Muhafazakâr sayılabilecek bir
ailede büyüdüm. 6. sınıfta regl olduğumda annemin örtüm olmadan dışarı
çıkmayacağımı söylediğini çok net hatırlıyorum. Örtüyü hiçbir zaman takmak
istemedim. Dershaneye örtülü gittim, görünüşümden nefret ediyordum. Hatta bunu
o kadar sindirememiştim ki dershanede başımı açıp annem geldiğinde ya da
çıkarken tekrar takıyordum. Annem bir kere yakalamıştı ama o da farkındaydı
takmak istemediğimin.
O zamanlar İmam Hatip lisesine
gidiyordum. Çoğu arkadaşım kapalıydı, ben de yalnız olmadığımı düşünerek
kabullenmiştim. Genelleme yapmak istemem ama İmam Hatip liseleri gerçekten
bomboş yerler. Dört yılda bana hiçbir şey katmadı. En azından bunu aileme
gösterip Anadolu lisesine geçebildim. Liseye geçtiğimde daha da zorlanmaya
başladım. İstediğim gibi giyinemiyordum, aşırı terliyordum. En azından Anadolu
lisesindeydim ama.
Çok farklı arkadaşlarım oldu.
Daha da sorgulamaya başladım. Başımdakine hiçbir anlam yükleyemiyordum ama
açılmayı da ciddi ciddi düşünmemiştim. Çünkü ailemi hazırlamam gerekti önce.
11. sınıfta her şey başladı. Önce örtümü boynum açık dolama şeklinde yapmaya
başladım. Bu gerçekten daha iyi hissettiriyordu. Bunu da kabullenmediler ama
alıştılar. Babam her zaman daha ılımandı, örtümle dinimin yargılanmayacağını
biliyordu ama o da takmamı istiyordu. Zaten kadınlar için İslam’ın merkezinde
kapanma var diye düşünüyorlar.
Bir zaman sonra olduğum gibi
görünmediğimi fark ettim. Göründüğüm gibi de değildim. Abimse ayrı bir
dünyaydı. Ailem ne yapıyorsa tam tersini istiyordu, çoğu zaman haklıydı. Hep
onun “erkek” özgürlüğünü kıskandım. Yani iki asi çocuk aileye fazla
geliyordu. Bense bu kimliği taşımaktan çok yorulmuştum ve bir gün anneme
açılmak istediğimi söyledim. Aşırı şaşırmadı ama beklemiyordu. O da benim
yaşımdayken açıktı ve bu özgürlüğü tatmıştı. Benim neden özgür olmama izin
vermediğini hep sorguladım. Açıkken yaşadığı sarkıntılıkları falan kapanınca
yaşamadığını söyledi, beni de bu yüzden bu şekilde görmek istiyormuş. Ben
açıkken kardeşime bunu nasıl öğretirmiş. Kapanmak öğretilmez ki, empoze edilir.
En son annem bu şekilde benimle dolaşmaktan hoşnut olmayacağını ve her şeyimle
babamın ilgileneceğini söyledi. Bana fark etmezdi tabi, babamla da konuştum
neden bunu istediğimi anlamadığını söyledi ben de bunu istediğimi ve bir
tanecik hayatımı böyle sürdürmek istediğimi söyledim, daha iyimser
davrandı. En azından çevre ne der gibi saçmalıklar söylemedi kimse.
Sonra okula açık gittim. Kapalı olduğumda hadi ama o kadar da kısıtlamıyor bu seni desem de o gün gerçekten özgür hissettim. Gerçekten özgür. Sonuçta bu hayatı ben yaşıyorum neden başkasının istediği şekilde yaşayayım? Annem bir süre benimle mesafeli durdu hala benimle dolaşmaktan kaçınıyor ama alışıyor da.
Muhafazakâr sayılabilecek bir ailede büyüdüm. 6. sınıfta regl olduğumda annemin örtüm olmadan dışarı çıkmayacağımı söylediğini çok net hatırlıyorum. Örtüyü hiçbir zaman takmak istemedim. Dershaneye örtülü gittim, görünüşümden nefret ediyordum. Hatta bunu o kadar sindirememiştim ki dershanede başımı açıp annem geldiğinde ya da çıkarken tekrar takıyordum. Annem bir kere yakalamıştı ama o da farkındaydı takmak istemediğimin.
O zamanlar İmam Hatip lisesine gidiyordum. Çoğu arkadaşım kapalıydı, ben de yalnız olmadığımı düşünerek kabullenmiştim. Genelleme yapmak istemem ama İmam Hatip liseleri gerçekten bomboş yerler. Dört yılda bana hiçbir şey katmadı. En azından bunu aileme gösterip Anadolu lisesine geçebildim. Liseye geçtiğimde daha da zorlanmaya başladım. İstediğim gibi giyinemiyordum, aşırı terliyordum. En azından Anadolu lisesindeydim ama.
Çok farklı arkadaşlarım oldu. Daha da sorgulamaya başladım. Başımdakine hiçbir anlam yükleyemiyordum ama açılmayı da ciddi ciddi düşünmemiştim. Çünkü ailemi hazırlamam gerekti önce. 11. sınıfta her şey başladı. Önce örtümü boynum açık dolama şeklinde yapmaya başladım. Bu gerçekten daha iyi hissettiriyordu. Bunu da kabullenmediler ama alıştılar. Babam her zaman daha ılımandı, örtümle dinimin yargılanmayacağını biliyordu ama o da takmamı istiyordu. Zaten kadınlar için İslam’ın merkezinde kapanma var diye düşünüyorlar.
Bir zaman sonra olduğum gibi görünmediğimi fark ettim. Göründüğüm gibi de değildim. Abimse ayrı bir dünyaydı. Ailem ne yapıyorsa tam tersini istiyordu, çoğu zaman haklıydı. Hep onun “erkek” özgürlüğünü kıskandım. Yani iki asi çocuk aileye fazla geliyordu. Bense bu kimliği taşımaktan çok yorulmuştum ve bir gün anneme açılmak istediğimi söyledim. Aşırı şaşırmadı ama beklemiyordu. O da benim yaşımdayken açıktı ve bu özgürlüğü tatmıştı. Benim neden özgür olmama izin vermediğini hep sorguladım. Açıkken yaşadığı sarkıntılıkları falan kapanınca yaşamadığını söyledi, beni de bu yüzden bu şekilde görmek istiyormuş. Ben açıkken kardeşime bunu nasıl öğretirmiş. Kapanmak öğretilmez ki, empoze edilir. En son annem bu şekilde benimle dolaşmaktan hoşnut olmayacağını ve her şeyimle babamın ilgileneceğini söyledi. Bana fark etmezdi tabi, babamla da konuştum neden bunu istediğimi anlamadığını söyledi ben de bunu istediğimi ve bir tanecik hayatımı böyle sürdürmek istediğimi söyledim, daha iyimser davrandı. En azından çevre ne der gibi saçmalıklar söylemedi kimse.
Sonra okula açık gittim. Kapalı olduğumda hadi ama o kadar da kısıtlamıyor bu seni desem de o gün gerçekten özgür hissettim. Gerçekten özgür. Sonuçta bu hayatı ben yaşıyorum neden başkasının istediği şekilde yaşayayım? Annem bir süre benimle mesafeli durdu hala benimle dolaşmaktan kaçınıyor ama alışıyor da.
(Görsel: Erin Armstrong)