Arkadaşlarımla alkollü mekânda otursam “Bunun ne işi var burada?” diyenlerden, “Ben gelmeyeyim” desem “Bu kadar bağnaz mısın?” demelerinden yoruldum.

İkinci kez yazıyorum. Artık dayanamıyorum bu hisse, boğuluyorum. İçimde hissettiğim şey açık giyinme isteği değil. Hatta saçlarımı rüzgârda savurmak, güzel hissetmekten de ötesi ben özgür hissetmek istiyorum. Kendi kararımı yaşamak… İnsanlar bana bakınca önyargıdan fazlasını görsün istiyorum. Arkadaşlarımla alkollü mekânda otursam “Bunun ne işi var burada?” diyenleri duymaktan, “Ben gelmeyeyim, siz gidin” desem “Ya bu kadar bağnaz mısın?” demelerinden yoruldum. 28 yaşıma geldim. Kaç yıldır evliyim. Kendi çocuğum var. Eşim asla baskıcı, müdahaleci biri değil. Özgür olduğumu keşfettikçe geçmişteki baskıyı fark ettim, altında ezildim.

Eğitimliyim, ekonomik olarak özgürüm. Eşimin her konudaki desteği, anlayışı zaten arkamda. Ama hâlâ 12 yaşında gibi, babam beni sevmez, diye korkuyorum. Hâlâ içimdeki küçük, ezik kız bir köşeye büzülmüş sevilmek için başkası gibi davranıyor. Odasının duvarları altına yaptığı resimlerde asi, resimlerde özgür sadece. Neden kendim olmak bu kadar zor hâlâ, neden hâlâ babam beni sevmeyecek diye korkuyorum? Bir kız için İç Anadolu’da doğmak kâbus gibi. Ölene kadar yapışıyor sana. Sen insanların ne dediğini önemsemesen bile ailen önemsiyor, seni suçluyor. Hiç şiddet görmedim. Bazen keşke görseydim, diyorum. Sürekli kendimi suçlu hissettiğim, sürekli kendimi yük gördüğüm, sürekli kaybetme korkusu yaşadığım, insanlar beni sevsin diye manipüle edildiğim bir çocukluktansa, belki şiddet görsem kendimi değil babamı suçlardım. Nefret ediyorum her şeyden, herkesten… Kararımı verdim, ama yapacak cesaretim yok. Tepkileri göğüsleyecek, hatta babama anlatacak cesaretim yok. Bittim, tükendim.

(Görsel: Jules Flandrin)

Comment (1)

  1. Merhaba. Kimseye hayatınızda verdiğiniz kararların nedenini, sebebini açıklamak zorunda değilsiniz. Bir gün eşinizle ailenizin yanina açık gidin. Kendinizde cesaret bulamıyorsanız eşinizden güç alın. İnanın aklınızda kurduğunuz senaryolar yaşanmayacak. Evet uzelecekler, neden diyecekler, belki hayal kırıklığı yaşayacaklar ama bunlar en fazla bir hafta sürecek. Kimse o kafanızın içinde dönüp duran tepkileri vermeyecek. Ki verse ne fark eder ki? 28 yaşında çalışan kendi ailesini kurmuş bir insansınız. Alacağınız kararlar sizi ilgilendirir. İçimden böyle geldi deyin. Böyle istedim deyin. Evet böyle bir değişiklik yaptım deyin. Sonra da kendinize bunca sene sana bunun için mi işkence etmişim deyip kocaman bir sarılın. Ben de size kocaman sarılıyorum. Aynı süreçlerden 26 yaşında geçtim. İnsanlar iki gün bile konuşmadı. Konuşan tek şey kafamın içindeki anksiyete balonummus meger.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.