Kendimi açıklamak için çok uğraştım ama söylediğim her sözü kendilerine ve inançlarına hakaret olarak algıladılar.

12 yaşında kendi isteğimle kapandım. Başörtüsünü hayatımda istemediğimi anlamam 1 hafta falan sürdü. Hem rahat değildim; oyun oynarken hareketlerimi kısıtlıyordu hem de görüntüme alışamamıştım. Anneme açılmak istediğimi söyledim, o da bir kere kapandıktan sonra geri açılamayacağımı söyledi. Beni uyarmış, böyle olacağını bilmem gerekirmiş. Yine de 1 ay kadar sonra dayanamayıp başımı açtım ama annemin ne kadar üzgün olduğunu gördüğümde değmeyeceğini fark ettim. Ne de olsa Müslümandım ve doğru olanı yapıyordum, bir yerden sonra alışırdım.

Şu an 20 yaşındayım. 8 yıl boyunca her dışarı çıktığımda aynı hissi yaşadım. Giyinmek istemediğim için kendimi evime kapattım. İnsanlarla her tanıştığımda çekindim. Eve her misafir geldiğinde üzerime bir şeyler geçirirken rol yapıyormuş gibi hissettim.

Doğru şeyi yapıyorsam neden bu kadar kötü hissediyordum? Kötü hissediyor olmamın bir değeri var mıydı? Çözümüm var mıydı? Kimse bana bu cevapları vermeyince ben de tesettürün neden gerekli olduğu üzerinde düşünmeye ve araştırmaya başladım. Belki de istemediğim için yeterince objektif yaklaşamadım ama içime sinmemesi bir yana, üstüne İslam’dan da uzaklaştırdı.

İçimden namaz kılmak gelmiyor, dinle fikirlerim ve yaşamak istediğim hayat uyuşmuyormuş gibi hissediyordum. Bunun bende yarattığı boşlukla yalnız başa çıktığım yetmezmiş gibi aileme de açıklayamıyorum. Karantinadayken artık dayanamadım ve başımı açmaya karar verdim. Annem gerçekten istediğime inanmıyordu bile, cidden yaptığımı gördüğünde oturup ağlamıştı. “Bir dışarı çık bakalım, nasıl hissediyorsun görelim.” dedi.

Bir akşam dışarı çıktık. Başta anlayışlı davrandı ama beni mutlu gördükçe agresif ve sinirli tepkiler vermeye başladı. Dışarı çıkıp iyi hissettiğimi görünce gerçekten açılmaya karar verdim. Bunun üzerine evdekiler üzerime geldi. “El aleme ne deriz?”, “Bizim aileden bir kız başını açamaz.”, “En baştan kapanmayacaktın o zaman.” dediler.

Ne kadar üzülmüş olduğum, ne kadar mutsuz olduğum umurlarında değildi. Günlerce yataktan çıkamadım, saçım dökülmeye başladı, 6 kilo verdim. Sınav stresi dediler. O gün umursadıkları şeyin aslında ben olmadığımı anladım. Tek başımaydım. Kendimi açıklamak için çok uğraştım ama söylediğim her sözü kendilerine ve inançlarına hakaret olarak algıladılar. Yine beni kötü ve suçlu hissettirerek bastırmayı başarmışlardı.

Bir kere suçlu hissedince hislerinin yanlış olduğuna ve geçeceğine inanıyorsun ama geçmiyor. Bu yıl üniversite için il dışına geldim, yıl boyu kapalıydım ama eve başım açık dönüp hayatıma öyle devam etmek istediğim için final dönemimde başımı açıp dışarı çıktım.

O kadar suçlu ve yanlış hissettim ki… Kendi bedenimde değilmiş gibiydim. Okula öyle gidemedim. Yine başaramamıştım. Birkaç gün sonra bütlerime girip eve dönerken başımı açmayı planlıyorum. Ne izin isteyeceğim ne de üzerinde tartışacağım. Kabul ederlerse etsinler, etmezlerse bir yolunu bulacağım. “Üniversiteye gitti, yoldan çıktı.” diyeceklerini biliyorum.

Yıllardır yaşadığım her zorluğu görmezden geleceklerini, umursamadıklarını, bir tek inandıkları dinin emrini bana dayattıklarını ve o emri uyguladığım sürece iyi olacağımı düşüneceklerini biliyorum. Eğer gerçekten başörtüsü bana iyi geldiyse ve ben fark edemediysem bile bunu tecrübe etmem gerekir. Sözleri içime sinmedi, o halde yaşamam gerekir. Bu şansımın olduğuna inanıyorum, dinde de bunun olduğuna inanıyorum ama kimsenin benimle aynı düşünmeyeceğini biliyorum.

Belki de yanlışım. Ama burada meselenin hata yapma şansı olduğunu düşünmüyorum. Burada mesele bir kadının kendi istediği şeyi yapması. Benden utanacaklarını biliyorum. Dinle ilgili sorularım var, çeliştiğim noktalar var. Şu an neye inandığımı bile bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey, 8 yıl boyunca istemediğim bir şekilde giyindiğim. Sorularım var ama cevapları ailemde değil. Haklı bile olsalar bana verdikleri tepkiler yanlıştı.

Böyle düşünüyorum ama gerçekten başarabilecek miyim, bilmiyorum. Başaramadığım her an daha güçsüz hissediyorum. Allah, ailem, toplum beni tamamen terk etmiş gibi geliyor. Aynı tecrübeyi yaşayan insanları duysam bile yalnız hissediyorum.

(Görsel: Sasha Hartslief)

Comments (2)

  1. Merhaba ben Mert. Ateistim yaşadığın problemlerin birini bile yaşamadım ama şunu biliyorum aileler özellikle anneler seni bir uzantın olarak görüyor , sen ise o uzantıyı hem anlamaya hem tanımaya hem de yetişkin olunca kopmaya çalışıyorsun. Senin hayatın ailenin toplumun yargılarına göre şekillenmeli. Psikolojide bu süperegodur anne eğer seni süperego çerçevesinde yaşatmaya çalışıyorsa bu onun aşamadığı dünyasından kaynaklıdır. Evet zor bir hayattan geçiyorsun olmadığın bir kişiyi dayattıklarını hissediyor olabilirsin ama seni kimse anlamıyorsa bile bu kendi dinlemen ve anlaman için fırsattır. Bazı insanlar varoluşsal krizlere sürüklenirler bence onlar şanslı olanlardır çünkü dünyada birçok bakış açısı kazanmayı deneyimleyebilirler ne kadar acı çekecek olsa da bu bir aydınlanmadır. Lafın özeti şu senin yokuşunu görüyorum ama emin ol hepimiz bir yokuş çıkıyoruz ve emin ol her yokuşun inişi de vardır. Kendine iyi bak
    Mert

  2. güzelim benim. o kadar içten ve güzel yazmışsın ki, okuduğum yazılar arasında kendimi en yakın hissettiklerim arasındaydı bu yazı. seninle benzer hisler içerisindeyiz, fakat kafam seninkinden bin kat daha karışık. açılır mıyım bilmiyorum bile. ailemden çok uzakta yaşasam da belki açılamam çünkü herkesin bana koyduğu prangaları tek başıma kıramıyorum. senin içinde bulunduğun ruh halini de çok iyi anlıyorum. keşke seni teskin edebilecek bir şeyler söyleyebilsem, ama bende de yok o kelimeler. yalnızca, seni anladığımı ve seni sevdiğimi bil. her şey geçecek, umarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.