederim.
6\. sınıf bittikten sonra yaz tatilinde yatılı bir kuran kursuna gittim. Hafta sonları eve geliyordum. Annem ise hafta sonları eve geldiğimde de kapanmamı istiyordu, tıpkı kurstayken kapalı olduğum gibi. Ama zerre istemiyordum. Zaten küçüktüm yani ve annem de çok ısrar etmemişti. Öyle böyle geçti işte günler.
7. sınıfa başladım. 7. sınıf bittikten sonra da yine aynı kursa gittim yaz tatilinde. Ama bu kez hafta sonları eve geldiğimde annem kapanmam için geçen seneye göre çok daha ısrarcıydı izin vermiyorlardı hafta sonları açık olmama. Kursta kapalıymışım. Kur’an öğreniyormuşum, hafta sonu başımı açmaya utanmıyor muymuşum. İşte sonuç olarak ben o yaz tamamıyla kapandım. Fakat hala istemiyordum. Lisede kapanayım bari diyordum, sırf o zaman kapanmamak için. Ama pek geçerli olmamıştı. Yaz boyu ben kapalıydım. Sonra 8. sınıfa başlamama yani okulun açılmasına 1 gün kala annem bana sordu. “Yarın okula kapalı gideceksin değil mi ?“diye. Ben de “Hayır anne istemiyorum. Lisede kapanacağım ben.” dedim. Annemlere sürekli böyle dememin sebebi ise lisede kapanmak istediğimden falan değildi. Dediğim gibi sadece anı kurtarmak o zaman kapanmamak içindi. Nitekim başarılı da oldum. Kapanmadım okula giderken de. Gerçekten Zerre istemiyordum bunu. Çünkü arkadaşlarımın bana değişik bakacağını düşünüyordum o aklımla. Belki haklıydım da kim bilir.
Sonra saçlarımı çok severdim. Upuzundu. Bir örtünün altına tıkılıp kalmasını hiçbir zaman istemek içimden gelmiyordu. Sonra gel zaman git zaman ortaokul bitti ve ben yine o yatılı kuran kursuna gittim yazın. Bu kez ise gram kaçışım kalmamıştı. Mecburen o yazın başında kapandım. Kurstan sonra da açamadım bir daha başımı. Bir de o yaz o kursta tanıdığım bir kız vardı ve onunla aynı liseye gideceğimizi öğrendik kurstayken. İyice yakınlaştık, baya yakın arkadaş olduk. O da tıpkı benim gibi o yaz kapanmıştı. Sonra gel zaman git zaman tatil bitti ve biz liseye başladık. Daha ilk haftadan, ilk günden türbanlı olduğumuz için zorbalıklar başladı. O kadar berbat hissettiriyordu ki. Hiç böyle olacağını ,bu yüzden dalga konusu olabileceğimizi hayal etmemiştim. Ben de arkadaşım da…
Ortaokulun ortasında kapanırsam dalga konusu olmak kaçınılmaz gibi geliyordu. Çünkü sonuçta hep tanıdığım insanlar vardı orada ve beni tanıyan insanlar. Ama lisede öyle miydi? Beni hiç tanımayan, daha önce hiç görmeyen insanlar tarafından dalga konusu oluyordum. Ben de arkadaşım da… Liseye başlarken bu olmaz sanıyordum. Beni tanımıyorlar bile, neden dalga geçsinler ki ,diye düşünmüştüm ama oldu işte. O ilk hafta baya zor geçti. Kursta tanıdığım tıpkı benim gibi kapalı olan arkadaşımla aynı sırada oturuyordum sınıfta. Ve arkamızda da 2 tane çocuk oturuyordu. İngilizce hocası bize diyalog hazırlayın demişti 4’lü gruplar halinde. Onlar ise bizim için “Yürü ya bunlarla mı grup olacağız?” deyip sıralarını arkaya doğru çektiler. Hiç unutmuyorum. O kadar değersiz hissettirmişti ki öyle çakılıp kalmıştık ikimiz de. Ne denirdi ki böyle bir şeye? Denirse de her neyse işte, biz diyemedik o anda. Yapacak bir şey yok. Bunun gibi bir süre şey oluyordu sınıfta. Bir sürü saygısızlığa maruz kalıyorduk arkadaşım ve ben. İsmimiz kullanılmıyor “türbanlı” diye sesleniliyordu bize. Hatta yine o senenin ortalarında falan bir keresinde kapalı bir tane hoca bana söz hakkı verip dedi ki “İş görüşmesine giderken nasıl hazırlanmalıyız, nasıl giyinmeliyiz?” diye sordu. Konumuz iş görüşmesiydi. Ben de tam ağzımı açıp bir şeyler söyleyecektim ki arkadan bir çocuk “Önce o türbanı bir çıkaracaksın.” diye bağırdı. Ben o anda yine çakılıp kaldım. Aslında özgüvensiz utangaç bir kız değilimdir, fakat zaten takmayı istemediğim bir örtüyü daha ben kabullenememişken onlara nasıl bunu kabullendirip savunacaktım ki? Yapamazdım.
Yapamadım da zaten.
Tek yapabildiğim şey acı bir gülümsemeyle hafif kafamı o çocuğun olduğu tarafa doğru çevirmek oldu. Sınıfta birkaç kişiden, hatta hatırı sayılır derecede fazla kişiden ne alakası var gibi sözler yükseldi. Hatta o çocuğu yakından tanıyan bir tane kız “Ne alakası var, o zaman anan da açsın.” demişti o çocuğa. Çünkü o çocuğun annesi de kapalıydı gerçekten çok garip ya… O anda ben ve arkadaşım beni savunmalarına bir derece de olsa sevinmiştik, ama ne alakası var diyen ve anan da açsın o zaman diyen kız da aslında başka zamanlarda bu olayın öncesinde veya sonrasında kapalı olmamla dalga geçen kişilerdi. Bunun en başında “türbanlı” diye hitap etmeleri geliyor. Benim bir ismim vardı oysa ki öyle değil mi? Fakat onlar sürekli bu şekilde sesleniyor ve alaylı bir ifadeyle yapıyordu bunu. Bir de o dersteki hoca da kapalı olmasına rağmen ve o çocuğun dediğini duymasına rağmen hiçbir şey dememişti ve o anda sınıfta yükselen sesleri “Şşş…” diyerek azaltma çabalarına girişmişti sadece. Bu olay gerçekten baya etkilemişti beni. Ama yapacak ne vardı ki? Neredeyse her gün bir şekilde böyle olaylar yaşıyorduk arkadaşımla. Üstelik bize sadece “türbanlı” demekle yetinmemişler Mekkeli, Kâbeli, türbeli gibi isimler de takmışlardı ve bunları söyleyip kendi aralarında gülüyorlardı. O günleri düşündükçe hala bağıra bağıra ağlayasım geliyor. Sonra ben tahtaya kalktığımda aha “türbanlı” diyorlardı. Teneffüste bir tane kız “Sınıfta kaç kız var?” demişti yanındaki yakın arkadaşına. Sonra arkadaşı saymaya başlamıştı sırayla kızları. Bizi sayınca da bu soruyu soran kız “Bizim için bunlar kız mı?” demişti. Üstelik komik olan da ne biliyor musunuz? Bunu diyen kızla beni o çocuğa karşı “Anan da açılsın o zaman.” diyerek savunan kız aynı kişi. Ne kadar garip öyle değil mi? İki yüzlülük bu. Keşke hiç savunmasaydı o gün beni. En azından olduğu gibi kalırdı. Resmen kapalıyız diye kızdan bile sayılmıyorduk.
Tahtaya kalkmaya, söz hakkı almaya, soru çözdüğümde cevap vermeye bile çekiniyordum artık. Üstelik çalışkan da bir öğrenciydim ben. Ama eve gittiğimde hiç ders çalışamıyordum, sadece erkenden yatıp gece yarılarına kadar ağlıyordum. Neden bunu yapıyorlar, neden bana hayatı zehir ediyorlar kendilerinde bu hakkı nasıl bulabiliyorlar, diye onlarca yüzlerce soru soruyordum kendi kendime. Gel de şimdi o ortam içinde kapalılığı sev… Dışarıdan kimse senin derdini anlamıyor, kimse ne yaşadığını ne hissettiğini gece yarılarına kadar ağladığını her gece ağlayarak uykuya daldığını bilmiyor. Belki bilseler yapmazlardı. Belki de yapmaya devam edecek kadar taş kalplilerdi bilmiyorum artık.
Bir şekilde ağlaya ağlaya da olsa 1. dönemi bitirdim. Belge alamamıştım. Oysa hep takdir getirirdim ortaokulda. Tabii lisenin zor oluşu da vardı, fakat başarısız olmamdaki asıl sebep benim okulda derslerde çok durgun olmamdan ve eve gelip hiç ders çalışamadan sadece o gün olan olaylara ağlayıp erken saatte uyuyor olmamdan kaynaklanıyordu. Psikolojim bozuktu resmen. Üstüne üstlük ailemle de pek aram iyi değildi diye hatırlıyorum o aralar. Yani hayatımdaki her şey bana düşmandı. Fakat bir gün olsun açılmak düşüncesi içimden geçmemişti ya da lisede kesinlikle kapalı olmam düşüncesi içime öyle işlemişti ki ailem tarafından açılmak aklımın kıyısından köşesinden bile geçemiyordu. Yine de berbattı işte hayatım.
Ailem belge alamamış olmama çok sinirlendi tabii. İlk defa belge alamamıştım, az şey değildi. Telefonumu, bilgisayarımı, her şeyimi elimden aldılar karne günü. Bir ton da azar. Yine ağlamıştım. Ama yine yapacak bir şey yoktu. 15 tatili boyunca ders çalıştım. Ben de hiç gururuma yedirememiştim belge alamamış olmayı. Bunu düzeltmek istiyordum. Ne olursa olsun her şeye rağmen 2. dönem başarılı olacaktım. Neyse işte, tatil bitti ve yine o kabusum olan yere gitmeye başladım. Okula…
Yine benzer şeyler oluyordu tabii, ama sanki artık daha hafiflemişti ya da aynı ortamda dura dura alışmışlardı artık onlar da bize. Yine de ara sıra oldu mu ağır oluyordu bu tarz dalga geçmeler. Fakat zaten çok uzun sürmedi o dönem ve okullar 13 mart 2020 günü koronavirüs dolayısıyla kapandı. İlk başta 2 hafta sonra açılacak olan okul resmen bir daha hiç açılmamaya yemin etmiş gibi açılmıyordu. Sürekli şu zamanda açılacak diye verilen tarihler tekrar erteleniyor ama asla okul açılmıyordu. Çilem bitmişti Allah beni görmüştü ve kurtarmıştı galiba beni. Sonra o seneyi uzaktan eğitimle tamamladık ve 10. sınıfa da uzaktan eğitimle başladık. Koskoca bir sene boyunca hiç okula gitmeyip sadece mart ayında sınav olmaya gitmiştik okula. Onca zaman boyunca evde tıkılıp kalmak benim gibi kapalı olmak istemeyen biri için iyi gibi görünebilirdi. Sonuçta evde kapalı olmuyorsun ve rahatsın. Evet gerçekten iyi gibiydi bu durum. Ama aslında iyi olmadığını çok sonradan anladım. Resmen o sene boyunca o türbanı çok az kez takmıştım. Ve bu benim kapalıyken çektiğim çileleri yaşadığım sorunları unutturmuştu bana. Yenileri olmuyordu en azından.
O sene bitti ve ben 11. sınıfa başladım. Bu kez 1.5 senenin ardından okullar açılmıştı. Ben yine kapalıydım. Ama iyice zor gelmeye başladı bu bana. Sınıfta asla dalga geçilmiyordu aslında. Sanki eski sınıf arkadaşlarım o 9’da benimle dalga geçen insanlar gitmiş, yerine yenileri gelmişti ya da büyümüşlerdi artık sonuçta 1.5 yıl geçmişti aradan. Gayet iyi yaşayıp gidiyordum işte. Sorun çıkmıyordu. Ama bu kez de ben kapalı kalmak istemedim daha fazla. 1. dönemin 1 haftalık kasım tatilinde bunu aileme anlattığımda bana dedikleri “Biz seni boşa mı yurda gönderdik, Kur’an öğrettik? Senin içine hiçbir şey işlememiş demek ki.” falan dedi. Aslında bunları annem söyledi. Babam biraz daha sert çıktı, o ne demek ya, falan diye yükseltti sesini hatta. Ben ise ağlamaya başlamıştım. Sonra bizim ailemizde herkes kapalıymış bundan bahsettiler. Sanki onlardan bana neyse? Bir de dedemler, babaannemler de kızarmış böyle bir şey yaparsam. Babam da benim ocağımda böyle bir şey yapamazsın dedi. Sanki ben onların esiriyim gibi. Kısacası izin falan vermediler. Ben de bunu sonsuza kadar kapattım o anda. Ama bir süre sonra yine kapatamadığımı fark ettim. Çünkü insan istemeyince istemiyor ve bu onun peşini bırakmıyor, içindeki yük daha da ağırlaşıyor. 11. sınıfın 1. dönemi bitti. Eskiye kıyasla sınıfta çok daha iyiydim. İnsanlarla iletişimim falan çok daha iyiydi. Ama bu kez de ben kendimi bu şekilde kabullenemiyordum. Hala daha kabullenemiyorum. 2. dönem başlayalı ise 1 hafta oldu ve ben artık içimdeki açılma düşüncesine karşı koyamıyorum. Şimdi yine bunu aileme anlatsam kim bilir neler yapacaklar. Şimdilik yapabileceğim hiçbir şey yokmuş gibi görünüyor. Üniversitede kesinlikle açılmak istiyorum. Fakat dayanamazsam 11. sınıf bitince bu yaz da şansımı bir denemek istiyorum. Annemlere anlatacağım yani. Artık neredeyse 17 yaşına gireceğim ve zorla bir şeye katlanmak benim için ölümden beter. Gün geçtikçe büyüdükçe, daha da beter bir hal almaya başlıyor. Ve YKS’ye gireceğim böyle bir stresle, yükle. Bozuk bir psikolojiyle nasıl çok çalışıp üniversite kazanabilirim ki? Yeri geliyor bu düşünceler bana ders bile çalıştırmıyor. Hatta bu hafta yani 2. dönemin daha ilk haftasından açılmayı düşünmekten dersi dinleyemedim. Hal böyleyken ben daha ne yapabilirim ki? Her neyse benden bu kadar yapabilirsem bu yaz açılıp 12’ye açık başlamak istiyorum. Yapamazsam da üniversiteye kesinlikle açık başlayacağım. İnşallah kazanabilirim ve çilem son bulur. Okuyup düşüncelerinizi belirtirseniz mutlu olurum.