En sevdiğim mevsim yazdı, yazdan nefret ettim.

14 yaşımda, saçımı örtmeyi ve İmam Hatip okumayı reddettiğim için zorla Açık Öğretim Lisesi’ne kayıt oldum. Sonrasında evdeki baskıdan kaçmak için yatılı Kur’an kursuna gittim. Ailemden gördüğüm başörtüsü baskısını bu kursta da gördüm. Daha fazla dayanamadım ve 17 yaşımda kapandım. Yine aile ve çevre baskısıyla hafızlığa başladım. Gittiğim her kurstan atıldım, yılmadan tekrar yenisine gönderildim. Kendimi unuttum, kendimi kaybettim. Asla mutlu olmadım, kendimi öldürmeyi istediğim zamanlar oldu, kendime bile bile zarar verdiğim… Kendimden nefret ettim, en çok başımdaki örtüden nefret ettim. Tenime değmeyen güneşten nefret ettim. Güneşi tenimde, sıcaklığını saçlarımda hissetmeye hasret kaldım. Hayatta en sevdiğim mevsim yazdı, yazdan nefret ettim.

Sonra bir umuda tutundum: Üniversiteyi kazanmak ve kendi ayaklarım üzerinde durabilmek. Üniversite sınavına girdim, ailem “Ya ilahiyat okursun ya da üniversiteye gidemezsin” dedi. Bu kez onlara karşı çıktım. İç mimarlık bölümünü tercih ettim. Bu hayatta kendim için yaptığım ve yapabileceğim en iyi şey bu oldu. Şimdi geriye bir tek başörtüm kaldı. Çevremin ne diyeceği umurumda değil, sadece ailemin tepkisinden korkuyorum. Fakat ne olursa olsun istediğim kişi olmaktan asla vazgeçemeyeceğim. Ailemin ve bu toplumun bana dayattığı her ne varsa tüm o yükleri sırtımdan atacağım. Bu hayata bir kere geliyoruz; bu yaşam bize verildi, ailemize ya da bu topluma değil. Yeter ki kendine tutunacak bir sebep bul, umutlu ol, istediğin insan olmaktan vazgeçme…

(Görsel: Roland Piché)

Comment (1)

  1. zakkumçiçeği

    ”…Tenime değmeyen güneşten nefret ettim.” Bu cümle bizleri anlatıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.