Kardeşime ve bana eşit şekilde davranmıyorlar, söyledikleri tek şey “Sen kızsın, o erkek” oluyor.

Merhaba, ben 22 yaşında bir bireyim. Benim hikâyem aile baskısıyla ilgili. Tahmin edeceğiniz gibi coğrafyamızda çoğu bireyin hayatında bu ve benzeri durumlarla karşılaşmak yüksek bir olasılıkla mümkün. Bana yaşatılan bu durum; giyim, fikir belirtme, yaşayış biçimi, düşünceler gibi birçok alanda geçerli. Ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Belirli bir süredir dinlerden ve toplum dogmalarından fikren çok uzağım. Bunun ne zaman başladığını saptayamam. Ama beni buna neyin ittiğini tahmin edebilirim. Tanımlayamam dedim çünkü fikirlerim bir anda değişmedi. Dinin; cinsiyetime ve böylece bireysel hayatıma dikte ettiği safsatalar sebebiyle, toplum ve özellikle ailem tarafından bana yaşatılanlar dinlerden soğumama sebep oldu. Başta soğudum, daha sonra bu fikirlerimi sorgulayarak pekiştirdim. İlk olarak deist oldum. Ancak şu an deist de değilim. Aslında kendimi tanımlamayı ve belirli bir kalıba sokmayı sevmiyorum. Çünkü kalıplar sınırlı bir dünyadır. Değişime uğramaz. Ancak fikirler her zaman değişebilir. Yine de şu an ifade etmem gerekirse agnostisizme daha yakın olduğumu söyleyebilirim.

Bu düşüncelerimi; yaşayış biçimi olarak tatlı su Müslümanı olan, ancak lafa gelince pek dinci kesilen aileme tabii ki anlatmadım. Zaten dini konulardan önemlisi, yaşadığım pek çok baskı ve sindirme durumu. Hayatım onların belirlediği çizgilerle sınırlandırılıyor. Ben, benden uzaklaştırılıyorum ve tasarılarındaki ben’e dönüştürülüyorum. Benim de bir birey olduğum, onlarla aynı olmayabileceğim, kendi fikirlerim olduğu unutuluyor. Hayatımı onlara göre sürdürmeye mecbur bırakılıyorum. İçimde onlara karşı en ufak bir sevgi ya da bağ kalmadı. Hayatımdan tamamıyla çıkmalarını ve sonra hayatımın hiçbir alanında onları görmemeyi istiyorum. Bu, psikolojik olarak gerçekten büyük bir yıkım. Her şeyi abartıyorlar. Evde odamın içinde durmam bile onlara batıyor. Beni şiddetle sindiriyorlar. Sürekli ev işi yapmamı istiyorlar. Yaparken ‘Şunu böyle yapma, şöyle yap’ diyorlar. Ev işinden başka bildikleri hiçbir şey yok. Kardeşime ve bana eşit şekilde davranmıyorlar. Bunu dile getirdiğimde söyledikleri tek şey, bozuk bir plak gibi, “Sen kızsın, o erkek” oluyor. Sırf bu konu yüzünden 19 yaşımda bir gün uykudan uyandırılıp babamdan şiddet gördüm. Tokatlar attı. Ben bağırırken annem bana destek olacağına “Sus, duyan da bir şey olduğunu sanacak” dedi. Babamı dolduran da annemdi zaten. Olay başka bir odada sonlandığında ve ben saçlarım önüme gelmiş bir şekilde otururken “Bu yaptığını hiç unutmayacağım” dediğimde, baba dediğim insan dışı varlık “Unutma diye yapıyorum zaten” dedi. Ben, bunu ve yaptıkları her şeyi yüzlerine vurabileceğim zamanları, benim ben olacağım zamanları iple çekiyorum.

Bu, giyim dışında birçok konu için de geçerli. Bulunduğum ile bağlı ilçede 2 yıllık bir üniversitede okudum. Oraya bile zor gönderdiler. Yurtta kaldığım zamanlar her gün arayıp rahatsız ettiler. Bir gün, kaldığım yurdun sahiplerine ait ve 10 dakikalık bir mesafede bulunan bir yurda, arkadaşımın kaldığı yurda, gittim. Benim kaldığım yurt ‘ana bina’ olarak geçerken, arkadaşımın kaldığı yurt ‘delux bina’ olarak geçiyordu. Denetimleri vesaire aynıydı. O binada da saat 10’dan sonra imza toplanılıyor, imza atmayanların velilerine bu durum sms ile bildiriliyordu. İmzanın başında nöbetçi birileri oluyordu. Her neyse, ben zaten 2. öğretim öğrencisiydim. Bu yüzden derslerimi akşam görüyordum. Arkadaşıma gittiğim gün ders iptal edilmişti. Saat 5’ten 7’ye kadar onun odasında vakit geçirdik. Annem aradı, aradığında saat 7-7.30 civarlarındaydı. Nerede olduğumu sordu. Yanımda da birkaç kız arkadaşım vardı. Sesleri duyulabilirdi sanırım. “Ne yapıyorsun, neredesin” dedi. Arkadaşımla olduğumu söyledim. Yok, “Senin yurdun yok mu, taksiyle geri dön hemen; biri de sana eşlik etsin” diye saçmaladı. Yerin dibine girdim. Kızlar şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Başka bir gün yine aynı arkadaşım, bana “Hep ben geliyorum” şeklinde söylendi. Haklıydı, hep o benim yanıma geliyordu. Yanında kalmak istedim o gün. Birlikte gittik, kaldım. Annem gecenin bir yarısı arayıp “Neredesin” dediğinde doğruyu söyledim, “Sen başına buyruk oldun” şeklinde saçma sapan konuşup kapattı. Ertesi gün kendi yurdumda aynı arkadaşımla beraberken babam dediğim şahıs aradı. “Beni oraya getirtme, rezil ederim seni. Okuldan alır, eve kilitlerim” dedi. Telefonu kapattığımda, arkadaşım babamın söylediklerini üzerine alındı. “Beni arkadaşın olarak istemiyorlar sanırım” dedi. Arkadaşım gittikten sonra ağladım.

Mezuniyette giydiğim elbise dışında hiçbir şeyim yoktu. Mezuniyet töreni boyunca ailemle birlikte olmama rağmen, mezuniyet dönüşünde babam elbisemi kastederek “1 seferlik izin verdim” dedi. Sanki ondan izin isteyen varmış gibi.

Çocukluğumda da şiddet gördüğüm zamanlar olmuştu. Hiç unutmam, bir keresinde derste işlenen bir konuyu Google’da arattım. Konu, çocukların yasal haklarıydı. Babam dediğim herif geçmişte aranan web sitelerini görmüş, bana bağırdı. Şimdi tüm bunları daha ağır bir biçimde yaşıyorum. Mezunum ve staj dışında bir iş tecrübem yok. Çalışmam konusunda devamlı baskı yapılıyor. Oysaki ben tekrar üniversite sınavına hazırlanacaktım. Annemin yine bana “Sen delisin, hastaneye senin gibiler geliyor, görüyorum. Baban gelsin, imza atıp seni hastaneye yatıracağım” dediği, fiziksel özelliklerimi kullanarak “Ayı, kimse seni sevmiyor. Hiç arkadaşın yok. Yakında o kapılardan geçemeyeceksin” diyerek hakaret ettiği bir gün kapımı kilitledim. Ertesi gün kapı kolunu söktüler. Bir süre sonra beni kardeşimin odasına, kardeşimi de benim odama koydular. Beni küçücük odaya gönderdiler. Dolapta duran eşyalarım bile onlara batıyor. “Çıkar benim aldıklarımı o zaman, git kutuya koy eşyalarını gerekirse” diyor babam kızdığı zaman. “Kocaya verir geçerim” diyor, 10 dakika sonra “Evlendirmem bak” diyor. Giydiğim mayolara karışıyorlar. Normal bir mayo giysem bile üzerine bir şort ve bir ince mayo tarzında kumaş giydirip komik bir görüntü oluşturuyorlar. “Ben izin vermem, baban da izin vermez” diyor annem. Zihinleri hastalıklı. Ve benim, bunların arasında delirmeme ramak kaldı. Zaten normalde de yüzlerini görmeye bile tahammül edemiyordum.

Korona salgını yüzünden iyice sinir stres sahibi oldum. Daha bugün bulaşıkları yerleştirip odama geçmişken, tekrar yemek yiyip bulaşık çıkarmışlar. Laptopta oyun oynarken babam dediğim varlık gelip “Senin yapacağın işleri annen yapıyor” dedi ve beni dövmekle tehdit etti. “Ver şu laptopu” dedi. Artık öyle tiksiniyorum, onlara öyle tiksinç gözlerle bakıp onlardan öyle nefret ediyorum ki; bu kelimelerle tarif edilemez. Bir kere bile bir arkadaşımda kalmadım. Hiç geç vakitlerde arkadaşlarımla aktivitelere katılmadım. Hiç saçımı boyamadım. Makyaj bile yapmıyorum. Oldukça sade ve sıradan giyinmeme rağmen pantolonumda hafif bir açılma olsa, belimden düşse, siyah atletim gözükse “Ört g.tünü başını” diye söyleniyorlar. Bu aralar en fazla 2 öğün yiyorum, yediğim yemek bile onlara batıyor. Her konuya bir kulp buluyorlar. Kendileri istedikleri her haltı yaparken, söz konusu ben olduğumda “Ben anneyim, ben babayım” diyorlar. Benden 5 yaş küçük kardeşim, benim şu an bile sahip olamadığım imkânlara sahipken; ben bunu belirttiğimde “O erkek” kulpunu uyduruyorlar. Beni bir hizmetçi olarak görüyorlar. Kendileri oldukça pasaklı ve dağınıklar ama benden arkalarını toplamamı bekliyorlar. Liseyi İmam Hatip’te okudum. O zamanlar bile okulda devamlı beni ararlardı. Artık hepsinden tiksiniyorum. Benim için tek yol ekonomik özgürlüğümü kazanmak. Derslerde bir temelim yok ve bu yıl son şansım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Delirmek üzereyim. Çok karışık yazdım ancak kendimi başka nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.

(Görsel: Paul Klee)

Comments (10)

  1. Selam. Yazdıkların beni gerçekten çok üzdü. Dertleşmek, sohbet etmek istersen eğer konuşabiliriz. Seni dinlemeyi çok isterim

  2. Merhaba. Yaşadıklarınız gerçekten çok üzücü. Sakın pes etmeyin ve bir an önce ekonomik özgürlüğünüzü kazanın. Siz hukuki olarak reşit bir bireysiniz, Eğer aileniz daha da ileri giderse hukuki olarak yardım alabilirsiniz. Çünkü artık bu durum aile içi bir sorun olmaktan çıkıp suça dönüşebilir. Hakkınızı arayın, asla boyun eğmeyin. Umarım tekrar bu siteye dönüp her şeyin yoluna girdiğini yazarsınız. Size tüm kalbimle iyi şanslar diliyorum.

  3. seninle dertleşmeyi çok isterim. instagram adım neruda2165

  4. nisa meryem cebe

    merhaba yazdıklarını okurken çok üzüldüm.Eğer dertleşmek istersen bana yazabilirsin instagram nisa_cebe

  5. Böyle bir hayatın olduğu için çok üzgünüm ama sen gerçekten çok güçlüsün bunu Bi polise falan söylemelisin bence umarım istediği yeri kazanırsın ve onları Bi gün karşılarına geldiğinde utandırıraın iyi şanslar unutma arkanda olan kişiler var yalnız değilsin?

    • Polise gitmenin bir faydası olabilecegini düsünmüyorum. Yine de çok teşekkürler.

  6. Hikayemiz çok benziyor gerçekten.

  7. Merhaba! , bu itirafın sahibi benim. Bu yazıyı yazdıktan sonra bile birçok olumsuz durumla karşılaştım. konuşmak isteyenler icin twitter hesabım : d_evrimhatun

    Yazıyı burada bitirmeden önce bu yazı yayımlandıktan sonra yaşadıklarımdan ve bu yazıda ki ufak bir hatadan bahsetmek istiyorum.

    Öncelikle yazım yanlışı olan kısım;

    “Mezunum ve staj dışında bir iş tecrübem yok. Çalışmam konusunda devamlı baskı yapılıyor. Oysaki ben tekrar üniversite sınavına hazırlanacaktım.
    Annemin yine bana “Sen delisin, hastaneye senin gibiler geliyor, görüyorum. Baban gelsin, imza atıp seni hastaneye yatıracağım” dediği, fiziksel özelliklerimi kullanarak “Ayı, kimse seni sevmiyor. Hiç arkadaşın yok. Yakında o kapılardan geçemeyeceksin” diyerek hakaret ettiği bir gün kapımı kilitledim. Ertesi gün kapı kolunu söktüler. Bir süre sonra beni kardeşimin odasına, kardeşimi de benim odama koydular. Beni küçücük odaya gönderdiler. Dolapta duran eşyalarım bile onlara batıyor. “Çıkar benim aldıklarımı o zaman, git kutuya koy eşyalarını gerekirse” diyor babam kızdığı zaman. ”

    dizesinde ki son cümle. “babam kızdıgı zaman” degil , “annem kızdıgı zaman” olmalıydı.

    Bu yazı yayımlandıktan sonra yaşadıklarımdan bahsedecek olursak;

    **Bu dizeleri sizlerle bulusturdugumda , bir seylerin üniversite kazanarak degisebilecegi düşüncesi zihnimde hakimdi. Uzaklaşmanın tek yolu buydu. Ancak üniversite sınav sonucları acıklandıgında dogal olarak düsük not aldıgımı gördüm. Çünkü ev ortamında calısmak pek mümkün degildi. Sürekli demoralize oluyordum. Aklımda yalnızca uzaklasmak vardı. Bu yüzden hangi bölüm ve nereye gidecegim önemli degildi. Ancak tahmin edebileceginiz gibi daha sonrasında üniversite tercihlerime de karıstılar. Sadece bulundugum ilde tercih yapmam gerektigini soylediler. Isler istedigim gibi ilerlemedi açıkcası.

    Sınav sonuçlarının açıklandığı ve dgs sınavına kısa bir süre kaldıgı gün annem sırf yapmamı istedigi bir ev isini yapmadıgm icin söylenmeye basladı.
    O gun aramızda bir gerginlik yaşadık. diger odadan kosarak üzerime geldi ve bana el kaldırdı. Üzerimde ki tisortu yırttı. Bir süre sonra tekrar gerildigimizde bana “orospu” ; “copcu ol insallah” gibi sözler sarfetti. üzerime pervaneyle yürüdü ve tekrar üzerimde ki tişörtü yırttı. Bizi anannem ve kardesim ayırmıştı. Bunları hak edecek bir kelime de sarfetmemistim. sadece kufredip ardından saygısız dediginde “küfreden sensin saygısız olan benim, evet” gibi yanıtlar vermistim. Herneyse bu olayı anlatma sebebim neden defalarca ders calısmayı bıraktığımı anlamanız icin.

    Yakın zamanlarda yasadıgım birkac durumdan da örnek vermek isterim;

    yazının daha fazla uzamasını istemedigim icin olayları anlatmak yerine bana sarfedilen cümleleri anlatacağım yazımın bu bölümünde.

    “hizmetci ol , essek gibi calış”

    “Senin hicbir zaman kendine ait paran olmaz anca biz ölecegiz bizden birkac bir sey kalacak öyle..” -babam bile demek istemedigim sahıs

    “g*tune kazık mı caktık calıssaydın” – annem
    “tabi senin para kazancam diye am*n yanmıyor” -annem

    “türkiyenin en rahat kızısın” ??? -babam
    “2 yıldır ses etmiyoruz”
    “Sana su kadar para harcadım” gibi sacma sapan cümleler.

    **Ben tüm bu olanlardan yola çıkarak, baktım bu sekilde olmayacak. hiç istemedigim bir iste olsa sırf onları hayatımdan çıkarmak için bir kursa kaydoldum. kurs biteli aylar oldu.

    **Bir süre önce, aylardır evde oldugum icin tuvale resim yaparak zamanımı geciriyordum. uzun bir aradan sonra, evden kırtasiye alısverise gitmek icin cıkmak istedigimde; annem bagırarak sürekli darlayan, sorgulayan sorular sordu. asansöre yeni bindigimde babam aradı “nereye gidiyorsun , isim ver” “bilmem lazım” seklinde, böyle bir hakkının olmadıgı halde hesap sordu.
    fazla üzerime geldikleri için “carsıya gidiyorum, alacaklarım var. Bu kadar basit..” seklinde yanıt verdim. “Aklını basına al” dedi.

    daha sonra telefonla arkadasıma durumu anlatarak rahatlamaya çalıştım. Otobüsten indigimde annemin takip ettigini gördüm. Arabayla pesimden gelmis! sonra aradı ve tekrar tartıştık. O gün eve bile gitmemeyi düşünmüstüm ama kalacak yer ve Ekonomik özgürlügüm yok.

    **bir gün babam odama gelip su sözleri kullandı.

    “ya evi isi ütümü yaparsın ya da s. git bu evden”
    “mecbur muyuz biz sana, git devlet baksın” ( Ama ben onlara mecburmuşum gibi davranıyorlar, çok garip..)

    “git , istemiyoruz seni”
    ben de yukarda bahsetmis oldugum kursu bahsederek, İse girince gidecegimi söyledim.

    “Senin hicbir zaman isin olmaz” ; “kimse seni ise almaz” ; “nereye gideceksin” ; “gidebilecegin yer mi var” yanıtlarını aldım. Aynı esnada, annem de “öl, öldü derim en azından ” seklinde yanıtlar verdi.

    Bu olaydan birkac gun sonra, sabah saatlerinde, birkac saatligine evden habersiz cıktım. telefonumda 5 cevapsız arama ve 1 mesajla karsılastım.
    mesaj, babam bile demek istemedigim sahıstan;
    “Alooo , niye acmıyorsun telefonunu” güler misin , aglar mısın..

    babam aksam eve geldiginde cok iyiligimi dusunuyormus gibi “neden haber vermedin” , “izin aldın da göndermedik mi” , “biz burda essek bası mıyız” , “basına bir sey gelse nerde oldugunu nereden bilecegiz” seklinde hesap sordu.
    daha birkac gün öncesi evden kovan onlar degilmis gibi. “Başıma gelen en büyuk şey sizsiniz” diyemedim…

    Simdilerde de
    “Sen calıs, bize bak” , “sen calıs biz yiyelim” , “yanına geliriz”
    seklinde obsesif cumleler kuruyorlar. Gidecegim sehre geleceklerini soyluyorlar. Benim işe girme amacım zaten onları hayatımdan çıkarmak. Yoksa ne anlamı kaldı ki?
    Gerçekten aklımı yitirmek üzereyim.
    Bu evde bana biçilen rol hizmetcilik ve onların kuklası olmak.

    Kurs biteli aylar oldu. dün sınava girdim. Sınavı kazanıp, iş bulacağım bile net değil. Sonuçlar mart ayında açıklanacakmış ve 2 gün sonra da uygulamalı sınavım var. Umarım geçerim. Ve bir gün buraya onları hayatımdan çıkardığımı yazmayı başarabilirim..
    Yazımın bu noktasına kadar eşlik ettiğiniz için teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.