Örtümü seviyorum.

Herkese merhaba. Burada okuduğum yaşamları yürekten hissedince yazma eğiliminde bulundum. Çok fazla bir hikayem yok zannımca…

18 yaşında üniversite sınavına hazırlık içerisinde olan ve tesettürlü sayılabilecek kadar örtülü bir genç kızım. Din ile tanışmam tam olarak ergenliğimin ilk zamanlarında olmuştu. Ailem pek muhafazakâr değildi ama annem maneviyatına ve ibadetlerine fazlaca dikkat ediyordu. Ergenliğimin başında annemin isteğiyle 1-2 ay boyunca başörtülü olmuştum ancak çok küçük olduğum için ve kendimi bile tam olarak tanımaz ve bilmezken büyük bir sorumluluk altında hissettiğim için eski halime dönmüştüm.

Zaman geçiyordu. Lisenin 2. sınıfına geçeceğim yaz, kendi düşüncelerimi ve dini fikirlerimi 1 yılın sonunda toparlamış ve kendi isteğimle örtünmüştüm. Örtünmeseydim ailem beni dışlamazdı ya da bana kötü bir gözle yaklaşmazdı ama ben bir kere istemiştim. Her gece, her dakika delicesine araştırma yapıyor ve fikirlerimi çoğaltıyordum. Maneviyatım güçleniyor, olgunlaşıyordum. Ama aklımda hep bir soru: Ya hayatımı kaçırırsam?

Yaşıtlarıma göre her konuda fazlaca bilgim vardı ve biraz da dikbaşlıydım. Bu çoğu zaman bana avantaj kazandırırdı. Ancak erken yaşta bu kadar büyük sorumluluklar beni yıpratır mı ve hayatımdaki en güzel yaşları benden götürür mü düşüncesi içimi kapladı. Sonra çok düşündüm, meğer örtümü bahane ediyormuşum. Sanki açılsam her şeyi yapacağım da tek sıkıntım örtü kalmış gibi… Ben en başta kendime güvenmiyordum. Her adımım bir korku içerisindeydi.

Kendimi özgür bıraktım en sonunda… Beynimin içerisindeki hapishane demirlerinin zincirlerini açmıştım. Dini anlamda tek yönümün Allah ve bana gönderdiği kitaptan ibaret olduğu bir durumdaydım. Hiçbir din hocasına güvenmiyordum ki hala güvenmiyorum. Neden mi? Çünkü din insanın ruhudur. Din, insanın dışarıda yaşadığı biçimde değil, Allah’la kendi arasında yaşadığı biçimdedir. Birinin yaşadığı din hayatı benim Allah’la olan iletişimime yön vermemeliydi. Bu fikirlerim oluştuğundan beri kendimle çok daha güçlüyüm. Dışarıda dini muhabbet yapmamayı tercih ederim. Çünkü hangi din olursa olsun sokakta basit bir şekilde konuşulmayacak kadar kuvvetli ve özeldir.

Artık kimseyi yargılamıyorum. O bunu mu giymiş, giysin. O bunu mu yapmış, yapsın. Ben, kendim ve gölgemden ibaretim ve sadece bir örtüyle de tanımlanmıyorum. Örtümü seviyorum ve onu özellikle farz hükmünde olduğu için değil, beni çok daha değerli kıldığı ve koruduğu için başımın üstünde taşıyorum.

Hikâyeyi özetlemek gerekirse, eğer bir durumdan hoşnut değilseniz lütfen önce o durumu kendi içerinizde yargılayın. Kimse ama kimse sizden daha değerli değil. Size verilmiş olan hayatı sizin için en özel insanlarla ve en kıymetli anlarla geçirin. Hiçbir şeyi hayatınızda engel belirleyip yükseltmeyin. Eğer yokluğu sizin için çok daha iyiyse onu hayatınızdan çıkarmaktan şüphe duymayın. En değerli olan siz ve sizin yaşadığınız anlardır.

(Görsel: Nadia Tehran)

Comment (1)

  1. Çok çelişkili konuşmuşsun gibi geldi bana. Örtü seni değerli kılıyosa senin derdin ne

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir