Yetiştiğim çevreye göre ‘halan geldiğinde’ sana dini açıdan sorumluluklar yüklenirdi.

Merhabalar, ben İ. Öncelikle şunu söylemeliyim ki başardım, uzun bir aradan sonra artık ben de tekrardan saçlarımda rüzgârı hissedebiliyorum.

Şu an 18 yaşındayım. Dinin benim için en olumsuz kısmıyla tanışmam yani kapanmam ben daha 12 yaşındayken oldu. İlk kez regl olduğumda direkt anneme koştum. Ona “Ne yapmam gerekiyor?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Çünkü yetiştiğim çevreye göre ‘halan geldiğinde’ sana dini açıdan sorumluluklar yüklenirdi ve ‘bir şeyler yapman’ gerekirdi. Annem bana şu an şaka gibi gelen gerekçeler sunup ardından da kapanmamın en doğrusu olacağını söyledi. Daha yaşım rakamlarla ifade ediliyorken dahi dinin gerekçelerine uymazsam cehennemde başıma geleceklerle alakalı her bir aile büyüğüm tarafından o kadar korkutuldum ki kapanmanın aksi bana o yaşımda imkânsız gibi geldi. İlk reglimin akşamı babam işten eve geldiğinde ailecek konuştuk ve bunun benim kararım olduğunu söylediler, yani aslında en başında kendi kararımla kapanmış oldum. Diretilen bunca fikirden sonra aksini isteyebilmem mümkün müydü ki?

Hiçbir zaman gerçekten severek taktığımı hatırlamıyorum başörtüsünü. Ya Allah ya da aile korkusu vardı hep içimde. Ne zaman şikayetçi olsam veya açılma fikri aklımın ucundan dahi geçse cehennemi düşünüp silerdim kafamdan. Başımda bulunan o örtü, benim özgüvenimin neredeyse yok olmasına sebep oldu yıllar içerisinde. Bir süre sonra rahatça spor yapamaz, sosyalleşip arkadaş edinemez, sınıfta doğru düzgün söz dahi alıp konuşamaz bir hale geldim. Bunların hepsini başörtülüyken de yapabilirdim tabii ki ama, kendimi öyleyken ‘ben’ gibi hissedemiyordum. Şalım bozulur da daha da kötü görünürüm diye boynumu dahi çeviremezdim, biri bana seslendiğinde arkamı dönerken bile direkt olarak gövdemle dönerdim. Kimse ne hissettiğimi anlamadığı için bu bile dalga konusu olurdu. En yakın arkadaşım fotoğraflarımızı çekerken ben hep elimle bir şekilde yüzümü kapatmaya çalışırdım çünkü öyle hiç güzel bulmuyordum kendimi, ben de saçların görünmesini istiyordum, iyi hissedebilmek istiyordum kameranın karşısında.

Açılmayı ciddi manada kafama koyduğum yıllar lisenin ilk yılları oldu, Allah korkusundan eser kalmamıştı artık ama ailemden hâlâ delicesine korkuyordum. 10. sınıfta bir sebepten ötürü okul değiştirmem gerekiyordu. Kafama koymuştum, oradaki ilk günüme açık bir şekilde gidecektim. Nasıl olsa oradaki herkesle ilk kez tanışacaktım ve eski halimi asla bilmediklerinden kimseye bir şey açıklamam, kötü bakışlara maruz kalmam gerekmeyecekti. Okulun ilk sabahı saçlarımı güzelce taradım ve ailemin karşısına çıkıp “Ben böyle gideceğim” dedim. “O zaman gitmeyeceksin” dendi. Mecburen yine örtündüm. Açılma istediğimi sürekli dile getiriyordum ama her seferinde daha da baskıya yol açıyordu bunu dile getirmem. Babam benimle böyleyken gurur duyduğunu ve açılmamı asla istemediğini söylüyordu. Başımdaki bir bez parçası yerine yaptıklarımla, başarılarımla gurur duyması gerekmez miydi?

Kâbus gibi geçen o zamanların ardından karantina süreci başladı. Bir yandan hemen covid’in bitmesini istiyordum, bir yandan da sonsuza kadar evde kalmak istiyordum çünkü iki adımlık odamdayken dışarıda olduğumdan çok daha özgür hissediyordum.

Karantinaya girdiğimiz ilk günden itibaren bir daha hiç başörtüsü takmadım sanırım. Bir yere gitmem gerekiyorsa kapüşon veya bere takıyordum. Yasaklar biraz hafiflediğinde ailecek pikniğe gittik ve ben orada da sadece kapüşonla duruyordum, saçlarımın yarısı ortadaydı. Etrafta tanımadığımız onlarca erkek olmasına rağmen babamın umurunda değildi. O gün net olarak anladım ki o beni değil, kendini düşünüyordu. İnandığı ahiret anlayışına göre kapalı olmam onun sorumluluğuydu ve aksine izin verip ‘günah’a girmek istemiyordu, benim cehennemde yanıp yanmamam umurunda dahi değildi. Veya yalnızca çevredekilerin saçma laflarından kaçınmak istiyordu, bilmiyorum ve artık sorgulamıyorum da.

O piknikten çok kısa bir süre sonra tamamen açıldım. Beni ciddi manada görmezden gelen arkadaşlarım da, yalnızca saçım kısa olduğu ve maskülen giyindiğim için cinsiyet değiştirmek (?) istediğimi düşünen yakın akrabalarım da oldu, sırf düğüne giderken oje sürdüğüm için “Ailemize laf getirmek mi istiyorsun sen?” diye çıkışan bir annem de. Birini bile umursamadım. Gerçekten kendim gibi hissedebildiğim için benden mutlusu yoktu çünkü. Her ne kadar kurtulmuş olsam da o yılların üzerimde bıraktığı etkileri aşabildiğimi söyleyemem. Hâlâ çok ciddi bir sosyalfobi yaşıyorum ve insanlarla iletişim kuramıyorum. Bunun en büyük sebebinin de yıllarca istemediğim biri gibi görünmek zorunda bırakılmam olduğuna eminim.

Burada yazılanları okuyup da ’Keşke ben de yapabilsem’ diyen sayısız insan olduğunu biliyorum çünkü ben de sizin aranızdaydım. Umarım her biriniz en yakın zamanda istediğiniz özgürlüğe kavuşabilirsiniz. Asla yalnız yürümeyeceksiniz.

(Görsel: Chiharu Shiota)

Comment (1)

  1. sasirarak okudum. karantina doneminde ayni seyleri yasadigim onca insan varmista benim haberim yokmus. buna gercekten sasirdim. ben de ayni sekilde 10.sinifta acilmak istedigimi fark ettim ve o donem karantinaya denk geldi. aileme soyledim olumsuz cumleler kalp kirici bircok laflar isittim. disari ciktigimda kapusonumu basima gecirir boynum apacik sekilde dolasirdim. markete bile gitmek istemedigim her gece agladigim gunlerdi. karantina zamaninda asla basortu takmadigim icin de ailem yavas yavas alisir duruma gelmisti. gece cop cikartmaya giderken bile annem oyle git hemen bi sey olmaz diyip acik sekilde gitmeme laf etmemisti. o zamanlar diyorum keske acilip bu belirsiz durumdan kurtulsaydim ama olmadi. daha sonra da okulun asla acilmamasini istedim tekrardan basortu takarda oyle giderim diye. daha sonra 11.sinifin sinavlari icin okula gitmek zorunda kaldigim vakit aglaya aglaya basimi kapatmistim hatirliyorum. ve simdi ise cok rahatca sinifimdaki arkadaslarima zaten acilacagim gibi cumleler kurabiliyorum. haziranda sinavdan sonra son kez bu denemeye girisip acilmayi planliyorum. tek sikinti akrabalar su anlik. sen istedigin gibi oldugun icin cok mutlu oldum su an. cok guclu bir kizsin unutma bunu. umarim ayni gucu ben de gosterebilirim. kendine iyi bak 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.