Keman ve saz çalmak istiyorum ama parasını gizlice biriktirip aldığım kemanı babam kırdı.

Merhaba, ben de kendi hikâyemi anlatmak istiyorum. Ben 15 yaşındayım. Yaşadığım bölgedeki insanlar aşırı muhafazakâr ve homofobik. 6 yaşında izlediğim bir çizgi filme “Bu erkek filmi!” diye tepki gösteren bir ablam vardı. Zaten hep yaşımdan olgun bir yapıya sahip oldum, hem fiziksel hem ruhsal olarak. İlkokulda ortaokul öğrencisi gibi gözükürdüm, sınıf arkadaşlarım görünüşüm ile ilgili sürekli yorum yaparlardı. Futbol oynamayı çok severdim ama erkek arkadaşlarım “Sen kızsın, hele de bu kiloyla, defol” gibi şeyler söylerlerdi. Ailem zaten bu baskının en başını çekiyor; devamlı saçım, kilom, boyum ile ilgili benimle dalga geçerler. Babam bana “Sana kara çarşaf alacağım, onu giyeceksin” demişti, zorla oruç da tutturuyorlardı. Akşam yemeklerinde haber izlerken babam devamlı “S*ktiğimin Alevileri” falan derdi. Neyse, bu şekilde 2-3 sene daha geçti ama ben aynı zamanda süreci sorguluyordum.

13 yaşıma geldiğimde siyasi ve dini konularla ilgili kitaplar almaya, bu konuları araştırmaya başladım. Alevi olmak istedim, bunu cidden istedim. O semah dönüşler, o ikrar verişler… Çok etkileniyordum, özümün orada olduğunu hissediyordum. Aileme gidip bunu anlattığımda babam beni gece boyunca kemerle dövmüştü. Atatürk’ün resmini öperek, Ahmet Kaya posterimle dertleşerek geçirdim zamanlarımı. Artık çok fazla sorgulamıştım ve solcuydum. Hak, eşitlik, adalet; bu kavramları benimsemiştim. Okulda bir arkadaşıma ‘top’ dediklerinde onu korumuştum ve bunun gibi savunmalarım yüzünden babam beni bir dönem okuldan almıştı.

Lise 1. sınıfta beni zorla İmam Hatip’e gönderdiler. Aileme sürekli “Kadın ve erkek eşittir, bir erkek bir şeyi yapıyorsa ben de yaparım” diyorum ama bana “Orospu, senin beynini yıkamışlar” gibi laflar söylüyorlar. Devamlı “Saça bak, erkek gibi; şu kiloya bak, şu boya bak” diyorlar ve en çok zoruma giden babamın devamlı beni ezmeye çalışması. Bana sürekli “Senin henüz bir hayatın mı var? Sen bir birey misin ki? Sen 3 kuruş eder misin?” gibi cümleler kurması…

Ben bu boş yerden gitmek için çok kez intihara meyil ettim. Ama sonra vazgeçtim. Çünkü ben büyümeliyim ve kendi çocuğuma doğruları öğretmeliyim. Umudu çok seviyorum; çiçekleri, gökyüzünü, kahkaha atmayı -annem çok kızar-, hayvanları, insanlara yardım etmeyi çok seviyorum. Sürekli düşünüyorum, hayaller kuruyorum, haberler okuyorum. Tecavüz edilen ya da öldürülen kadın haberlerini ağlayarak okuyorum. Anlam veremiyorum çünkü. Giyeceğim kıyafete, gideceğim okula, söyleyeceğim söze karıştıkları için ailemden nefret ediyorum. Annem, çocukken erkek kuzenlerimle oynamama kızardı. Babam bana devamlı şey der; “Adam ol, kız başına ne siyaseti, terörist olacaksın başımıza, okuldan alır veririm kocaya.”. Oysaki ben ezilenlerin sesi olmak istiyorum. Ben yağmur yağınca sokaktaki kediler köpekler için ağlıyorum. Hiç denizi görmedim ya da yüksek dağları ama denize karşı şiir okumayı ve yüksek dağlara bakmayı çok istiyorum. Keman ve saz çalmayı istiyorum ama parasını gizlice biriktirip aldığım kemanı babam kırdı. İzin vermiyor; neyimeymiş, zaten benden bir halt da olmazmış.

O kadar isterdim ki bana destek olmalarını, beni dinlemelerini… Ama beni hep dışladılar, sürekli açığımı aradılar ve dalga geçtiler. Benim annemin bana verdiği tek öğüt şu; erkeklerin yanında öyle gülünmez, kapıda erkek ayakkabısı gördüğün eve girmeyeceksin, düzgün oturacaksın… Dans etmeyi çok istiyorum ben ama bu bacaklarla edemezmişim. Saçımı rengârenk yapmak istiyorum ama o da bu yaşta yapılır mıymış? Arkadaşlarım ve ailem sürekli benimle dalga geçiyor, onurum ve güvenim kırılsa da güneşi göreceğimi umut ediyorum. Bir gün istediğim saatte istediğim yere gidebileceğim. Bir gün korkmadan ağız dolusu kahkaha atıp o çok beğendiğim elbiseleri giyecek, o güzelim kırmızı ruju sürebileceğim.

(Görsel: Edvard Munch)

Comments (6)

  1. Dinsiz İmansız Allahsız

    Dertleşmek istiyorsan bana instagramdan ulaşabilirsin. Kullanıcı adım dritiophz

  2. Yazdıklarını okudum. İçim giderek hemde. Yanında olup sana her şeyin güzel olacağını ve o harika umudunu yitirmediğin sürece hayal dahi edemediğin şeyleri yaşayacağını söylemek istedim. Biliyorum yaşın çok küçük. Ama bu yaşadıklarının kalbini karartmadığını hissettim yazdıklarından. Öyle şahane duyguların var ki… Ben 22 yaşındayım. Yaşadıklarının benzerini yaşadım. Şu an hayatım bambaşka. Ve hatırlamak istemediğim için en yakınlarım dahi bunları bilmiyor. Küçücük bir kız çocuğuyken babam başka aile büyüklerim beni etrafına toplayıp artık kapanman lazım en azından uzun kollu giy diye baskı yaptılar. Yaşadığım çevre ailem ile inanılmaz zıttı. Zorla kuran kurslarına, mukabelelere gönderildim. Baskılar da ”sen kızsın, kız kısmı erkeklerle oynamaz, kız kısmı sokakta zıplamalı oyunlar oynamaz, kız kısmı her filmi izlemez, kız kısmı çok gülmez, kız kısmı yürürken başını önüne eğer….” Yaşadıklarım kişiliğimin oluşmaya başladığı dönemlerde yani ben büyüdükçe daha da artmaya başladı. İsyanım da bu ölçüde arttı. Benzer tepkileri aldım. ”bu kızı evlendirelim de rahatlasın” oldu isyanlarımın karşılığı. Sürekli şehir değiştirdiğimiz için arkadaş ortamımda değişiyordu. Baskılar arttığı için kapandım. 4 yıl boyunca… Ama o son yıllar benim için kabus gibiydi. Tek hayalim üniversiteye gidince açılmaktı. Çünkü olduğum kişi göründüğüm kişi kesinlikle değildim. İstediğim kıyafetler, istediğim saç şekli… Her şey o kadar başkaydı ki… Ama yılmadım. Üniversiteyi kazandım. Ailemle konuşma yaptım. okuduğum bölüm gereği açılıyorum dedim. Bir umut bitince tekrar kapanırım diye beklediler. Okulum bitti. Ben bu süreçte bağımsızlığı defalarca tattım. Yıllarca yazları lojmanlarda kaldım çalıştım. Okulum bitince amerikaya gittim. Kendi tercihimle döndüm şimdi KPSS’ye hazırlanıyorum. Lisede yetiştireceğim beni bekleyen gençlerim var. Kendine inan yalnız değilsin. Bana ulaşmak istersen instagram adresim: madamsarlok
    Sen her şeyi yapabilirsin önemli olan tek bir şey var: asla vazgeçme

  3. Böyle yaşayan insanlar olduğunu bilmiyordum. İçinde fırtınalar koparken sessiz kalmak, bu çok zor. Böyle yaşanılmaz.

  4. Biliyorum gerçekten çok zor. Ama başardığında öyle bir an geliyor ki hepsini unutuyorsun. İstediğin hayatı kurduğunda sanki hep o hayatı yaşıyormuşsun gibi geliyor. İçinde hep o yara kalıyor biliyorsun ama İnan bana istediğin hayatı yaşamaya asla engel olmuyor. Hatta savaşçılık özelliği kazanıyorsun ve hayattaki başka engellerle (ki hayat İnan bana aile haricinde başka bir sürü engel de çıkaracak karşına) o savaşçılık sayesinde daha rahat baş edebiliyorsun. Biliyorum ki şu an hayatımda olan insan bu özelliğim sayesinde hayran bana. Bilinçli oluşan bir şey değil hayata karşı genel tutumu bu oluyor insanın zamanla… sevgiyle kal umudunu yitirme

  5. Bazen seni bir şeylere zorlayan kişiler, seni olduğun kişi yapıyorlar.devam et,mükemmel bir kişilik olacaksın

  6. Siz güzel insanların yazılarını okudukça bu savaşı kazanmak zorunda olduğumuzu fark ettim. Evet bir savaş veriyoruz. Var olmak, yaşamak için, özgürlük için savaşıyoruz ve bu savaş kesinlikle bireysel bir savaş değil. Kazandığımız zaman bir çok şeyin değişeceğine inanıyorum. Çünkü bizler geleceğiz. Bizler güçlü olursak çocuklarımız da güçlü olur. Bizler mutlu olursak çocuklarımız da mutlu olur. Bedel ödemeden zafer kazanılmaz. Asla umutsuzluğa kapılmayın. Asla cesaretinizi kaybetmeyin. Güneşli günler sandığımız kadar uzakta değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir