Bu durumun üzerimdeki etkilerinin bu kadar büyük olduğunu psikolojik destek gördüğüm süreçte anladım.

Az önce anasayfamda gördüğüm bir tweet üzerine bu platformu keşfettim. Şu an gecenin 5’i ve ben de hikayemi paylaşmak istedim.

Benim ailem ve akrabalarım kendilerince dine düşkün insanlardır. Annem ve babam Adıyamancılar mezhebine üye; sohbetlerini ve hatmelerini kaçırmazlar, zikirlerini yaparlar. Böyle bir ailem ve 2 ablam var. Ablalarımla birbirimizin arasında da 2 yaş var. En büyük ablam liseye geçtiğinde hepimiz aile baskısıyla kapandık. Zaten çocukluğumda da istediği her şeyi giyebilen biri değildim, en fazla pantolon üzerine tişört giyerdim. Henüz 5. sınıfa geçmiştim ve yazın köye akrabaların yanına giderken babam kafamı kapatmamı söyledi. Dediğini yaptım ve orada kaldığımız süre boyunca da kapalı kaldım. Hatta bir gün köyde pantolon giydim diye birkaç ay önce doğum yapan kuzenim babama “Amca, eşim de kızıma pantolon giydirmeme kızıyor, bu yaşta alışmasın” dediği için herkesin ortasında dayak yemiştim. Zaten çocukluğum hep şiddetle geçti.

Köyden geldikten sonra kafamı kapatmadım. Annem ve babam çok baskı yaptı. En sonunda dayanamayıp 8. sınıfa geçtiğim yaz kapanmıştım. Yapamadım ve okullar açılınca yine açıldım ama bu süreçte ne zaman akrabalarımızın yanına gitsek ailem tarafından zorla kapatıldım. “Gelmek istemiyorum” dediğimde dayak yerdim, sonra ablalarım ben ağlarken beni giydirir, başımı kapatır, “Melike babam kızıyor, bizi bekliyor, hadi” diye beni sürüklerlerdi.

Liseye geçmiştim. Sağlık Meslek lisesi kazandım. Annem İmam Hatip’e gitmem için tutturdu, 2 ablam orada okuyordu, “Dini öğrensin” diyordu. Babam izin vermedi ve Sağlık Meslek lisesine kaydoldum. Babam bunu iyi bir insan olduğundan değil, “Benim kızım da hemşireliği kazandı” diyebilmek için yaptı. O zamanlar artık okullarda başörtü yasağı kalkmıştı. Bir gün amcam bize gelip okula kapalı gitmiyorum ve kafam açıkken ortalıkta dolanıyorum diye bana bir ton saydırdı. Anneme ve babama da “Kapatın bu kızı” diye bir ton söz söyledi. Annem ve babam, amcam gidince beni bir posta dövdüler. Ertesi gün okula gitmek istediğimde annem izin vermedi, “Ya kafanı kapatırsın ya da gidemezsin” dedi. Kafamı kapatıp evden çıktım. Mahallede biraz yürüyünce kafamı açıyordum. Birkaç gün böyle ilerledi. Komşulardan biri beni görüp anneme söylemiş. O gün eve geldiğimde demirle dayak yemiştim, izlerini hâlâ alnımda taşıyorum. Onlar için ailenin yüz karasıydım. Bu süreçte ne ablalarım ne de erkek kardeşim bana destek oldu. Hatta en büyük ablam bana sürekli “Orospu olacak bu başımıza” derdi. Yaptığım en küçük bir hatayı bile büyütür, annemi ve babamı doldururdu ve ben en sonunda dayak yer, yine ailemin yüz karası olup çıkardım. Annem sürekli aldığım kıyafetleri atardı. Onlar için önemli olan ahlak değil, kapanmaktı. Açık olan ya da mini giyen biri kesinlikle dinsiz ve ahlaksızdı.

12. sınıfa geldiğimde hâlâ akrabaların yanında kapalı ama sokakta açıktım. Üniversite sınavından da çok düşük almıştım ama sırf ailemden uzakta olmak için 2 yıllık bir bölüme kaydoldum. Babam üniversiteye gideceğimi amcama söylediğinde amcam, babama “Gönderme, orospu olur çıkar başımıza” demiş.

Üniversiteye başladım. İlk sene annem sürekli arayıp kapanmam konusunda baskı yapmaya devam etti. İnstagram’a yüklediğim fotoğraflardan dolayı babam bir gün arayıp küfür kıyamet bir ton laf etti ama yılmadım. Bu durum beni içten içe yıpratsa da ben onların bana dayattıkları şeyi yapmak zorunda değildim. “Hani dinde zorlama yoktu” dediğimde “Benim günahım bana yeter, seninkiler de bana yazılıyor” gibi saçma sapan cevaplar verirlerdi. Gittikleri sohbetlerde böyle söylemişler çünkü… Yazın eve geldiğimde ilk adımımı attım ve akrabalarımızın yanına açık çıktım. Artık babam beni kendi halime bırakmıştı.

Şu an 22 yaşındayım. Annem hâlâ ara sıra kıyafetlerimi atıyor ve bana bir ton laf saydırıyor ama umurumda değil. Bana orospu diyen ablam ise benim kıyafetlerimi giyiyor, makyaj malzemelerimi kullanıyor. Bana cehennemi yaşatan babamı ve annemi asla affetmeyeceğim. Şimdi yaklaşık 3 aydır psikolojik destek görüyorum, bu durumun üzerimdeki etkilerinin bu kadar büyük olduğunu da bu süreçte anladım.

Kızlar, istemediğiniz sürece sakın size dayatılan bir hayatı kabul etmeyin. Kendi benliğinizi mutlaka koruyun. “Ben de varım, ben bir bireyim, benim de kendimce düşüncelerim, doğrularım ve yanlışlarım olabilir” deyin. Hiçbir şey sizi kısıtlamasın. Sevgilerle.

(Görsel: Frantisek Kupka)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.