Ben gay olmayı seçmedim, onlar da gay bir kız çocuğunu.

Merhaba. Ben M. Küçüklüğümden en net hatırladığım kişilerden biri babam. Ben daha küçük bir kız çocuğuyken babamı örnek almak isterdim; onu gururlandırmak, bana sevgisini göstermesini sağlamak… Yani ilgisi benim için çok önemliydi. Öyleydi açıkçası başta, hep oyun oynardık. Bana sevgisini çok gösterirdi. Küçük yaşımda babam benim gibi bir kızı olduğu için mutlu, derdim. Yanılmışım. Ben ne babamı gururlandırabilirim ne de sevgisini hak edebilirim.

Yaşımı hesaplarken, taşındığımız mavi apartmanla bağdaştırırım. Biz mavi apartmana taşındığımızda ben 4 yaşındaydım. Daha önceki evlerde hatırladıklarım da en az 3 yaşımda olsa gerek. Ben küçükken erkek olduğumu sanıyordum, çünkü bir şeyler farkıydı. Bedenimde bir şeyler yanlıştı diye düşünürdüm, çünkü futbol oynuyordum. Arabalarla oynardım ve hep babamın dükkanındaki o takım elbise için ağlardım ve bu yüzden “Ben erkeğim, adım da Muhammed.” derdim, çünkü bildiğim tek erkek ismi buydu. O zaman korkmuşlar, ya ben lezbiyensem diye. En korktukları ise ya ben bir erkeksem? Bir gün gelip “Anne, baba, ben erkeğim” desem neler olurdu? Babam bu konuda aşırı endişelenip beni psikoloğa götürmek istemiş. Annem de “O daha çocuk, büyüyünce geçer” demiş. Yıllar önce annem anlatmıştı bunu da. Evet, büyüdüm, 18 yaşıma geldim. Büyürken sadece maskülen değildim, aynı zamanda feminendim de. Bu yüzden feminen davranışlarımla aşırı mutlu olmuşlardı. Ta ki ben 14 yaşıma gelinceye kadar.

Ben kapandım. 11 yaşımda. Babam, “Sen tişört giyiyorsun, senin kollarını keseceğim” gibi şakalar yapardı. En acısı da bunu gerçekten yapacağını sanırdım. Öyle korkardım ki bana, birine zarar verecek diye. Hatta bir arkadaşım tayt giyiyordu, -o zaman da en fazla 9 yaşındayım- “Onunla görüşme” demişti. Ben de “Ama onun babası izin veriyor” demiştim üzülerek. O da kızmıştı tabii. Liseye başlayacağım zaman babama “Ben İmam Hatip’e gitmem” dedim, ama hiçbir işe yaramadı.

Okulun ilk günü bir kız vardı sınıfta. Çok güzeldi. Sürekli göz göze geliyoruz. Sürekli bakıyorum ona, ama hoşlandığımı ne ona ne de kendime söyleyebiliyorum. O zamanlar ilk kez bir kız arkadaşımın olmasını istedim. Bunu hayal ettiğimde çok normaldi. Normaldir herhalde, diye düşünmüştüm. Ben 14 yaşında nereden bileyim homofobiyi, hayatımda hiç gay bireyle karşılaşmadım ben. Bir arkadaşıma söyledim, ben biseksüelim diye. O hiç tepki vermedi. O an ilk kez yalnız olduğumu hissettim. Sonra kendimi fark etmem nasıl hızlı olduysa, inkâr etmem de o kadar hızlı olmuştu. Ben ve eşcinsellik, en korktuğum şeydi artık…

9. sınıf bitti ve güzel, babasız bir yıl… Çünkü annem ve babam kavga ediyorlardı. Ayrı yaşamaya karar verdiler bir süreliğine. Kavgadan uzak, çok huzurlu bir yıldı. Sonra 10. sınıf başladı. Sınıflar değişmişti. Eski arkadaşlarımla aramız hiç iyi değildi. Ben yalnız, kötü bir yıl geçiriyorum derken başka bir kızdan hoşlanmaya başladım. Kız çok güzeldi. Onunla heyecandan konuşamıyordum. Zaten sadece bir kez konuşabildim. Onu da kekeleyerek yanlış söyledim, benimle dalga geçti. Neyse, karantina başladı ve ben gün boyu evde hiçbir şey yapmıyordum. Yaptığım tek şey film izlemek, sanal arkadaşlarımla konuşmaktı. Bizim arkadaş grubumuza yeni biri katıldı. Adı Muhsin’di. Gaydi ve bununla gurur duyduğunu söylüyordu. Sonra ona açılmak istedim. Özel olarak yazmadım, direk gruptan “Ben aslında biseksüelim” dedim. O da bana yardımcı olmak istedi. Oradaki arkadaşlarım homofobikti ve ben heteroseksüel olmadığımı söylediğim için marjinal görünmeye çalıştığımı söylediler. Ben küçüklüğünden beri ilgi için yalan söyleyen bir çocuk olduğumdan, hep sen kötüsün, derdim kendime. Bu ilgi çekmeye çalışma konusu hassas noktamdı ve ben yine biseksüel olduğumu inkâr etmeye başladım kendime. Bu sadece cinsel yönelimimde olmadı, psikolojik hastalıklarımı öğrendiğimde bile “Hayır, değilimdir, ben sadece ilgi çekmeye çalışıyorum.” demiştim. İlgi için hastaymış gibi davranıyorum. Kendimi suçladığımı da daha yeni fark ettim.

Bahsettiğim gay arkadaşım ateistti. Bir gün ateist bir sayfanın gönderisini story olarak paylaştı. Ben de sayfaya girdim ve birkaç ayet gördüm. Şiddet içeren ayetler… Ben de yalan olduğunu kanıtlamak istedim. Üzerinde yazılan ayeti açtım ve büyük bir şok yaşadım, çünkü gerçekmiş. Sonra bir süreliğine yazlığa gittik ve bu zaman içinde kimseyle konuşmadım. O sırada Sofia’nın Günlüğü kitabını okuyordum. Orada Sofia bir mağaraya gidip ona gelen mektuplar hakkında düşünüyordu. O sırada aklıma geldi, ya eğer gerçekten Allah yoksa? Sonra birkaç araştırma sonucu ateist oldum. Bunu aileme söyleme taraftarı değildim ama sonra ağzımdan dinde beğenmediğim bir şey kaçırdım ve çok belli oldu. İtiraf etmek zorunda kaldım. Aldığım tepki çok kötüydü. Yalan söylemeyi tercih ettim. Babam, ablamlara yaptığı gibi beni de kursa gönderir diye korktum. Bu sürede sanal arkadaşlarımla konuşmam yasaktı ve işte o zaman yalnızdım.

Bir akşam rüyamda kendimi bir kadınla ilişkideyken gördüm. Sabah çok garipti. Aşırı enerji doluydum. Sonra herkese söyledim -sanal olan arkadaşlarıma-. Ben eşcinselim, ben biseksüelim… Babamın tayt giyindiği için onunla takılmamı istemediği küçüklük arkadaşıma da söyledim. O da beni olduğum gibi sevdiğini söyledi. O gün baya ağlamıştım.

Artık kabul etmiştim kendimi. Günlüğümde 4 Mart 2021’de bununla alakalı birkaç şey yazmışım. Şu an 18’ime çok az kaldı, 1 ay kadar. Üniversiteye gideceğim zaman açılmak istediğimi söyleyeceğim. Sonrasını sonra düşünürüm. Ailemi hayal kırıklığına uğratmak için daha önümde uzun bir yol var. Ben gay olmayı seçmedim, onlar da gay bir kız çocuğunu. Birimizi anlasak keşke…

(Görsel: Paula Rego)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.