Sırdaşım, dostum, her şeyim olmuş insan; saçlarımı açtım benden diye soğumuş.

Hayatta, kendimi bildim bileli her zaman araştırmaya ve okumaya düşkün bir insan oldum. Babam bana çok düşkün olmakla birlikte, her zaman beni koruma içgüdüsüyle hareket eden birisi oldu. Ailemde hiç kimse, hiçbir zaman kararlarıma karışmadı. Liseyi bitirip 18 yaşına girince ilde dereceye girdiğim için dershanelerden teklif geldi. Birini seçip gittim. Zamanla üniversite sınavına çalışmanın ağırlığı ve o üstümdeki baskısı, beni maneviyata yöneltti. Arkadaşlarımın tavsiyesiyle bazı dini sohbetlere katılmaya başladım. Bu sohbetler zamanla kendi saçlarımdan bile nefret etmeme neden oldu. Çünkü bu sohbetlerde; ayağına çorap giymeden namaz kılan bir insanın ayağına bakınca ayaklarının ters döndüğü anlatılıyordu.

Zamanla ergenliğin vermiş olduğu duygularla, saçımın açık olmasından dolayı suçluluk hissetmeye başladım ve bir sabah ailemde dahil kimseye demeden başörtüsünü takıp evden çıktım. Ayaklarım iki ileri bir geri gidiyordu, yolun yarısında vazgeçip eve dönecekken “Şimdi yapamazsan, hiç yapamazsın” diyerek arkadaşlarımın yanına gittim. O günü bir şekilde öyle geçirdim. Babam bu kararımı duyunca istemedi, üniversitede zorlanacağımı söyledi. Ben de yine kararlı bir şekilde devam ettim. 4 yıllık üniversite hayatımı bu şekilde geçirdim. Ara sıra başörtüsünü çıkarma fikri aklıma gelse de hem çevremden çekindim hem de doğrusunun bu olacağı yönünde kendimi ikna ettim sürekli.

Üniversiteden mezun oldum. Eve geldim, ara sıra iş aradım ve ara sıra bir iki işte çalıştım derken 3 sene geçti. Ve şimdiki yaşım olan 27 yaşına geldim. Sürekli internette takılmaya başladım ve yine kendimi bir araştırma sürecinde buldum. “Bunu neden yapıyorum? Saçı açık olanla kapalı olan arasında ne kadar fark var” gibi düşüncelerle kendimi sorgulamaya başladım ve artık böyle olamayacağımı, yaptığım bu şeyi aslında bir kabul görme ve korku unsuru olarak yaptığımı fark ettim. 10 yıldır hayatımda olan erkek arkadaşıma, en güvendiğim adama; bu konuyu açtığımda, beni yadırgadı. Bunu istemediğini ve içinde bir burukluk olacağını söyledi. “Ben böyle rahat edemiyorum artık” dediğim için beni “Rahatın bu kadar önemli mi” diye sorguladı. Sanki rahat olmayı istemem suçmuş gibi. Ona şekilcilik yapmamasını söyledim, bu laflar için bile aramızda tartışmalar oldu. Bir şekilde onu ikna ettim ya da ikna ettiğimi sandım ve 8 yıl sonra başörtüsünü çıkardım.

Dışarı çıktığım ilk gün; saçlarım rüzgarla buluşunca kendimi nasıl tarifsizce iyi hissettiğimi anlatamam. Adeta rüzgarı ensemde hissediyordum. Mutluydum, kendimi daha az görünür hissediyordum. Aradan biraz zaman geçince, sevdiğim adamla ilk buluşmamızda beni öyle gördü ve “Çok tuhafıma gittin” dedi, bu söz içimi burkmuştu. “Ben yine aynı benim, bir saç teliyle karakterim değişmedi” dedim ama o bana sanki başka birisiymişim gibi baktı. Aramızda soğuk rüzgarlar esiyordu. Ben konuştukça “Feministler gibi konuşuyorsun” şeklinde laflar söylemeye başladı. Nişan hazırlığı yaptığım adam, sanki başka birisiyle tanışmış gibi davranmaya başladı. İzin gününde, evine gittikten 3 gün sonrasında, benden ayrılmak istediğini söyledi. Sebebini sorduğumda “Sen kendi kendini bitirdin” dedi. Önceleri anlamadım ama bana bu yaşananları tek tek bahane olarak sunmaya başladı, en son buluştuğumuzda “Benim evleneceğim kadın bu mu” demişti. Ve bu adam benim yıllardır en güvendiğim insan. Sırdaşım, dostum, her şeyim olmuş insan; saçlarımı açtım diye benden soğumuş. Ailem karışmıyor dediğim için onu önemsemediğimi düşünmüş.

18 yaşından 27 yaşına kadar, o var diye hayatıma kimseyi sokmadım. Kimseye bakmadım, planlarımı ona göre yaptım. Sırf tayini çıkmadan evlenelim diye iş planlarımı erteledim. “Bir işim olmadan evlenmem” diyen ben, çok sevdiğim için evlenmeye karar vermiştim lakin şimdi beni terk etti; hem de böyle sebepler önüme sunarak. Şimdi çok acı çekiyorum, evet, hayallerim onunla birlikte yarım kaldı. Geleceğe dair planlarımı ertelediğim, sınavlara evleneceğiz diye çalışmadığım adam; türlü bahaneler sunarak beni terk etti. Ve bu adam; yıllarca benim için her şeyi yapan, bana her konuda destek olan insandı. Kimse gittiğine inanamadı. Evet, ben de hala inanamıyorum ama “Geri dönüşü yok” dedi ve gitti.

Şimdi işsizim ve en güvendiğim insan yanımdan gitti. Evet, acı çekiyorum ama biliyorum ki bu acılar zamanla beni olgunlaştıracak. Eğer bu kararları almasaydım belki ileride daha acı şekilde tecrübe edecektim, bilemiyorum. Nişan arifesinde acı bir şekilde ani olarak terkedilince ayna karşısına geçip kendime şu soruyu sordum:

Ey saç tellerim! Sen nelere kadirsin böyle, yıllarca sen mi yürüttün bu ilişkiyi yoksa ben mi?

(Görsel: Owen Gent)

Comment (1)

  1. Umarım hemen atarsın üstünden bu hüzünlü hali. Eminim çok daha iyisini hak ediyorsundur. Eğer böyle bir karar aldığın için gidiyosa bırak gitsin zaten. Belki de ilerde seni daha çok rahatsız edecek bir konuda aynı tavrı gösterip gidecekti. Üstüne düşünerek aldığın, seni mutlu eden bi kararına böyle tepki göstermesi bahane gibi duruyo yani. En kısa zamanda iş bulacağına inanıyorum eminim çok güçlü bir kadınsındır. Gerçekten de her zaman en kötü hissettiğimiz anlardan hemen sonra güzelliklerle karşılaşmaz mıyız? İçtenlikle söylüyorum bunları ve kocaman sarılıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.