“Başını açarsan eve giremezsin!”

Burayı en sıkıntılı, en çaresiz hissettiğim anda keşfettim ve aslında bu yolda yalnız olmadığımı öğrendim. Böyle hissedenler olacağını bildiğim için ben de hikayemi yazmak istiyorum.

Ben 5 yıldır tesettürlüyüm. 17 yaşımda bir okul dönüşü karar vermiştim kapanmaya. O zaman nereden aklıma esti de böyle bir şey yaptım, bilmiyorum çünkü o güne kadar aklımda böyle bir şey yoktu. Aileme kararımı söyledim, anlayışla karşıladılar fakat annem yaşımın küçük olduğunu, daha sonrasında fikrimin değişebileceğini, bunun bir çocuk oyuncağı olmadığını, kapanırsam geri açılamayacağımı söylemişti. Yaşıma bakmayın, bilirsiniz, ergenlikte çok mantıklı kararlar veremezsiniz. O aklımla son derece emin olduğumu düşündüm ve kararımı gerçekleştirdim.

Kapandıktan 1 sene sonra aslında bunu istemediğimi, yapamayacağımı fark ettim. Hemen annemle konuştum, bana bunun bir vesvese olduğunu, bir süre sonra geçeceğini, ani kararlar almamam gerektiğini söyledi. Peki dedim, belki gerçekten vesvesedir ve geçer… Geçmedi. 1 yılı da katarsam 4 yıldır bu içimdeki sıkıntı, aslında yapamadığımı anlamam ve açılma isteğim geçmedi. Ama gerçekleştirmeye cesaretim de yetmedi.

Ailemin, çevrenin tepkisi/düşünceleri beni hep geri adım atmaya itti. Daha sonra üniversiteyi kazandım, başka bir şehre geldim. Aylarca kendimle savaştım, uykusuz kaldım, baş ağrıları yaşadım ama yapamıyordum. Bir gün yine uykusuz ve baş ağrılı bir geceden sonra dayanamadım ve ağlamaya başladım; “Gerçekten yapamıyorum, Allah’ım, lütfen bir çıkar yol göster” diye. O gün okuldan döndükten sonra annemi aradım ve kararımı söyledim. Tepkilerini tahmin edebiliyordum ama bu kadar sert olacağını hiçbir zaman kestiremiyordum. İlk konuşmamızda öncekiler gibi olduğunu sandı, ertesi gün konuştuğumuzda ciddiyetini anladı ve olaylar bu şekilde büyüdü.

İlk önce izin vermediğini dile getirdi, ben bunun bir izin meselesiyle olmadığını söylediğimde ise beni vazgeçirmek için başka şeyler söylemeye başladı. “Eğer açılırsan eve gelme”, “İnsanlar ne der? Üniversiteye gidince açıldı görüyor musun?”, “Bir çevremiz var, onlara bunu açıklayamayız” vesaire… Ben çevre için kapanmamıştım ve onlar için de bu şekilde kalmak istemiyordum. “Eğer açılırsan aileni silersin,” “Hakkımızı helal etmeyiz” ve daha niceleri… 1 hafta boyunca konuşmadık ve bu, beni en çok sarsan durumdu. Sonuçta onlar benim ailem ve biz annemle gün içinde sürekli konuşuruz.

Artık, dedim; çok zaman geçti arayayım, annem sonuçta ailem, onlara inat yapılmaz, kabullenecekler elbette. Tahmin ettiğim gibi ailemin en çok çekindiği şey çevre ve kendi aileleri. Türk toplumunu ve mahalle kültürünü bilirsiniz, hep konuşurlar, sürekli bir dedikodu arayışı içinde pencerede pinekleyen insanlar vardır. Benim çevremde onlardan bol bol var ve söyledikleri/söyleyecekleri şeyler ailemi etkileyecek.

Kavga etmeden ilk konuşmamızı yaptık, bana dedi ki, “En azından üniversiteyi bu şekilde bitir, bitince ya da atanınca açıl, o zaman bir şey diyemezler.”. Dediğim gibi ben onlar için kapalı kalmayacağım ki, Allah rızası için olmadıktan sonra bir anlamı kalmıyor çünkü. Kavga etmek istemediğim için konuşmayı eve erteledim ve anneme sürece bıraktığımı söyledim.

Bu yazıyı yazarken hâlâ kapalıyım. Ailemle olanları hallettikten sonra açılmayı düşünüyorum. Sadece insanlarımızı anlayamıyorum, neden birisi hakkında konuşmak bu kadar kolay? Elalem denilen bir kesim var ve hayatımızı resmen onlar yönetiyor. Sürekli onlar ne der, bunlar ne der diye düşünmek çok saçma. Sizin beni anlamanız için bir örnek verip burada bitirmeyi düşünüyorum daha fazla uzamaması için. Benim çevremde kilomu takip eden bir komşumuz vardı. Düzenli olarak beni gördüğü her yerde kilo aldığımı, çok nadiren de olsa kilo verdiğimi söylerdi. O yüzden ailemi anlayabiliyorum ama dediğim gibi biz onlar için yaşamıyoruz. Eğer ki düşüncemi gerçekleştirirsem bir gün buraya “Yaptım!” demek istiyorum.

(Görsel: Corinna Wagner)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.