Ailemin izni olmadan kapının önüne dahi adım atamayan bir kızım.

Merhaba. Şu an odamda uzanmış, yaşadığım psikolojik ve fiziksel şiddet için çözüm arayışındayım. Burada, aniden ailesinin baskısı sonucu örtünmek zorunda kalan bir kızın yazısını okudum. Acaba ben de yazabilir miyim diye düşündüm ve şu an yazmaktayım. Benim hikayem annemin karnında başladı… Annem geçmişinden dolayı çok zor bir kadın, kendimi bildim bileli onu idare etmekle ve alttan almakla meşgulüm, ta ki liseye başlayana kadar.

Çünkü farklı insanlar tanımış, farklı düşünceler edinmiştim ve anneme olan tahammülüm yavaş yavaş azalmaya başlamıştı. Artık kendimle ilgili bir şeyler yapmak istiyor ve mutlu olmak istiyordum. Annem bu durumu fark ettiğinde çoktan huysuzlanmaya başlamıştı. Önce bu halimin ve tavrımın arkadaşlarımdan kaynaklı olduğunu düşünerek arkadaş çevreme göz dikmeye başlamıştı. Ağzımdan kimin adı çıksa o ismi aklına kazıyıp en ufak hatamda dahi o isimleri kullanarak ve “sokak kızları” şeklinde nitelendirerek benim değişimime onları sebep gösterir, beni azarlardı. Bu duruma çok üzülürdüm, çünkü arkadaşlarım gerçekten çok iyi insanlardı ve zararları yoktu. Onların ailesi benim hakkında böyle düşünse nasıl hissederdin diye defalarca uyarmama rağmen bu tavrını değiştirmedi. Hiç Arkadaşım kalmadı, çünkü kimseyle gerçek bir arkadaş ilişkisi kuramaz hale geldim ve soğudum. Arkadaşlık kurma yeteneğim kısıtlandı maalesef.

Ben büyüdüm ve ben büyüdükçe tartışmalar ve bağrışmalar git gide arttı. Çünkü ben de karşı çıkmayı öğrenmiş ve kendimi daha çok savunur hale gelmiştim. O eğil başlı, annesinden başka hiçbir şeyi görmeyen kız büyümüş ve kendi tepkilerini göstermeyi öğrenmişti. Fiziksel şiddetle dolu bir ergenlik geçirdim diyebilirim; ütü kabloları oklavalar, tarakların başımda kırılması, telefonlarımın duvara fırlatılması, sokakta maruz kaldığım azarlanmalar, bağırışlar ve yine sokakta uğradığım fiziksel şiddetler derken maymun gözünü daha da çok açtı. Artık fiziksel darbelere izin vermiyordum ama psikolojik şiddet karşısında elimden bir şey gelmiyordu, hala da bu konuda elimden bir şey gelmiyor. Ağzı sussa gözleri susmuyor çünkü. Şu an; kendimi öldürmemi isteyen, dışarıda kendimi pazarlamamı isteyen ve görüştüğüm insan için “umarım sana bir şey yapar ve kapının önüne atar” gibi dileklerde bulunan babasıyla, annesi tarafından tehdit edilen ve babasının dolduruşa gelip “seni hastanelik ederim” tehditleriyle yaşayan 19 yaşında bir kızım. Yurda gitmezsem saçlarımdan sürükleyerek götürmekle tehdit eden anneme karşı gelmeye çalışıyorum. Benden ne istediklerini bilmiyorum.

Şimdi belki de diyeceksiniz ki: “Bu kız neler yapıyor da ailesi böyle davranıyor?” O zaman size kısacık kendimden bahsedeyim; ailemin izni olmadan kapının önüne dahi adım atamayan bir kızım, küçüklüğümden beri bana aşılanan şey buydu. Aslında özgürlüğü çok seven ve insanın yaşı kaç olursa olsun tek başına bir birey olarak kabul görmesini isteyen birisiyim. Hayatım boyunca bana bunun tam tersi empoze edilmiş durumda ve bu konuda elimden hiçbir şey gelmiyor. Bu sene üniversiteyi kazandım ancak pandemi koşulları sebebiyle okula gidemiyorum. İşte benim özetim bu.

Annem geçmişinden kaynaklı çok zor bir kadın, tartışmalarımızın sebebi de bu, ancak bu durum bende anneminkinden çok daha büyük yaralar açıyor. İsterdim ki; insan ailesini seçebilsin ve dilediği hayata yaşayabilsin. İnsanın, kendi ailesinin yaşında sığıntı gibi yaşaması ve mecburiyetten barındırıldığının hissettirilmesi zor bir durum ve ben nereye gidersem gideyim bu his hep benimle beraber gelecek. Şu an sabırdan başka bir çarem yok, eğer bir gün canıma kıyacak olursam sebebi ailemden gördüğüm psikolojik baskı ve eziyettir ve bu da bir cinayettir.

Herkese sevgiler, umarım çevrenizde sizi siz olduğunuz için seven, kollayan ve sarıp sarmalayan bir aileniz vardır. Yoksa bile umarım size aile gibi hissettiren arkadaşlara sahipsinizdir. Çünkü yalnız olduğunu bilmek, hissetmek, nokta kadar değerinin olmadığı bu dünyada bütün dünyanın yükünü sırtlamakla eşdeğer…

“BİR AİDİYETİN YOK SENİN,
Cürmün kadar yer yakar, yalanın kadar konuşursun.
Ne bu ağacınsın ne de bu evin,
Şehir senin romantizmin,
Ne elinin izi durur duvarda ne de camda nefesin,
Yatağın illa toplanır,
Bir gün;
Bilesin..”

(Görsel: Alice Neel)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir