Dini bir yaşam sürmeye sırf ailemi memnun etmek için devam ettim.

Herkese merhaba. Bir gün buraya kendi hikayemi yazacağımı biliyordum. Bu siteyi bugün keşfettim ve elbette bir gün hazır olunca içimi dökmek adına yazacağım, dedim. Ancak aynı günün akşamı artık hıçkırıklı bağıra çağıra ağlamaların bile ruhumu hafifletmediğini fark edince içimi buraya dökmeye karar verdim.

Ben 21 yaşını doldurmak üzere olan muhafazakâr bir ailenin kızıyım. Bundan tam 8 yıl önce ailemin “Elbette bir gün kapanacaksın, zorlamak yok ama artık ergenliğe girdin, bir gün kapanacaksın” sözleriyle o zamanki çocuk aklımın anlayamadığı bir şekilde zorla kapatıldım. O zamanlar bana zorla kapatılıyormuşum gibi gelmemişti çünkü zaten vücudumu sevmiyordum. Ben sadece vücudumu saklamama bir kılıf bulmuştum. Ailemden küçük yaştan itibaren din eğitimi aldım, camilere gönderildim ama bunları içimden gelerek değil, onlara kendimi sevdirmek için yaptım. Onlar beni dini bir alana yönlendiriyordu, ben de kendimi onlara kanıtlamak adına sesimi çıkarmadan dediklerini yapıyordum. Ailem de akrabalarım da beni hep ablamla karşılaştırırdı. Küçüklüğümden beri hem okulda hem de çevremde zorbalığa uğradığım için kendimi hep hor görmeye alıştırılmıştım. Bu yüzden aileme itaat etme konusu dışında her konuda kendimi ablamdan aşağıda görürdüm. Ablam, annemle babama daha çok kafa tutabilen biriydi; bense onların her dediklerini yerine getiren küçük kızlarıydım. Dini bir yaşam sürmeye sırf ailemi memnun etmek için devam ettim. Yaşım ilerledikçe dini yaşayış tarzına uymak istemediğimi fark ettim. Sanki benliğim ikiye bölünmüştü. Bir tarafım kendi hayatını, kendi doğrularını yaşamak isterken; diğer yanım aileme itaat ediyor ve yaşadığı hayattan nefret ediyordu. Her güne nefretle uyanıyordum. Hayattan ne bir beklentim ne de umudum kalmıştı.

Ardından şehir dışında üniversite kazandım ve ailemden ayrı yaşamaya başladım. Üniversite hayatımın ilk 2 yılında ailemden ayrı olsam da içimde hâlâ onlara itaat ediyordum. O 2 yıl boyunca bir sürü psikolojik rahatsızlık yaşamıştım ama sebebini bilemiyordum. Sadece günler geçsin de yeni bir güne uyanayım ve yine günler bitsin diye yaşıyordum. Üniversitemin 3. senesinde psikolojik sorunlarımın derinlerine indim ve temelde kendi benliğimin ayaklarına pranga vurup ailemin istediği bir benlik yaratıp o rolü oynayarak kendimi yok edişimi buldum. Ardından benim için çok zorlu bir süreç başladı.

Açılmak istiyordum. Aynaya baktığımda karşımda duran kişinin ben olmadığını biliyordum ve bir saniye daha o kişiye bakmak istemiyordum. Aylarca süren ikilemden ve bunalımdan sonra açıldım. Ama problemlerim daha da arttı. Çünkü şu an maalesef ikili bir hayat yaşıyorum. Ailemin yanındayken hâlâ tesettürlüymüş gibi davranıyorum ama ayrı şehirdeyken istediğim kişi olabiliyorum. Aileme söylemekten çok çekiniyorum. Verecekleri tepkiyi az çok biliyorum çünkü annem suratıma karşı “Eğer açılmayı falan düşünürsen ben öldükten sonra yap, yoksa bu eve bir daha adım atamazsın” dedi. Bunu da komşunun kızı açıldığı için bana nasihat olsun diye söyledi… Ailemi çok seviyorum ama onlarla düşünce yapım asla uyuşmuyor, onlara nasıl açılacağımı bilmiyorum. En çok korktuğum şey onların bana karşı olan sevgilerini kaybetmek. Çünkü eğer onların beni sırf istedikleri gibi biri olduğum için sevdiklerini öğrenirsem mahvolurum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

(Görsel: Belhoula Amir)

Comment (1)

  1. @tusmelis konusmak istersen yazabilirsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir