5 yıldır aynada gördüğüm yabancıyla mücadele veriyorum.

Merhaba. Aslında bu siteyi yeni keşfetmedim, insan sırf başörtüsünü çıkarmak istediği için ailesiyle adeta bir savaş içine girince bunu yaşayan bir tek ben olamam diye girdiği arayışta sosyal medyada bu tür şeyler yaşayan var mı diyor ve gerçekten de yalnız yürümediğini anlıyor. Benim savaşım yeni değil; 5 yıldır aynada gördüğüm yabancıyla mücadele veriyorum. Aileme açılmak istediğimi söylediğim gün -bundan 5 sene önce 13 yaşındayken- işlerin bu raddeye geleceğini bilmiyordum. Benzer hikayeler okudum; herkes başta kendi isteğiyle başını örttüğünü söylemiş, benim hikayem de böyle başlıyor.

5. sınıfta İmam Hatip’e yazıldığım için okula başörtüsüyle gidip geliyordum. Etrafım yalnızca muhafazakâr insanlarla doluydu; onlar gibi olmak, kabul görmek arzusuyla ben de aralarına katılıp başörtü takmıştım. Bu yaşlarımı sonradan hatırladığımda çocukken benden bu kararı almamı nasıl beklediler diye düşünüyor olacaktım. O zamanlar çok da bir şey fark etmiyordu benim için. İmam Hatip’te okuyordum, etrafım benim gibi insanlarla doluydu. Sanki bundan başka hayat yoktu ve herkesin böyle olması gerekiyordu. Kendimi onlardan biri sandım.

Sonra yıllar geçti; ben genç kızlığımdan bihaber büyümüş, kaşımı ve bıyığımı bile alamamıştım. Liseye geçtiğimde çok garipsedim; etrafımda cıvıl cıvıl giyinen, saçlarını her gün farklı yapan yani dönemi sağlıklı geçiren yaşıtlarım vardı. Ben diz altı tunik, bol pantolon ve şal ile dışarıda gezerken yaşıtlarım olması gerektiği gibi giyiniyorlardı. Yanlarında her zaman 30’lu yaşlarında hayattan bir beklentisi olmayan biri gibi gözüktüm.

Aklımdan çıkmayan bu düşünceler yavaş yavaş sağlığımı da etkiledi. Kilo almaya başladım. En güzel yaşlarımda düşündüğüm şeylerin arkadaşlarımla güzel vakit geçirmek ya da güzel bir akademik kariyer edinmek olması gerekirken ben artık her şeyden bıkmıştım.

Başörtüsüyle geçirdiğim 3 yıldan sonra aileme ilk defa artık başörtü takmak istemediğimi söyleyecektim. Bunu söylerken korkmadım, izin vermeyeceklerini düşünmedim, daha 13 yaşındaydım. Upuzun saçlarım vardı; saçlarımı güzelce ördüm, yanlarına gittim ve “Ben artık başörtü takmayacağım” dedim. İşte benim savaşım orada başladı. Eğer o gün bana neden başörtü takmam gerektiğini, bunun bana ne gibi bir katkısı olduğunu, dini boyutunu ve Allah için olduğunu söyleselerdi bugün belki en azından aynı sofrada oturup yemek yiyebilecektik. Bana verdikleri cevap; ailemle arama giren bir babanın, evladını kaybetmesine sebep olan el âlem kaygısından başka hiçbir şey değildi. O an hissettiklerimi tarif edemem, neredeyse hatırlamıyorum bile ama geriye dönüp baktığımda bu kadar nefret dolu olmamın sebebi masum heveslerle ördüğüm saçımı nefretle kesmemdir.

18 yaşındayım ve hâlâ başörtülüyüm. Bunun sebebi ailemden korkmam değil. Kapıdan çıktıktan sonra başımı açtığım zaman en fazla ne olabilir ki? Öldürecek mi? İnanın ki ölmek, dışarı çıktığımda bana ait olmayan görünüşümle insanlara “Aslında bu ben değilim, benim rüzgârda savurulacak çok güzel saçlarım var” deme istediğinden daha kötü olamaz. Benim korkum yok, ben sadece bekledim; ailem beni sevsin, beni olduğum gibi kabullensin diye bekledim. Başörtümü açtığımda benden bir şey eksilmeyecek, ben hâlâ onların eskiden sevebildikleri çocuklarıyım ve bunu anlamaları için bekliyorum. Kabullenmeyecekler, bunu da biliyorum. Fakat ben bir gün yanlarından tamamen gitmiş olacağım ve bu sefer onların beni sevmelerini bekleyecek tahammülüm olmayacak. Geriye dönüp baktığımda en güzel yaşlarımı geri getiremiyorum; çocukluğum ve ergenliğim, o yaşlarda yaşamam gereken heyecanlarım… Hiçbirini yaşayamadım ama yaşayabileceğim güzel günlerim var. Yürüyeceğim güzel yollarım var ve yalnız değilim. Umarım bir gün buraya başarı öykümü yazabilirim…

(Görsel: Gine Litherland)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir