Okulda zorbalığa uğruyordum.

Merhaba, buradaki çoğu kişinin aksine ailesinden kapanma baskısı gören biri değilim. Belki de beni şanslı görebilirsiniz, birazdan okuyacaklarınız sizin için dayanması kolay şeyler olabilir ama ben bu kadarım, benim gücüm bu kadar. Yargılanmaktan korkan biriyim, bu yüzden yargılamamaya çalışın, olur mu?

Ben 16 yaşındayım. Burayı dün tesadüfen buldum. Ben anaokulundayken bize ödev verilirdi, çizgi çekme ödevi. Ben çizgileri düzgün çekemezdim, solağım ve kalemi biraz garip tutarım. Bu babamın hoşuna gitmezdi, kalemi onun istediği şekilde tutmalıydım ama beceremezdim, tabii çizgilerim yamuk olurdu. O gün babamdan bir tokat yemiştim, defteri önümden almıştı, bana ödevi yaptırmamıştı. Ertesi sabah annem beni okula götürdü, öğretmene de “Ödevini yapamadı, babası ona vurdu” dedi. Çok utanmıştım, önceki gün babamın tokadından yanan yanaklarım şimdi de o tokadın verdiği utançtan yanıyordu. Babam hep bana aile içinde olanın aile içinde kalmasını öğütlemişti, tokat yediğimi kimselere demezdim ama annem demişti, anneme kızdım, babamın kuralını çiğnemişti.

Birkaç yıl süren tokatlardan sonra karanlık oda cezaları başlamıştı. Babam beni karanlık odada bekletirdi, yalnız başıma çok korkardım, daha yaşım kaç ki? Babamın siniri geçsin diye, annem beni kurtarsın diye ağlayarak dua ederdim ama kimse gelmezdi, ağlaya ağlaya uyurdum. Benim ışıklarımı söndürdü babam, beni yalnız bıraktı annem; cezam bitti ama ben hâlâ o karanlık odadan çıkamadım.

İlkokula geçtiğimde çok dışlandım. Neyse ki farklı bir nedenden okul değiştirmek zorunda kaldım, gittiğim okulda sevildim. Notlarım 97-98 gelirdi. Bazen annem öğle teneffüslerinde gelir, bana herkesin içinde bağırırdı. O yaşta bir çocuğun illa 100 alması mı gerekirdi? Bak anne, sen hatırlıyor musun benim 100 almadığım o günleri? Tabii ki hatırlamıyorsun ama ben hatırlıyorum.

3. sınıfta dershaneye gitmeye başladım. Hafta sonları sabah erkenden kalkardım, sürekli deneme sınavlarına girerdim. 4. sınıfa geldiğimde üstün zekalılar okuluna gitmek için çalışmaya başladım, bazen okula göndermezlerdi, evde test kitapları bitirirdim. Sınavı kazandım, sonra mülakatı geçtim ama üstün zekalılar okuluna gidemedim, arkamda durmadılar.

Ortaokul berbattı, arkadaşlarım vardı ama hep arkamdan konuşurlardı, sahteydiler. 8. sınıfa geçtiğimde hayat güzeldi, bir sürü arkadaşım vardı. 8. sınıf çok çalıştığım bir yıldı, günde 1000 soru çözerdim, kitap okurdum, yine de denemelerim yeterince iyi değildi. Çoğu zaman ailemin istediği puanları alamazdım, o zaman başlardı psikolojik şiddet ve tokatlar. 8. sınıfta benden 3 yaş büyük biriyle sanal ortamda tanıştım, başta arkadaştık, derdimi anlıyordu. Sonra bana âşık olduğunu söyledi, ailemden görmediğim ilgiyi gösteriyordu ama benden bir şeyler de istemeye başlamıştı. Çok korkmuştum, eğer göndermezsem kendini öldüreceğini söylerdi. Ağlardım, biri benim yüzümden ölecekti, çok kötü biriydim, onu mutlu etmek isterdim. Bir gün farklı bir nedenle numaramı değiştirdim. Şimdi şehrimde yüzüme dikkatle bakan herkesi o sanıyorum, hâlâ korkuyorum.

Bir gün öğle teneffüsünde en yakın arkadaşım, “Tuvalete gel benimle” dedi, yürüdük, tuvaletler koridorun sonundaydı ve hemen yanında bir sınıf vardı. Beni o sınıfa çektiler. O gün beni 8 kişi dövdü. Eğlencesine. Kemerle vurdular, tekmelediler, üstümde zıpladılar. İlk önce kimseye söylemedim. Annemle babama anlattığımda kızdılar, öğretmenlerim bana inanmadı, oysa kamera görüntüleri de vardı. Sınava birkaç ay kalmıştı, başarım düştü, okulda zorbalığa uğruyordum, psikolojim hiç iyi değildi. Ne annem ne de babam bir kez olsun nasıl olduğumu sormadı, sarılmadı. “Ders çalış” dediler, ben de çalıştım. Halam bir avukat buldu, şikâyet ettik, elimizde itiraf vardı, görüntüler vardı. Babam çok kızdı, ertesi gün şikâyeti geri çektik.

Sınava girdim. Denemelerimden çok daha yüksek bir puanla çok iyi bir Anadolu lisesine yerleştim. Fakat bu okulda da olmadı. Yine dışlandım.

Bir gün kardeşimle eve yemek siparişi verdik. Annem evde yoktu ve açtık, paramız da azdı. Ona göre bir yerden sipariş verdik. Kurye beni bakışlarıyla rahatsız etti. Akşamına telefon numaramı bulmuş, bana yazdı, oysa benden 10 yaş büyük biriydi. İlk önce tanımadım, sonra kim olduğunu söyledi, bana âşık olduğunu yazdı, iltifat ediyordu. Korktum, cevap vermedim. Ardından beni aradı, daha çok korktum, panik atak geçirdim. Ertesi gün halama söyledim, “Biri beni rahatsız etti” dedim. “Babana söyleme” dediler, korktular. Akşam babama söyledim, kızdı, “Neden cevap verdin?” dedi, beni hatalı gördü. Şikâyet etmek istediğimi söyledim, etmediler. Babam da eski avukattır, “Sonuç alamayız” dedi.

O günden sonra dışarı çıkamıyordum, korktum ve hâlâ da korkuyorum. Psikiyatriste gitmeye başladım, anksiyete ve panik atağım varmış. İlaç kullanıyorum ve haftada 2 kere psikoloğa gidiyorum. Ne düzeldi diye sorarsanız, her şey daha kötü. Yeme bozukluğum var, artık kendime zarar veriyorum. Ailemin baskısı arttı, arkadaşım olmasına izin vermiyorlar. Dışarı çıkıyorum, 1’de aramaya başlıyorlar, “Geri gel artık, geceye kadar dışarıda mı kalacaksın” diyorlar. Arkadaşlarımla buluşamıyorum, istediğimi giyemiyorum, makyaj yapamıyorum, takı takamıyorum. Okumazmışım ben. Onun baskısı başladı, çok ağrıma gidiyor. Küçükken beyin cerrahı olmak isterdim, “Kadınlardan olmaz, sen olamazsın” dediler. Şimdi de ben istemiyorum, hevesim kırıldı, bu sefer de tıp okumam için zorluyorlar. Önümde daha kötü günler var.

Bir de anneme kızlardan hoşlandığımı söylemiştim, tedavi olmamı istedi. Ben de hevesmiş gibi davrandım.

Geçen gün ben evden çıkarken annem, “Umarım yanlış bir şey yapmazsın” dedi. Arkadaşlarımla otururken halam yanımıza kontrole geldi. Biliyorum, “Bu ne ki?” diyorsunuz ama ben gerçekten dayanamıyorum. En kötüsü de benim kendime olan düşmanlığım. İçimde bir mahkeme yaşanıyor; hâkim de benim avukat da benim ceza da benim. Cezayı veren benim, cezayı çeken benim, ceza olduğumu düşünen de benim. Umutsuzum, yaşamak istemiyorum ama yaşamaktan başka seçeneğim de yok.

(Görsel: Felice Casorati)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir