Kapalıyken bir tane bile fotoğrafımın olmasını istemiyordum.

Burada çok fazla hikâye okudum ve ben sanırım farklı bir bakış açısından bahsetmek istiyorum: akıl sağlığı ve psikoloji. Galiba biraz uzun bir yazı olacak ama umarım sonuna kadar okuyanlara bir faydam dokunur.

Öncelikle herkes gibi başımdan geçenleri özetleyeyim. Şu anda 19 yaşındayım. 13–14 yaşımdayken kapandım. Ailem, okulum, çevrem her zaman muhafazakâr insanlardı. Ailemde açık kimse yok, sadece 1–2 tane çok uzak akraba açık. Etrafımdaki herkes namaz kılar, oruç tutar, bütün ibadetlerini yapar. Dindar insanlar. Ben de böyle bir ortamda büyüdüğüm için küçükken hep gördüğüm, öğrendiğim şeyler bunlardı. Buna rağmen kendimi bildim bileli hep gelecekteki kendimi açık hayal ettim, ileride kapanmam gerektiğini bildiğim halde… 8 yaşlarımda oje sürdüğümde annem kızardı ve sürmeyeyim diye derdi ki “Çok küçüksün, büyüyünce yaparsın”. Kandırıldığımı hissediyorum bunları hatırladıkça. Her küçük kız bir an önce büyüyüp makyaj yapmak ister, oje sürmek ister, topuklu ayakkabı giymek ister, güzel kıyafetler giymek ister ve bizim gibiler de büyüyünce bunları asla yapamadıklarını anlarlar.

9–10 yaşlarımdayken kuzenimle Kuran kursu tarzı bir yere gidiyorduk yaz tatilinde. Burada namaz kılmaya başlamıştık ve bir hevesle başörtüye heves sarmıştım, çocuğuz işte. Okulum da muhafazakâr bir okuldu, anaokulundan lise sona kadar. En sevdiğim öğretmenlerim de hep başörtülüydü. Oradan da gelen bir hevesle evde annemin başörtülerini alıp oyun oynardım, ben kapanacağım, falan derdim. Bunlar sanırım annemin, babamın aklında epey yer etmiş ama sadece her şeyden etkilenen küçücük bir çocuk olduğumu unutmuşlar. 12 yaşıma geldiğimde başörtüden aşırı uzaklaştım. Nedeni sosyal medya ve internet. Çünkü ilk defa başka hayatlar görüyordum. İlk defa muhafazakar olmayan insanların nasıl yaşadığını görüyordum. Çok değişik ve hoş gelmişti bu bana ve asla kapanmak istemediğime karar vermiştim. Çünkü aynı zamanda kapalı insanlara olan önyargıları, tavırları da görmüştüm sosyal medyadan. Hayatın gerçekleriyle yüzleşmeden, hayatın gerçeklerini görmüştüm sosyal medyada. Sonra liseye başlarken annemlerin söylenmelerini daha fazla erteleyemedim. Yıllarca alttan alttan yapılan psikolojik baskıların sonucu olarak kapanmama şansımın olduğunu bilmiyordum. Bana kimse bir seçeneğimin olduğunu söylemedi. Kimse “Kapanmak istiyor musun?” diye sormadı. Direkt kapanacağım ve bunu istediğim varsayıldı. Ben de sesimi çıkaramadım. “İstemiyorum” diyemedim çünkü sürekli “Ne zaman kapanacaksın?” sorularını erteliyordum ve artık liseye de geldiğim için elimde bahane kalmamıştı. Kapanmak zorunda kaldım bir şey demesinler diye. Zaten dediğim gibi, ileride illa ki kapanacağım, diye düşünüyordum, başka bir seçeneğimin olduğunu düşünmüyordum. O yüzden ben de “Hazır liseye geçiyorum, kapanayım bari.” dedim ve istemeyerek kapandım.

İlk günden beri nefret ediyorum. Her saniyesinden nefret ettim. Kapalıyken bir tane bile fotoğrafımın olmasını istemiyordum. Mezuniyet fotoğraflarını bile istemeyerek, annemin zoruyla çekildim. Kendimden her gün yavaş yavaş daha da nefret etmeye başladım. Kişilik olarak zaten çok dışa dönük bir insan değildim, kapanmak beni iyice kabuğuma çekti ve kimseyle konuşamaz oldum. Arkadaşlarım yavaş yavaş benden uzaklaştılar. Bir daha da hiç arkadaşım olmadı. Liseden beri her geçen gün psikolojim daha da mahvolmaya başladı ve bunu asla sadece başörtüye bağlamıyorum. Başka nedenler de vardır elbet ama benim gözümde en büyük etken başörtü. Çünkü hayatımın birden boka sarması ile başörtü takmaya başlamamın aynı zamana denk gelmesi ve bir daha hiç düzelmemesi tesadüf olamaz?

Şimdi asıl konumuza gelelim. Başörtü taktığımdan beri hiç arkadaşlarım olamadı, aramın çok iyi olduğu ailem ile birden aşırı uzaklaştık ve birbirimizi anlayamaz olduk, kendimden nefret etmeye başladım, hiçbir şey yapamaz oldum, dışarıya bile başörtü takacağım diye çıkamaz oldum, insanların beni böyle görmesini istemedim, her gün ölmek için dua ettim vs. Yavaş yavaş akıl sağlığım elden gidiyordu ve bundan haberim yoktu. Gelir geçer, diye düşünüyordum. Ergenlik, diye düşünüyordum. Yanılmışım.

Arkadaşlar, akıl sağlığınız çok önemli bir konu ve bunu sakın göz ardı etmeyin lütfen. Fiziksel bir ağrı olduğunda hemen önemsenir, doktora gidilir ve ne gerekiyorsa yapılır. Akıl sağlığına da aynı şekilde davranmamız lazım ama bizim milletimiz bunun pek farkında değil ve psikiyatriste veya psikoloğa gidince adınız “deli” oluyor. Bu tabuyu kırmak zorundayız. Gerçekten yardıma ihtiyacımızın olduğunu kabullenmek zorundayız. Benim için bunu kabullenmek çok zor oldu. 5 sene iyi olmayı bekledim. Başörtüyü, kendimi sevmeyi bekledim. Büyüyünce geçer, dedim. Üniversiteye geçerken çok büyük hayallerim vardı. Sizin de var, bir sürü öyle hikâye okudum, herkes üniversiteyi bekliyor iyi olmak için. Çok büyük bir hata. Bazı şeyler öyle kendiliğinden, umutlarla düzelecek şeyler değil.

Üniversiteye başlarken belki arkadaşlarım olur, başörtüsünü çok problem etmem, daha iyi olurum, derslerime çok çalışırım, gibi şeyler düşünüyordum. Hiçbiri olmadı. Benim kırılma noktam burasıydı işte. Dayanamamaya başladım hiçbir şeye. Ama asla annemlere kapalılıkla ilgili düşüncelerimi belli edemiyordum çünkü bir keresinde bir olay yaşamıştık ve bana “İsteyerek kapanmadın mı sen?” diye sorduğunda “Hayır.” dedim ve oturdu saatlerce ağladı. “Küçücük bir cevaptan bile bu kadar kötü oluyorsa ben nasıl bu düşüncelerimden bahsederim?” diye düşünüp durdum hep. Zaten asla söyleyemem diye de hiç açılmayı düşünmedim. Hep hayallerimde olduğum “ben” olmayı gerçekte yapabileceğimi düşünmedim. 2 ay öncesine kadar… Annemler sonunda bende bir şeylerin hiç normal olmadığını anlayıp benimle konuşmaya karar verdiler. Ben de kendi kendime bütün cesaretimi toplayıp kendimde bir şeylerin normal olmadığını ve yardıma ihtiyacım olduğunu kendime anlattım. Ve sonunda annemler beni psikiyatriste götürmeyi kabul ettiler. İlk anlattığım konu direkt başörtüsünün beni ne kadar rahatsız ettiği ve kendim gibi olamadığımdı. Bir seans sonunda bazı testler yapıldı ve obsesif kompülsif bozukluk, depresyon ve anksiyete tanısı konuldu. 2 aydır ilaç kullanıyorum ve kendimi çok daha iyi hissediyorum. Aynı zamanda bir psikolog ile de görüşüyorum arada. Psikoloğa giderken aklımda hala hiç açılma düşüncesi yoktu çünkü ailemin anlamayacağını biliyordum. Yapamam, diye düşünüyordum. Psikolog bana bu konuda çok yardımcı oldu, aileme benim yerime o söyledi. O kadar rahatlatıcıydı ki bu. Üstümden büyük bir yük kalkmış gibi hissettim. Sonra tabii ailem benimle psikolog görüşmesinden sonra sonra uzun bir konuşma yaptı ve konuşmanın sonu kavga ile bitti. Annem de babam da çok ağladılar. Hala da her gün ağlıyorlar ama bir yandan da benim iyi olmamı istiyorlar. Çünkü ne kadar yıprandığımı da görüyorlar sanırım. Ben de bundan ve psikologdan güç alarak yaklaşık 1 aydır ciddi ciddi açılmayı düşünüyorum. Her gün. Beynimi yedi bu düşünce artık. Derslerime odaklanamaz oldum bu düşünceden dolayı. Çünkü zor bir karar. Bütün hayat tarzını etkileyecek bir olay ve insan, alıştığı şeylerden kopmaktan güçlük duyar. Sonra kapalı kalmaya karar verdim ve ardından bu düşüncenin beni ne kadar kötü hissettirdiğini fark ettim. Eğer kapalı kalırsam hayatımda hiçbir şeyin değişmeyeceğini, istediğim gibi olamayacağımı fark ettim. bir yandan da açılmak istemedim çünkü dinden zaten uzaklaştım, iyice uzaklaşacağım, korkusu vardı. Hayatım acaba nasıl değişir, ne şekilde değişir, endişesi vardı. Artık, insanların ne dediği de umurumda değil. Beni her halimle kabul etmeyen insan zaten hayatımda olmasın daha iyi. Çok fazla çevrem de yok zaten. O yüzden böyle bir karar alırken çevre ne der diye düşünmeyin asla, kendinizle düşünün hep. Siz nasıl daha iyi olacaksanız o şekilde karar alın. Gerekirse psikoloğa gidip yardım alın. Önemseyin bu konuyu. Psikoloji çok önemli bir konu ve insanın yaşamını derinden etkiliyor.

Benim şu anda açılmak için ortamım hazır ama sürekli kendi içimde bir “Acaba?” var. Kendime bunun geri dönüşü olmayan bir yol olmadığını hatırlatıyorum her seferinde. Allah nasip ederse ileride isteyerek kapanmak hem benim için hem de dini açıdan çok daha güzel olur. İstemeyerek, zorla takılan başörtünün ne hayrı var ki bilmiyorum. Namaz kılmayınca kimsenin umurunda değil çünkü bu Allah ile senin aranda olan bir şey, dışarıdan görünen bir şey değil. Ama başörtüye sıra geldiğinde, aman yapma etme, önemli başörtü. Namaz önemli değil mi o zaman? Açılıp kapanmak neden bu kadar abartılıyor anlayamıyorum. Bunun da kimseyi ilgilendirmemesi gerekiyor. Allah ile senin aranda olması gerekiyor. Bu yüzden açılmaya karar verdim. Kendimi iyi hissedecek şekilde yaşamaya karar verdim. Hayat çok kısa ve her şey gerçekten o kadar boş ki… İnsanların beni artık bu dini kalıpta, olmadığım biri gibi görmesini istemiyorum.

Yarın psikoloğuma gidip kararımı verdiğimi söyleyeceğim ve ailemle konuşmasını isteyeceğim. Çünkü ben yüzlerine karşı nasıl “Açılacağım.” derim bilmiyorum. Çok fazla kişiyi üzeceğim ama ama hayatımın sonuna kadar sürekli benim üzülmem daha mantıklı değil. Zaman çok güçlü bir şey, insanlar her şeye zamanla bir şekilde alışıyorlar, bu fikrime de alışacaklardır bir gün.

Daha fazla düşünmek istemiyorum. Yoruldum ben artık kendimden.

(Görsel: Alice Neel)

Comments (2)

  1. Hislerimizin çok yakin olduğunu fark ettim ve yazın bana çok fazla cesaret verdi.Zaten yakin bir zamanda psikologa gitmek istiyordum ve onun ailemle konuşmasını sağlamak cidden bana da inanılmaz iyi gelecektir.burdaki yazıları genelde gece ağlayarak okurdum ama bunu aşırı kendime güvenle okudum.Umarım kim olmak istiyorsan olursun.yazın icin teşekkürler büyük ihtimalle ben de buna benzer bir şeyi 2 yila yayarak uygulayacağımhshdhs sevgilerr <3 yalnız yürümeyeceksin<3

  2. Ben de 15 yaşında kapandım annemin zoruyla. Hatırlıyorum o pazartesi kapalı gitmezsem neredeyse dayak yiyecektim. Aslında nasıl olsa kapanacağım yapayım o zaman demistim. Kendimi o kadar yabancı hissettim ki 3 yıl boyunca düşüncelerle boğuştum . Derslerime ağırlık veremedim . Daha atilgandim önceleri hep bir geri çekildim. Lisem hiç istediğim gibi geçmedi. Mezuniyete katılmadım. O halimdeki fotoğrafımı gormek istemiyordum. Zaten bir gün açılacağımı anlamıştım. O ara hiç kapalı fotografimi paylaşmadım. Üniversite sınavına girecektim o ara açılamadim. Sınavdan hemen sonra acildim zor oldu çok düşündüm hep bir acaba vardı ama bir hareketle her şey oluyor. Şimdilerde 19 yaşındayım. 2 yıldır mezunum hayalimdeki bölüm için sınava hazırlanıyorum hala . Istediğim gibi çalışamadım. Panik atak bozukluğu cıktı bir de. Ben senin gibi psikologa gitmeyi çok düşündüm. Ailem şimdi de başımıza bunu çıkarma gibi düşünüyor. Oysa o kadar yardim edilmeye ihtiyacım var ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir