Benim güneşin altında terleme nedenim neydi?

Evet, benim de sizinki gibi bir başörtü hikayem var. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, ben 16 yaşına yeni girecek bir genç kızım. Ailemin baskısıyla kapanmadım, kendi isteğimle ve rızamla taktım o örtüyü ama şu an geriye baktığımda keşke kapanmasaydım, diyorum. Kapanmak istemeseydim ailem beni zorlamazdı, neden kapandım ki? Ah akılsız başım! Neyse, size 2 yıllık başörtü serüvenimi anlatayım…

Tam hatırlamıyorum, 6. ya da 7. sınıfta babam bana kapanmamı söylemişti, annem de öyle ama ben reddetmiştim çünkü niye kapanayım? Bu durumdan sonra bana sürekli “Ne zaman kapanacaksın?”, “Kapanmak güzel bir şey” gibi şeyler söylemeye başladılar. Ben de bir daha konuyu açmasınlar diye lisede kapanırım, demiştim. Ah keşke demeseydim! Gel zaman git zaman, lise sınavına girdim ve açıkçası çok iyi bir sonuç almadım; olsun, düz liseye yerleşmiştim. Neyse, okulların açılmasına 1 ay kala kendi isteğimle ve hevesimle tesettüre girdim.

Liseye gittiğim ilk gün merdivende benim gibi kapalı bir kızla tanıştım, aynı sınıftaydık. Her şey çok güzel gidiyordu, kapalı olduğum için mutluydum. Bir gün eski bir okul arkadaşım bana “Sen açıkken daha güzeldin” gibi şeyler söyledi, açıkçası moralim bozuldu ama neyse, dedim. Geçen cümlelerde bahsettiğim arkadaşım, işte onun ismi Fatma’ydı, çok iyi arkadaştık. Bir gün Instagram’a eski okul arkadaşlarımla olduğum bir fotoğraf yüklemiştim. Neyse, ben Fatma’nın kardeşiyle Instagram üzerinde bir tartışmaya girdim, Fatma’yla ortak bir hesap kullanıyorlardı. Derken ben bir gün onların evine gittim ve kardeşiyle karşılaştım, hiçbir şey konuşmadan eve geri döndüm. Pazartesi oldu ve okula gittim. Konu nasıl oraya geldi, bilmiyorum ama Fatma bana “Kardeşim senin Instagram’daki fotoğraflarını görmüş, orada güzel çıktığını söyledi ama gerçekte görünce ‘Bu nasıl çirkin bir kızmış böyle’ dedi” dedi. Aşırı kırılmıştım. Madem o böyle söylüyor, peki sen neden gelip bir de gülerek bunu bana anlatıyorsun? Evet, bir şey kesindi; normalde ortaokul arkadaşlarım tarafından beğenilen ben, çirkin bir kıza dönüşmüştüm… Küçük bir olay gibi gözükse de benim için çok kırıcıydı ve açıkçası üzülmüştüm. Ben, en çok beni bir hemcinsim beğendiğinde mutlu oluyordum ama artık o örtünün altında kendimi ezik hissediyordum, çok kötü hissediyordum.

Neyse, bir anda koronavirüs diye bir virüs haberlere çıktı ve okullar kapatıldı… Araya yasaklar girdi. Karantinada kendimi çok sorguladım, dinimi çok sorguladım, kafamdaki sorulara bir türlü bir cevap bulamadım. Daha fazla sorgulamayayım, yoksa kafayı yerim, dedim… Bir gün Instagram’da dolaşırken tesettürle ilgili bir gönderiye rastladım ve aslında moda olan bir tesettür şekline girdiğimi öğrendim. Dinde pantolon giymek yoktu ama ben gidiyordum. Vücut hatları belli olmayacak kadar bol giyinin, diyordu ama ben öyle giymiyormuşum, haberim yokmuş. Dinde topuz yoktu ama ben topuz yapıyordum. Neden dinde topuz yoktu, hiç anlamadım. Erkekler topuzdan da mı etkilenecekti? Evet, erkekler! En önemlisi bu, değil mi? Halbuki biz onlar şehvetlenmesin diye kapanıyormuşuz. Bunu geç de olsa anladım. Her şeyi sorguladım; neden kapandığımı, kim için kapandığımı… Aklım başıma yeni gelmişti. Kendimi kötü hissettim ve tesettürden soğudum ama açılma fikri hiç aklımda yoktu çünkü günahtı, hem de çok büyük günahtı ve bunu göze alamadım. Sonra tekrar düşündüm; kendimi örtünün altında özgüvensiz hissedişimi, aptala benzediğini, birinin bile bana “Örtü sana çok yakışmış” demediğini, güneşin altında nasıl terlediğimi düşündüm. Benim terleme nedenim neydi? Erkekler azmasın diye biz türbanlılar sıcağa katlanıyorduk, oysa erkekler istedikleri gibi giyinebiliyordu, onlar hiç sıcaklamıyordu. Bu çok kötü bir şey… Örtüden soğudum, takmak istemedim ve bunu aileme söyledim. Babam bir şey demedi, annem önce kızdı ama sonradan beni destekledi. Annem her şeyin farkındaydı çünkü o da gençken açılmıştı.

11. sınıfa geçiyordum, 3 gün kalmıştı. Artık açık geziyordum ama okula giderken acaba ne derler diye çok tedirgindim. Tanımadıklarımdan yana bir sıkıntım yoktu çünkü 9, 10 ve 12. sınıflardan hiç kimseyi tanımıyordum. 11. sınıfların yarısı ise nakille ile başka okullara gitmişlerdi ve bu benim için avantajdı. Yine de korkuyordum. Bunun üzerine beni tanıyan kişileri Instagram’da Yakın Arkadaşlar’a ekleyerek açılma kararı aldığımı ve saygı duymalarını beklediğimi yazdığım bir hikâye paylaştım. Okula ilk gittiğimde gerçekten de saygı duydular ve hiç tepki almadım. “Neden açıldın? Açılacaksan niye kapandın?” gibi söylemlerle karşılaşmadım.

Eve geldim. Küçük kardeşim mahallede akranlarının “Ablan açılmış, niye açıldı?” gibi söylemlerine maruz kalmış. Geldi, bana anlattı. Anlaşılan mahallede dedikodum dönüyor, yoksa küçük çocuklar ne bilsin açılmayı. Ah şu el âlem ölse de geberse! Her şeye burunlarını sokuyorlar, kendi kızlarından haberleri yok. Bu arada, açılmamın nedeni sadece bunlar değil. Psikolojik olarak halimi ve dayımın bize uyguladığı gerek fiziksel gerek sözlü şiddetleri anlatmadım… Din de ayrıca kafamı bulandırdı ve hepsi bir yerde patlak verdi, psikolojim altüst oldu.

Daha var ama yazmaktan parmaklarım ağrıdı. Çok uykum var, ne yazdığımı da bilmiyorum ama amacım içimi dökmekti ve az da olsa rahatladım. Şunu söylemek istiyorum; pes etmeyin, açılmak istiyorsanız açılın çünkü gençliğiniz elinizden kayıyor. Güzel olun, kendinize bakın. Erkekler için bunlara katlanmak zorunda mıyız, bilmiyorum ama yine de Allah’ı seviyorum. İnandığım din kapanmamı emrediyor, açıldığım için mutluyum ama günaha giriyorum ve bunu bilmek beni üzüyor. Keşke kapanmak diye bir şey hiç olmasaydı… Arafta kaldım; bir iyi hissediyorum bir kötü. Siz benim gibi olmayın, ne istediğinizi bilin.

(Görsel: Tsugouharu Foujita)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir