Ben bunu ailemin baskı ve zorlamalarıyla değil, Allah rızası için yapmak istiyorum.

Sizlere daha önce de yazmıştım fakat birçok şeyi eksik anlattığımı ve kendimi doğru ifade edemediğimi fark ettim. O yüzden tekrar yazıyorum.

Muhafazakâr bir doğu ailesinde doğdum. Annem ve babamın akrabaları arasında başı açık kadın yoktur. Babam ve annem çocuklarına çok düşkündür. Özellikle de beni çok severler. Ben onların ilk kızı, ilk prensesleriyim. Aynı zamanda akrabalarım da beni çok sever. Yani artık bundan pek emin değilim.

Neyse. Benden 1 yaş küçük bir kız kardeşim var. Babam ikimizi daha 5 yaşlarındayken alıştırmak için yavaş yavaş kapatmak istemiş. Fakat annem karşı çıkmış, “Daha küçükler, biraz büyüsünler, ben bizzat onları kapatacağım” demiş. Babam kabul etmiş. Tabii o sırada bizi her yaz Kur’an kursuna yollamaya başlamışlardı. Hiç unutmuyorum o zamanları. Hayatımın en büyük travmaları diyebilirim. Herkes bizden çok büyüktü ve biz daha okuma yazma bilmiyorduk. Daha küçük olduğumuz için hocanın anlattıklarını dinlemeyip kendi kendimize oyunlar oynuyorduk fakat hocamız bize hep kızıyordu. Kız kardeşim daha 4 yaşındaydı ve sürekli altına yapıyordu. Bense dayanamayıp ağlamaya başlıyordum. Kendimi ilk defa o zamanlar çok çaresiz hissetmeye başlamıştım. Yabancı insanların arasında saatlerce ağlayıp annemizi bekliyorduk. Bu konuda annem ve babama olan kırgınlığım hâlâ geçmedi.

Zaman ilerliyordu ve ben büyüyordum. 7 yaşıma geldiğimde ise birçok şey yasaklanmıştı. Sıfır kol ya da külotlu çorapsız şekilde etek giyemiyordum. Zaten o külotlu çoraplar çocukluğumun katiliydi. Ne giyersem giyeyim altına mutlaka onu giymek zorunda oluyordum. Ve onlardan ciddi anlamda nefret ediyordum.

6. sınıfın yazına geldiğimizde Kur’an kursunu bırakmıştım çünkü bıkmıştım artık. Her sene aynı rutin tekrar ediyordu. Ayrıca benim açımdan bir tanecik yaz tatilini ona harcamak da aptalcaydı. Babam da hafiften “Artık kapansan mı?” demeye başlıyordu. Ama ben bir türlü istemiyordum. İlk büyük kavgalarımız o zaman başladı ve aramız limonileşti. Kalbimin nasıl kırıldığını hâlâ hatırlıyorum. Söylenilen sözler unutuluyordu belki ama hisler hep ilk günkü gibi kalıyordu.

7. sınıf hayatımın dönüm noktalarından biriydi. O zamana kadar şişman bir kızdım fakat şişmanlığımın yeni yeni farkına varıyor, kendimi çirkin buluyordum. Egolu ya da şımarık olduğumu düşünmeyin. Gerçekten çirkinim. Yıllardır şişmanım. Siyah noktalarım asla geçmiyor. Fazlaca kıllıyım ve sırf bu yüzden suratımı çok kez parçalara ayırmayı düşündüm. Eskiden bu konu yüzünden kendimi öldürmek bile istedim ama yeni yeni atlatıyorum diyebilirim. Artık doğduğum bedene alışmaya başladım. Her neyse, o sene anoreksiya oldum. 1,5 ayda 20 kilo verdim ve henüz 13 yaşıma bile girmemiştim. Kimse yanımda olmadı. Annem sürekli ‘Öleceksin’ diye ağlıyordu ve ağzıma kaşık kaşık yemek tıkıyorlardı. Ölecek gibi hissediyordum. Yemek yemek benim için ölüm demekti. Kendimi saatlerce kusturuyor, 1 kaşık fazladan yedim diye saatlerce egzersiz yapıyor ya da kendimi dövüyordum. Ama sonunda annemin çabaları sonuç buldu. ‘Öleceksin’ diye korkutmaları ve okuldaki öğretmenimin ‘Kanser olursun’ diye konuşmaları yüzünden bu sefer de ölesiye yemek yemeye başladım. 2 ayda verdiğim tüm kiloları fazla fazla aldım ve kendimden daha da nefret etmeye başladım. O zaman edebiyat ile ilgili il geneli bir yarışma vardı. Ben birinci olmuştum. Fakat buna sevinemedim bile. Çünkü ödül törenine sırf babamla annemim “Uzun giyin, kısa şeyler giyme” demeleri ve kilolarım yüzünden iğrenç bir elbiseyle katıldım. Hatırladıkça hâlâ üzülüyorum.

8. sınıfa geçtiğimde psikolojim daha da kötüleşmişti. Zaten virüs çıktı ve biz evlere kapandık. LGS’ye hiç çalışmadım fakat gerçekten güzel bir puan aldım ve iyi bir Anadolu lisesine geçtim. Bunlar olurken akrabalarım sürekli annem ile babama “Ne zaman kapanacak? Artık vakti geldi.” diye bir şeyler zırvalıyorlardı. Sanki onlara kapanacaktım da bu kadar önemsiyorlardı. Ama ayrıyeten benim babama liseye geçtiğimde kapanacağıma dair verdiğim bir söz vardı. Fakat bu sözü isteyerek değil, zorla vermiştim. Çünkü beni asla rahat bırakmayacaklardı.

Neyse, onlarla konuştum ve kapanmak istemediğimi söyledim. Tabii kıyamet alameti gibi tepki verdiler. Annem “Bize söz vermiştin” diye bağırırken babam “Götünü açıp gezecek misin!” diye bağırıyordu. Ben de bağırdım tabii onlara. Çok büyük bir kavga ettik. O zamandan sonra uzunca bir süre benimle konuşmadılar. Bu ağrıma gitti tabii ki ama en çok ağrıma giden şey babamın annemi suçlamasıydı. “Eğer bana izin verseydin, ben onu daha küçükken kapatacaktım” diyordu. Hâlâ ağrıma gidiyor ve gözlerim doluyor. Sanki ben bir malmışım gibi konuştuğunu unutamıyorum bir türlü.

O zamandan sonra onlarla kapanma mevzusu yüzünden defalarca kavga ettik. Benim yüzümden kendilerinin de cehennemde yanacağını düşünüyorlar. Kusura bakmayın da ben Allah’ın sırf benim tercihlerim yüzünden ailemi yakacağını düşünmüyorum. Sizce haksız mıyım?

Şu anda 15 yaşındayım ve hâlâ direniyorum. Kız kardeşime gelirsek, o kapanmak istediğini söylüyor fakat bu kararı kendi isteğiyle verdiğine inanmıyorum. Ailemin bana karşı olan tavırlarından korktuğundan eminim. Kapanırsa bir şey diyemem ama sonradan pişman olmasından korkuyorum. Ve bu yolun geri dönüşü daha engebeli, dikenli ve acı verici.

Son olarak demek istediğim şey; belki ileride kapanabilirim. Ne olacağını Allah bilir. Fakat ben bunu ailemin baskı ve zorlamalarıyla değil, Allah rızası için yapmak istiyorum. Allah’a emanet olun kızlar. Umarım hepimiz yalnız yürümediğimizin ve bir gün özgür olabileceğimizin bilincinde musmutlu günlere kucak açabiliriz.

Not: Annem ve babam, sizleri hâlâ çok ama çok seviyorum. Siz de beni seviyorsunuz, biliyorum. Umarım bir gün sadece sevmenin yetmeyeceğini, “Seni anlıyorum kızım ve sana saygı duyuyorum” cümlesinin benim için ne denli önemli olduğunu anlarsınız. Sizi çok öpüyorum.

(Görsel: Pierre Boncompain)

Comments (2)

  1. evlatları yüzünden aileleri cehenneme gitmez en bariz örnek HZ.Nuh, diren ve istemediğin şeyi asla yapma.9 yılım çöp oldu

  2. Çok haklısın. Baskı ve zorlamayla yapılan hiç bir ibadetin Allah katında bir değeri yoktur zaten. Ameller niyetlere göredir. Yani Allah rızası için değil anne baba rızası için yaptığın bir şeyde ne anne baban ne de sen bir sevap kazanabilirsiniz. Çünkü Allah rızası için yapılmayan bir şeyin Allah katında bir değeri olamaz dediğim gibi. Hatta ailen büyük bir vebal altında, senin kalbini kırarak seni dinden soğutuyorlar. Bu şekilde olmaz.
    Ben kendi isteğimle kapanmıştım. Ama -kabaca diyebilirim ki- yaşadığım bazı ayrıştırmalar sonucu ve başörtüsünün farz olup olmadığı noktasında değişen düşüncelerim sonucunda başörtümü çıkarma kararı aldım. Benim ailem hiç bir zaman baskıcı bir aile değildi, ama annem neden açılmak istediğim konusunda benimle konuşmak istedi. İkna edici bir şeyler duymak istedi açıkçası. Ona durumumu açıkladım. Açıklarken elbette ki Kuran’dan mantıklı argümanlar sundum kendisine. Yukarıda dediklerim çok önemli onları mutlaka vurgula. Ama bir de en’am suresinde geçen ‘ben sizin bekçiniz değilim’ ayeti çok önemli. peygamber bile sadece müjdeleyici iken ailelerimiz bize baskı yapamaz. Yapsa da bu onlara sevap falan kazandıran bir şey olamaz. Umarım kimsenin kalbi kırılmaz daha fazla. Umarım ailen seni anlar ve sakin güzel huzurlu bir hayat geçirirsin.. sevgiler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.