İnsanlar bana baktığında İslam’ı değil, beni görsün istiyorum.

Ben Beyza. 12. sınıftayım. Hayatımdan memnun değilim, değiştirmeye de hazır değilim. 6. sınıftan beri kapalıyım. 2. sınıftan 5. sınıfa kadar Kur’an kurslarına gittim. Ailemizde bunlar hep teşvik edildi. Namazlar, dualar, kapanma fikirleri aşılandı hep. Kendi dinlerini bize öğretmeye çalıştılar. Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum, ama bir seçim sunulmadan kabullendim her şeyi. Hep bunları gördüm büyürken, hep bunları benimsedim. Kurstaki hocalar kapanmayı, İmam Hatip okuluna gitmeyi öğütlediler ve ben de bunu istiyordum, onların gazıyla. Bunlar hoş görülüyordu, bunlar takdir ediliyordu. 5. sınıftayken arkadaşlarımla konuştuğumuzu hatırlıyorum. Bir gün kapanacaktım, ama bunu tek başıma yapamazdım. Okulumuz kız-erkek karışıktı, haliyle kapanan tek tük kişiler vardı. Destek alabileceğim birisi yoktu ve ben bu konuyu liseye erteliyordum. Ama çok istiyordum, çünkü böyle olmalıydı, kapanmalıydım. İllaki olması gerekliydi, yapmam lazımdı. Aksi düşünülemezdi.

O sene taşındık. Yeni evimizin 3 dakika uzağında bir İmam Hatip ortaokulu vardı. Yakın diye oraya gitmemi istediler. Sınavlarına girdim, girmeden önce de deli gibi telaşlandım. Ya kazanamazsam? Kapanmak liseye kalırdı o zaman, ortaokulda kapanamazdım. Çok kişi olmadan yapamazdım bunu. Ne zaman kapanacağım, gibi düşüncelere kapıldım. Sanki ucunda ölüm vardı. Ama bu benim için çok önemliydi, çünkü illa kapanacaktım.

Kazandım. İmam Hatip’te açıklık, kapalılık nasıl olur bilmiyordum. İlk günden kapanmayı düşünmüyordum, ama heyecanla okul kıyafetlerinin hepsini giydim. Şalı da taktım. Sınıfa girdiğimde çok kapalı kişi gördüm evet, ama açıklar da vardı. Bunu bilmiyordum. Ama ilk gün kapalı gitmiştim, herkes beni böyle görmüştü. İkinci gün, üçüncü gün derken o hafta hep kapalı gittim. Okuldan başka bir yere uğramadığım için kapandığımın farkına varamamıştım. İlk cumartesi günü babamın iş yerine gittim. Ama ne giyeceğimin telaşıylaydım. Ve sanırım kapandım diye düşünmeye başladım. Artık kapandım ve açılamam, açılmamam gerekir diye düşündüm. Çocukluk işte, o kadar anlam yükleyecek ne var, daha ne için kapandığını bile bilmezken, herhangi bir ayeti bir defa bile okumamışken… İş yerine kapalı gittim ve bu sefer amcalarım, diğer insanlar, herkes beni kapalı gördü. Artık kapanışım resmileşti sanki. Ben de bunu kabullendim, devam ettim. Haftanın beş günü okulda olduğum için hiç zor gelmedi. Akrabaların yanına gittiğimde ya takdir ediyorlar ya da erken olduğunu söylüyorlardı.

Kuzenlerim içerisinde ilk kapanan bendim, çevremde ilk kapanan bendim. Utandım, insanların takdir edişlerinden, farklı bakışlarından. Erkek kuzenlerim acaba yadırgar mı bu halimi, diye düşündüm. Kız olanlar zaten kapanacaktı ya, öyle geliyordu, öyle öğretildi. Zamanla alıştım bu durum. Dediğim gibi okulda benim gibi çok insan vardı. 6, 7, 8. sınıf boyunca ne saçlarımın bir önemi oldu ne de herhangi bir erkek yakın arkadaşım. İmam Hatip’lerden nefret ederim bu yüzden, cinsiyetleri ayrıştırdığı için. Kim ne derse desin umurumda değil, dinini öğrenmek isteyen her türlü öğrenir. Hatta içinde şüphe varsa, kendi ailesinin Müslümanlığından bile daha çok bilgisi olur araştırmaya başlamasıyla.

Lise için Anadolu lisesi seçtim. Hatta önce İmam Hatip çıktığı için ne kadar çok ağladım anlatamam, ama sonra tekrar nakil yaptık. Okulun açılması için çok heyecanlıydım. Erkek kankalarım da olacak, diye düşünüyordum. Başta çok tuhaf geldi, ama sonra gerçek dünyaya alıştım. Erkeklerin de varlığına… Sınıfta 5-6 kişi kapalıydık, ama bana hiç tuhaf gelmiyordu. İlk başlarda kapanmak, dini sorular gibi düşüncelerim yoktu, ama zamanla farklı algıları, farklı düşünceleri keşfettim. Orta okulda siyasetle alakalı bile bilgim yoktu, ama liseye geçtiğimde anladım ki sırf kapalı olduğu için AKP’li damgası yiyenler bile var. Beni rahatsız eden tek şey bu değil ama. Beni rahatsız eden o kadar çok şey var ki…

Ara ara farkına varıp ara ara geçiştirerek, yaklaşık 2-3 yıldır kapalılığımı sorguluyorum. “Neden kapandım ki?” diyerek kendime isyan ediyorum. En önemli pişmanlıklarımdan biri bu belki de. Bu düşüncelere girdiğimde kendimden utandığım zamanlar oldu. Yoldan mı çıkıyorum, birilerinden mi etkileniyorum, dediğim anlar oldu. Aman boş ver be kapalı olarak bir sürü dertten kurtuluyorsun. Saçınla uğraşmana gerek kalmıyor, kolunu bacağını almak zorunda değilsin, diyerek kendimi geçiştirdiğim anlar oldu. Kur’an’ı daha iyi okuyayım, belki içime daha çok iman gücü gelir de bu düşüncelerden kurtulurum, dediğim anlar da oldu ama bunu denediğimde, içimdeki inanç artacağına sanki azalmaya başladı. Ayetleri okudum, okudum ve anlayamadım. Sorguladım, yüzlerce kez ama tek bir anlam çıkmadığı zamanlar, farklı farklı yorumları görüp hangisini kabul edeceğimi şaşırdığım zamanlar oldu. Bu yüzden bunları araştırmaktan da vazgeçtim. Okudukça soğuyorum, kapalı bir şekilde soğumamın neresi mantıklı? O zaman ne yapacağım, ya tüm inancım giderse, başımdakiyle ne yapacağım, diye düşündüğüm anlar oldu. Ama bazen o kadar çok dayanamıyorum ki… Özgür bir şekilde yaşamak istiyorum hayatımı. Hiçbir şeyi savunmak zorunda kalmak istemiyorum.

İnsanlar bana baktığında İslam’ı değil, beni görsün istiyorum. Hiçbir toplumu temsil etmek istemiyorum. Ben herhangi bir elçi değilim ki, neden ben bunlarla yargılanıyorum? İnsanların yalan yanlış veya doğru bilgileriyle beni kötü görmelerini istemiyorum. Okuyup anlamadığım, okumadığım, ne anlama geldiğinden haberim olmayan onlarca ayeti savunmak istemiyorum. Allah’a inanıyorum, bir yaratıcımız tabii ki var, biliyorum. İnanırsan vardır ve ben inanıyorum. Ama ben farklı farklı hocaların saçma yorumlarını savunmak istemiyorum. Ben kimseye örnek olmak istemiyorum ki. Annesi değilim kimsenin, hiçbir sorumluluğum yok benim, neden insanların karşısında farklı olayım? Tesettürlü olup insanları bezdirmeyenlere hiçbir lafım yok, arkalarındayım da… Ama ben bunun sorumluluğunu kaldıramıyorum, ben o kadar Müslüman olamıyorum. Ben daha fazlasını kaldıramıyorum. Günahlar işliyorum, ama kötü bir insan değilim ki. Kötülüğünü düşünmüyorum insanların, iki güzel söze yumuşuyorum ben. Bu örtü olmadan da iyi birisi olamaz mıyım?

Kapalı giyinip kendimi beğendiğimde hafifliyor bu düşünceler, ama genel olarak aynaya bakıp kapalı halimi görmekten nefret ediyorum. Kapalı fotoğraflar çekmekten nefret ediyorum. Kendi kendime çektiğim fotoğrafların yüzde doksan dokuzu açıktır. Arkadaşlarımın evine girdiğim an atıyorum kafamdan bunu. Eve dönerken taktığımda o kadar kötü hissediyorum ki… Neden bunu takmak zorundayım, diye düşünüyorum. Hiç beğenmiyorum aynadaki kendimi. O ben değilmişim gibi geliyor, farklı birisi… Sanki rol yapıyorum. Bir erkek bizim bulunduğumuz alana girdiğinde, bizi gördüğünde hemen saklanmam gerekiyor, örtünmem gerekiyor. Bu o kadar korkunç bir his ki…

Bazıları saçını tarayıp okula gelirken, benim 10 dakika uğraşmam gerekiyor. Topuz yapayım, düzgün dursun, şalı takayım. İğrenç oluyor, nefret ediyorum şal bağlamaktan. Topuz olmadığında nenelere dönüşüyorum, topuz varken de kafanda bir yük. Benim saçım böyle yuvarlak mı sanki, ne saçma bu topuz denen şey. Saçlarım kısa olduğu için bone kayıyor, önlerden tutam tutam çıkıyordu. Ben de zamanla bunu sevmeye başladım. Bile isteye önden boneyi geri kaydırıyordum. Bunu yazarken bile utanıyorum kendimden. Çok korkunç bir şey yapmış gibi hissediyorum. Ama ne olacak ki bir tutamdan? Allah bile bu konu üzerinde çok durmamış, ne önemi var ki? Ama insanlara garip geliyor bu durum. Defalarca saçın önden çıkmış, diyen oldu. “Kayıyor” deyip geçiştirdim, kimisine “Sana ne” dedim. Bugün aptal bir arkadaşım dalgasına bana “Kapalı mısın açık mısın, belli değil, kâkül mü yaptın” dedi. Uyuyor gibiydim o sırada, cevap vermedim. Hâlâ ne diyebilirim ki, onu düşünüyorum. Ben de bilmiyorum bunu, kapalı mıyım açık mıyım, belli değil.

Başta bu durum şu anki kadar rahatsız etmiyordu. Annem “Tesettüre hiç uygun değilsin” dediğinde, “Çok umurumda sanki tesettür” demiştim. Ama ben ne yapıyorum böyle? Ben bu halde olmak istemiyorum, ben arada kalmak istemiyorum. Nefret ediyorum böyle görünmekten. Saçlarımı herkes görsün istiyorum. Fiziksel özellikleri işlerken bile kendimi anlatmaya utanıyorum. Benim de saçım var, herkes bunu biliyor ama bilmiyorlar ki… Benim saçım uzun mu, kısa mı, sarı mı, siyah mı, nasıl benim saçım? Arkadaşlarımdan bazıları benim kapanmayı umursamadığımı düşünüp normal kabul ediyor giyinişimi. Saçlarımın Araplar gibi önden çıkmasını, konuşmalarımı, yaptıklarımı…

Balkonda sigara içerken bir adam çıktı karşı camdan, beni gördü. Ben geç fark ettim ve sonra dedim ki ne olacak yani, ne yapayım gördüyse. Arkadaşlarım da böyle dedi. Okulda şalımı düzeltirken içeri bir kız arkadaşımla erkek bir arkadaşı girdi. Kız ilkten içeri sokmak istemedi, ama ben umursamayınca girdi içeri. Dediler ki, açılacak zaten. Sevgilim vardı geçen senelerde, ona fotoğraflar gönderdim açık halde. Hatta daha da ileri gittim açıklıkta. Yanıma gelseydi yanında da açık olacaktım. Bunları söylemekten de utanıyorum, ama yaptım sonuçta. Camlara, balkonlara, köydeyken kapının önüne açık çıkıyorum ve umurumda olmuyor kimin gördüğü. Ama ben böyle olmak istemiyorum, ben insanlara saçma sapan bir şekilde görünmek istemiyorum. Ne açığım ne kapalıyım ve tamamen kapanmak beni tamamen kapatacak biliyorum. İstemiyorum. Kimin için kapalılığa devam ediyorum, neden bu haldeyim?

Beni tek tedirgin eden şey annem ve babamın ne düşüneceği. Onların düşünceleri, üzüntüleri dışında kimseyi umursamıyorum. Onlar dışında hiç kimsenin hayatım hakkındaki ters bir fikri umurumda değil. Annem ne der babam ne der bilmiyorum. Bu zamana kadar hep normalmiş gibi, sanki bu durumdan memnunmuşum gibi davrandım ama değilim. Annemle geçen tartıştık, ama biraz yanlış konuştum. Sanki ayeti yalanlıyormuşum gibiydi ve sanki annem ve diğer insanlara cahil diyormuşum gibi oldu. Annem önümde kriz geçirdi, zor zor nefesler aldı, ağladı. Ama sanırım laflarının arasında şu cümle geçti: “En azından yapma, ama ayeti yalanlama”.

Bilmiyorum, ne der bu düşüncelerime. Kendisini suçlar gibime geliyor. Yetiştiremedim ıvır zıvır… Ama tatlı tatlı konuşsam belki anlaşırız. Babam da bir şekilde ikna olur gibime geliyor, ama benim korktuğum şey korkunç akrabalar, tanıdıklar. Onlar lafları birleştirip birleştirip annemle babamı doldurur veya arkamdan bir şeyler söylerlerse ben o zaman nasıl direnirim bilmiyorum.

Şu an böyle konuşuyorum ama hazır değilim hâlâ. Şu an için bir cesaretim yok. Cesareti ailemden almayı ümit ediyorum. Bu yazdıklarım hep içimde birikenler… Bazen canım çok yanıyor, çok fazla kapana kısılmış gibi hissediyorum. Ben de artık normal hissetmek istiyorum. Allah’ım, sana inanıyorum, ne olur kurtar beni, ne olur yardım et de kurtulayım bu zindandan.

(Görsel: Charles Clos Olsommer)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.