İnsanların ‘bu kesin şu partili’ düşüncesinde olmaları beni çok rahatsız ediyor.

Merhaba, internette dolaşırken bu sayfayı buldum. Herkesin farklı hikayesi, yaşadığı farklı zorluklar ve çevresinden gördüğü baskılar var. Ama bende yok, inanır mısınız? Belki aslında var ama ya çok ince işlenmiş ve bu yüzden farkında bile değilim ya da inancım ve düşüncelerim, aslında şu an olduğum kişiyi oluşturuyor.

Lise sonda üniversiteye hazırlık aşamasındayken erkek arkadaşımla ayrılmış, telefon kullanmayı bırakmış, okul-dershane-ev 3’lüsü içinde bir şeyler yapmam gerektiği psikolojisindeyken yakın arkadaşımın vasıtası ile bir gün pat diye ‘Kapanmak istiyorum’ demiştim. Aslında ailem muhafazakardı ve bir dönem kapanmayı kastederek bana “Acaba yaşın geldi mi, düşünür müsün?” gibi bir cümle kurmuşlardı; evde kavga çıkarmış ve arkadaşımda kalmaya gitmiştim. Bu yüzden ailem kapanmak gibi bir düşüncemin olmasını beklemiyorlardı ve konuyu tekrar açmamışlardı. Ama sınav dönemindeki psikolojim, çevremin zaten muhafazakâr oluşu bu kararımda etkili oldu ve bir gün anneme gidip ‘Ben kapanıyorum’ dedim, pat diye de kapandım.

Şu an 24 yaşındayım. Dönem dönem aklıma açılma düşünceleri gelse ve nefsim harekete geçse de bu zamana kadar şimdiki gibi ciddi şekilde acaba açılsam mı diye düşünmüyordum. Kendini beğenen ve güzel bulan birisiyim, çok şükür ki kendimle de barışığım. Çevremde benden sonra kuzenim kapandı ve 2 sene sonra açıldı, yukarıda bahsettiğim arkadaşım açıldı, en yakın 2 arkadaşım da açık; sanırım onları gördükçe yani rahat olduklarını gördükçe bu düşüncelerim depreşti. Dediğim gibi, kendimi hem açık hem kapalı ayrı ayrı beğeniyorum, bu düşüncelerim dış görünüşle alakalı değil. Sadece o eşofmanı çekip, saça topuz yapıp çıkma durumu. İnsanın kapalı olma sorumluluğu olduğunda dışarıda istemsiz hal ve hareketlerine bile dikkat ediyor ama ben açık olsam da kişilik ve karakter olarak böyleyim.

Annem, aklıma bu düşüncelerin geldiğini biliyor, bu zamana kadar ara ara konuştuğumuz da olmuştur. Bugün yine konusu açıldı ve annemin söylediği “Senin kararın, senin tercihin; her koyun kendi bacağından asılır” oldu. “Ben kimseye açık-kapalı diyecek değilim ama ileride pişman olma, zaten günahlarımız bol, senin tercihin” dedi. Ve işte sorun da bu, tam olarak ne istediğimi ben de bilemiyorum. İnancım ve dünya hayatım arasında kalmış gibi hissediyorum. Bir taraftan arkadaşlarıma bakıp rahat olma hissini özlüyorum. Lisede saçıma maşa yapıp giden biriydim, saçımı yapıp çıkmak da istiyorum. Açık fotoğraflarıma bakıyorum, çok beğeniyorum. Sonra bir yandan da zaten bir yola çıktım, elbette nefsim durmayacak, hırsız bile boş eve girmez, aklıma bu düşüncelerin gelmesi çok normal, sınav, diyorum. Başörtüsü, şu anki iktidarla bağdaşan bir tarz gibi de düşünülüyor ve bundan çok rahatsız oluyorum, insanların ‘bu kesin şu partili’ düşüncesinde olmaları beni çok rahatsız ediyor. Sonra bunlar dünyalık düşünceler, diyorum. Tam olmasa da elimden geleni yapıyorum, diyorum. Bu gibi düşünceler içerisindeyim ve ‘Ben tam olarak bunu istiyorum’ diyemiyorum.

Sizlere sorum; benim gibi arafta kalan oldu mu, ne yaptınız? Benim gibi ikilemde kalıp açılan arkadaşlar, açıldıkları için sonradan pişman oldu mu, yani ‘bu muymuş ya’ dediniz mi?

(Görsel: Akira Kusaka)

Comments (3)

  1. Ben de senin gibi arada kalmıştım, bunu takmak saçlarımı döküyor her şeyi düşünen tanrı sağlığımızı düşünemedi mi diye. Sonra neden hep kadınlar üzerinde baskılar kurulmuş diye düşündüm, ama şeytan beni kandırıyor diye sorgulamayı hemen bıraktım sonra covid-19 döneminde çok araştırdım ve anladım ki yıllarca bizi kandırmışlar ve sümer fahişelerinin taktığı bez parçasını dinin emri diye öğrenmişiz. Ben de başörtülüyüm (başörtülü bir ateist…) zamanı geldiğinde açılacağım ama sana tavsiyem önce içinde bulunduğun dini araştırman. Dinin gereklilikleri diye öğretilenlerin temellerini araştırdıktan sonra açılmama kararını tekrar gözden geçirmeni tavsiye ederim.

  2. Esmeralda

    @Eflatun – Kökeni sümerlere dayanıyor ama sümerdeki başörtülü kadınları bugünün mantığı ile fahişe olarak değerlendirmek doğru değil. Bu kadınlar tapınaklarda rahibe idiler ve rahibelik görevlerinin gereği tecrübesiz genç erkeklere cinselliği öğretiyorlardı. Bir çeşit öğretmenlik yani. Eğreti gelin mantığı ama günümüzdeki gibi aşağlanmıyorlar tam tersi toplum içinde oldukça üst sınıftan kadınlar olarak görülüyor ve saygı duyuluyordu. Insanlık tarihinin başlangıcı anaerkil. Göbeklitepede bulunan tanrı kadın. Insanlar tarımı kefş ettikten sonra, insan gücüne ihtiyaç duyulunca ataerkil sisteme dönüşüyor. Bu yüzden eski zamanlardaki aktif seks hayatı olan kadınlara bakış açısı şimdikinden çok daha farklı. Bir de tarihçesiyle ilgileniyorsan şu videoyu izlemeni tavsiye ederim. Yakın tarihle ilgili. Türkiyede 70lerden sonra türban günümüze kadar nasıl gelişti bir fikir veriyor. Youtubeta videonun ismi “Cengiz Özakıncı – İblisin Kıblesi, Türbanı Kim ve Nasıl Getirdi” kanalın ismi “Avustralya Atatürk Kültür Merkezi – Australian Atatürk Cultural Centre Inc.”

  3. ben de bunların hepsini hissettim .kırılma noktam sokakta yürürken eğer açık biri varsa o sokak onun hakkı gibi düşündüğümü fark ettiğim andı, yani kendimi ikinci sınıf değersiz biri gibi görmeye başlamıştım. sonrasında araştırdım islamda gerçekten başörtüsü emri var mı diye neden açıkça ayetlerde yazmıyordu?bu konuda çok ayrı görüşler var benim geldiğim son nokta ise iki tarafı dinleyip mantığımla karar vermekti.şu an başörtülü olsam da başörtüsünün farz olduğuna dair ciddi şüphelerim var gelenek olduğunu düşünüyorum. bu arada beş vakit namazını kılan biriyim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.