“Kime kendini beğendirmek için açılıyorsun, ha?”

Bu mektubun zafer mektubu olmasını gerçekten çok istemiştim ama maalesef ki olmadı. Yapamadım, yapmadım. Şansım varken bile hep bir şey beni olduğum yerde tuttu. Bugün hikayemi anlatmayacağım, sadece içimi dökeceğim çünkü artık sadece birileri tarafından anlaşılmaya ihtiyacım var, hor görülmeye veya yaşadıklarımın ciddiye alınmamasına değil.

Ben ne istiyorsa annesi ve babası tarafından kocasının evinde yapması gerektiği düşünülen bir kızım. İllaki birisi olacak başımda, beni gözetleyecek, benden sorumlu olacak. Sanki ben tek başıma bir insan değilmişim gibi. Sanki ben insanlık kriteri olarak %75 insanım da bir erkek %125 ve o erkek bir insan olabilmem için beni tamamlamak zorunda gibi. Ben tek başıma bir birey, bir insan, bir kadın olmak istiyorum oysaki.

Ben kapalı olmak istemiyorsam istemiyorumdur. Bunu zorlamanın, zorla yaptırmaya çalışmanın manası ne, gerçekten anlamıyorum. ‘Niye?’ diyorlar. Bir sebebi olmalı, diyorlar. Kime kendini beğendirmek için açılıyorsun, ha? Ah anne, ah baba. Ben sizin gibi birileri benim hakkımda bir şeyler düşünsün diye hareket etmiyorum ki… Siz burada takılıp kalmışsınız zaten. Ben artık söylediğim her bir kelimeyi, cümleyi duymak istediğiniz gibi duymanızdan, her şeyimi küçümsemenizden, evde saçım toplu değil de salık gezdim diye bile ‘sürtük’ diye sıfatlandırılmaktan gerçekten fazlasıyla bıktım.

Duymak istediklerinin ne olduğunu bilmiyorum, “Evet anne, evet baba. Erkekleri cezbetmek istediğim için açılmak istiyorum” dememi bekliyorlar sanırım. Ama maalesef o erkekler benim ilgi alanımda bile değil. Kimin benim hakkımda ne düşündüğü umurumda değil, bunu dile getirmem bile evde başlı başına bir kavga kaynağı.

Babam çok değişik bir insan. Namaz kılar ama sürekli şüphe içindedir, belli etmez. Çok akıllı biri ama gözü kör sanki. Babamla aram hiç iyi olmadı. Onun anlayabildiği şeyleri anlayamadığım için beni 7 yaşımdayken bile sanki 40 yaşındaymışım gibi döverdi. Bana yaşattığı hiçbir travmayı unutmayacağım. Aramız iyi ama bir buzdağı var sanki. Sarılamayız birbirimize ama şakalaşırız. Ama eğer o konuşmak isterse konuşmak, susmamızı isterse susmak zorundayız. Beni sevmediğini de söylemişliği var, eğer Allah’tan korkmasaymış seveceğini söylediği de. Babam benim bu hayatta hem en sevdiğim hem de en sevmediğim insan ve onun beni sevmediğini bilmek beni çok yaralıyor. Diğer insanların aile ilişkilerini kıskanmaktan yoruldum artık. Ama tüm suç babamın. Aramıza bu duvarları; onun saçma salak düşünceleri, fikirleri, yersiz öfkeleri, sinirlenişleri, şiddeti, hiddeti, travmaları, hırsları, içinde kalan her şey ördü. Hepsi babamın suçu. Her şeyi benden çıkardı; tüm üzüntülerini, hırsını, öfkesini beni üzerek, canımı yakarak, psikolojimi yıkarak dışa vurdu. Baba, çok kötü bir babasın. Keşke baba olmasaydın. Sen baba olmaya layık bir insan değilsin.

Annem hakkında pek bir şey söylemek istemiyorum. Tipik baskıcı, erkek egemenlikçi, her hareketimi ‘kaşarlığa’ yoran, yobaz ve düşünme yetisini kaybetmiş olduğunu düşündüğüm, sadece gördüğünü taklit eden ama benden pek de farklı olmayan bir insan.

Sadece bana yaşattıklarından dolayı çok üzgünüm. Beni bu duruma sokan, hasta eden, her şeyden soğutan bir aileye sahip olmam üzücü. Keşke böyle olmasaydı. Keşke bu kadar aciz, korkak olmasaydım. Keşke bu kadar yalnız hissetmeseydim. Keşke biraz olsun arkamda destek görseydim. Keşke biraz benim de önemli olduğum hissettirilseydi bana ama aksine hep aşağılandım, hor görüldüm. Ama maalesef ailemin bu hayatta başardıkları tek şey benim. Her ne kadar beni beğenmeseler bile.

Beni anlamaya çalışan kimse olmadı. Herkes konuya kendi açısından bakmaya çalıştı, kimse empati yapmadı. Kimse acımadı bana. Herkes beni suçladı hissettiklerim için. Maalesef anne, baba. Ben sizin sandığınız kişi değilim. Ben artık o yeni kapanmış 10 yaşındaki saf salak kız değilim, büyüdüm ve artık o kişi değilim.

Evet, baba, haklısın, ben çıktım senin yörüngenden artık. Ben yolumu değiştirdim artık. Keşke artık ergenliğe girdiğimden dolayı eve giren rızıkta benim payım olmadığını düşündüğün gibi diğer her şeyden de sorumluluğunu çeksen ve beni kendimden nefret ettirmesen.

(Görsel: Milton Avery)

Comments (2)

  1. kırmızılı kız

    Aah ah. Mektubunu okurken kendim yazdım sanacaktım neredeyse resmen, o kadar benziyoruz ki. Baba tarafından hem psikolojik hem fiziksel şiddet, anne tarafından baskı.. İnan bana onlar da benimkiler gibi çocuklarını kendi evlatları gözüyle görmek yerine istediklerini yapması gereken bir robot gibi görüyorlar. Bana da kime kendini beğendireceksin demişlerdi. Seni çok iyi anlıyorum. İçten içe onlara bunu kabullendirmeye çalışmak belki sana umut verebilir. Ya da mesela bu durumdan nefret ettiğini sürekli dile getirirsen suçluluk duyabilirler içlerinde kalan ufacık insan kırıntılarıyla. Yaşın benden büyük mü, küçük mü bilemiyorum ama; canım benim, sen asla yalnız değilsin. Kendini çaresiz hissettiğinde senin gibi binlercesi daha olduğunu ve o binlercesinin bizim gibi özgür olmak isteyenleri kalbinde hep desteklediğini düşün. Instagram adresim olsaydı yazardım buraya fakat yok maalesef. Ama bil ki, seni çook seviyorum saçları rüzgara hasret olan kız. Asla ailenin seni ezmesine izin verme.

  2. yalnız değilsin, değiliz! Kendimizi daha da geliştirip bu kısır döngüden kurtulacağız. Biz kurban değiliz, sadece özgürlüğe hasretiz ve hakkımızı alacağız. asla ümidini kaybetme çünkü yalnız yürümeyeceksin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir