Beni başımdaki bir örtü yüzünden sevdilerse, bu saatten sonra hiç sevmesinler.

Öncelikle merhaba, benim de hikayem herkesten farksız… Ben de burada olan herkes gibi başımdaki örtüyü çıkarmak istiyorum. Ama bazen istemek yetmiyormuş, bunu anladım çünkü nereye kadar isteyebilirdim ki?

Aslına bakarsanız benim hikayem ben doğmadan yazılmıştı. Çünkü bu ailede olan herkes belli bir yaşa geldiğinde zorla ya da isteyerek başını kapatıyordu. Yani sizin ne istediğiniz hiç kimsenin umurunda değildi. O zamanlar daha çocuktum ve baskılar aslında o zaman başlamıştı. Babaannem, halamgil ve tüm akrabalar, herkes benim ne zaman kapanacağımı sürekli soruyordu. Ben de sürekli; “Ben asla kapanmayacağım.” diyordum. Çünkü benim yaşamak istediğim hayat bu değildi. Ben bir örtüyle hayatımı sınırlandırmak istemiyorum. Bir kılıfa konmak istemiyorum. Neyse, ailem ise; annem dinin gerekliliğini elinden geldiğince yapan biri. Babam ise tam tersi, annemden çok farklı; namaz kılmaz, Kuran’ını okumaz, bir tek Ramazan ayı geldiğinde orucunu tutar. Camiye, Cuma’ya falan gitmeyen bir insandı. 7. sınıfa gidiyordum. Annem sürekli bana soruyordu; “Ne zaman kapanacaksın?” diye, ben de; “Daha zamanı var, şimdi değil.” gibi cümleler kuruyordum.

Çünkü benim için ne kadar geç olursa o kadar iyiydi. Bir gün artık annem dayanamadı ve 8. sınıfa geçtiğim dönemde daha fazla baskı uygulamaya başladı her şekilde. Zaten başım açık olduğu zamanda giyeceklerim, hareketlerim, kısacası her şeyim kısıtlıydı. Bir gün annem aldı karşısına beni ve konuşmaya başladık. İşte, beni kapanmaya ikna etmeye çalışıyordu. Sana kapanırsan şöyle kıyafetler alacağım, şöyle makyaj malzemeleri alacağım, daha güzel olursun, falan diye söylüyordu. Ben de o an; “Anne ben kapanmak istemiyorum.” dedim; “Bak her şeyi yaparım ama lütfen benim başımı kapatma.” dedim. O da dedi ki; “Hayır, sen kapanacaksın. Bak herkese, nasıl başını kapatmış sen de onlar gibi olacaksın.” dedi. Yani bana hiçbir seçenek falan bırakmadı. En son karar olarak; “Liseye geçtiğin zaman hemen kapanacaksın.” dedi. Bu arada annem de babaannemgil tarafından sürekli laf yiyordu benim başım açık olduğu için.

Önceden hep şey zannederdim; saçı açık olan herkes cehenneme gidecek. İşte çocukluk aklı ve çevreden dolayı bu düşüncem. Kendime sürekli şu soruları soruyorum; “Benim inandığım yaratıcı Tanrı, ben bir başımı kapatmadım diye beni cehenneme atacak biri olmamalı. Bunca büyük günahlar varken, kul hakkı gibi mesela, ben bir erkek benden tahrik oluyor diye kendi özgürlüğümden neden ödün vermeliyim ki?” Asla anlamadığım ve kimsenin tam olarak cevap veremediği bir kaç sorum var; Mesela neden bir erkek, kadının saçından tahrik olabilirdi ki? Tahrik olma olayı bu kadar basit bir şey miydi? Bir saç telinden nasıl etkilenebilirdi ki? Asla anlayamıyorum. Ben neden biri etkilenecek diye, tahrik olacak diye sürekli kendimi kısıtlamak zorundayım ki? Tanrı, erkeği ve kadını eşit yarattı. Neden o zaman kadın da bir erkeğin saçından tahrik olduğunda erkek başını kapatmıyor? Olamaz mı? Çok güzel olur valla. Herkes, işine geldiği gibi. Ben de istemez miydim saçlarımı doyasıya rüzgarda savurmak, açıp gezmek? İnanın, her şeyden çok istiyorum bunu ama olmuyor, ne yapsam başımdaki örtüyü çıkaramıyorum. Ama bir gün başaracağım ve buraya başarı hikayemi yazacağım.

Şu anlık sadece 5 dakikalık balkonda başı açık durabiliyorum, o da annem falan gelmez ise. Onlar gelirse zaten balkona çıkamıyorum da. Neyse, geçen gün böyle gece vakti balkona çıktım, herkes yatmıştı ve hafif rüzgar esiyordu. İnanın, size o anı ve o mutluluğu tarif edemem. Saçlarımı açtım ve ilk defa o gün saçlarıma uzun bir süre sonra rüzgar değmişti. Ve o an sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Çünkü asla tarifi olmayan bir şeydi. Şimdi bana diyebilirsiniz; “Aman ne kadar abarttın, alt tarafı saçına rüzgar değmiş.” Size göre çok sıradan olan bir şey benim yıllardan beri hayalimdi. Ve o hayalime adım adım yaklaşıyorum. Ve bir gün o hayalim gerçek olacak.

Yaklaşık 2 seneden beri kapalıyım, her gün okula gitmeden o şalı yapmak bana artık ölüm gibi geliyor ve aynaya bakmaktan nefret eder hale geldim. O başıma bağladığım şal gün geçtikçe beni daha fazla boğuyordu. Neyse ki şu an virüsten dolayı okullar tatil ama ne zamana kadar tatil olabilir ki? Hatta bir gün şakayla karışık anneme sordum; “Anne, ben açılırsam ne yaparsın?” diye. Uzanıyordu ve aniden uzandığı yerden kalkıp; “Niye, öyle bir şey mi düşünüyorsun? Vallahi billahi seni öldürürüm.” dedi; “Okuldan alırım, hiç kimseyle görüşemezsin, her şeyini elinden alırım.” dedi, sanki ben kötü bir suç islemiştim. Bana bu denli nefret nedendi? Oysa sadece, başımı açarsam ne olur, diye sormuştum. Her seferinde beni okulumla tehdit ediyor.

Ben çok çalışıp buradan uzakta bir yere okumaya gideceğim. Beni de ister o halimle kabul edin ister etmeyin. Siz kaybedersiniz. Ben hayatıma bakarım. Şimdi 11. sınıfa geçtim ve tek hayalim ya İzmir ya da İstanbul’da bir üniversite kazanmak. Bir an önce bu şehirden, bu mahalleden ve bu evden gitmek istiyorum. Oraya gittiğim zaman kendime tertemiz, yepyeni bir sayfa açacağım. Ve her şeye rağmen ailemin beni reddetmesini bile göze alıyorum çünkü bazen bazı şeyler için risk almak gerekiyor. Zaten bunca sene ailem, tanıdıklarım ve herkes beni başımdaki bir örtü yüzünden sevdilerse, bu saatten sonra hiç sevmesinler…

Buradan size vereceğim tek tavsiye şudur ki; sabredin kızlar biz başaracağız her şeye, herkese rağmen. Biz başaracağız. Özgürlük emek ister ve bu emeği sen göstermezsen, bir adım atmazsan hiçbir şey olmaz. Bu hayatta sadece kendin için yaşa, kendin için gez ve kendin için eğlen.. Kimsenin senin hakkında ne dediğini asla ama asla umursama ve kendinden asla hiçbir şey için ödün verme… Umarım bir gün buraya başarı hikayemi yazarım. Sizlere bir şeyler kattıysam ne mutlu bana. Bir gün o saçlar rüzgarla dans edecek…

(Görsel: Fujishima Takeji)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.