‘Kadın’ olmam, cinselliğimden utanmam için bir gerekçe olamaz.

Burada insanların aileleri ile olan yabancılaşmalarını okuduktan sonra ailemle olan yabancılaşmamı garip görmemeye başladım. Benim öyküm, muhtemelen buradakilere bile aşırı gelecek. Muhtemelen “Senin hiçbir problemin yokmuş, sen kendine sorun yaratmışsın” gibi yorumlar gelecek, çünkü öyle oluyor. Ama ben yine de anlatacağım.

Liseye başlamıştım ve doğal olarak cinsel dürtülerim de oluşmaya başlamıştı. Doğal olarak -aslında herkesin yaptığı gibi- ben de internette cinsel içerikli videolara bakmaya başlamıştım. Bunlar ilk başta midemi bulandırmıştı, hatta izleyememiştim ama sonrasında bazı kurgular keşfetmiştim ve sadece onlara bakıyordum. Sonrasında mastürbasyonu öğrendim ve buna başladım. Çünkü insandım ve cinsel dürtülerim vardı. ‘Kadın’ olmam, cinsellikten ve cinselliğimden utanmam için bir gerekçe olamazdı.

Erkekler 12-13 yaşlarında porno izlemeye başlıyor hatta bunu arkadaşlarıyla toplanarak yapıyorlar. Babaları, amcaları tarafından destekleniyor ve hatta geneleve götürülüyorlar. Mastürbasyon yapmak erkeklere serbest ama bize yasak. Biz asla cinsel organlarımıza dokunmamalıyız. Cinsel dürtü mü hissettik, kendimizden tiksinmeliyiz. Cinsel içerikli bir video mu gördük, koşarak uzaklaşmalıyız. Çünkü biz kadınız; cinsellik bize haram, ayıp. Namussuz, iffetsiz oluruz.

Annem mastürbasyon yaptığımı anladığında bana çok ayıp bir şey yapıyormuşum gibi davrandı. “Keserim onu terbiyesiz” dediğini hatırlıyorum. Babam beni porno izlerken yakaladığında “Sana yazıklar olsun” deyip suratıma tükürüp odadan çıkmıştı. Gidip anneme anlatmıştı ve ortada sanki çok büyük bir mesele varmış gibi suratlar bir karış, dünyaları başlarına yıkılmış bir şekilde ortalıkta dolanmışlardı. Kendimi iğrenç hissetmiştim. Bunu bana yaşatmaya hakları var mıydı? Beni kadınlığımdan utandırmaya hakları var mıydı?

Sonrasında hiçbir şey olmadı, yani konu bir daha hiç açılmadı ama ben babamdan çok uzaklaşmıştım artık. Annemi, hemcinsim olduğu için bir nebze kaldırabiliyordum ama babamın benim cinselliğime kafa yorması, bana kendimi berbat hissettiriyordu.

Sonra bir erkek arkadaşım oldu. Onunla cinsel olarak biraz yakınlaştık. Bazen cinsellikle ilgili MSN üzerinden de konuşuyorduk ve ben sonrasında mesajları hemen siliyordum. O zaman MSN diye bir şey vardı. Ama bir mesajı silmeyi unutmuşum. Ve babam nasıl olduysa bilgisayardayken bu mesajı görmüş. O gün beni aradı, “Okuldan seni ben alacağım” dedi. Sesi zaten kötü geliyordu. Sırf bunun için gidip birinden araba bulmuş çünkü çok büyük bir mesele. Kızının namusu demek, onun namusu demek. Arabada bana bu mesajı sordu. Hayal kırıklığı ve kızgınlık bir arada. “Onu da bulacağım, ona da hesabını soracağım” gibi şeyler söyledi. Başka biri olsaydı beni döverdi, belki öldürürdü, belki okuldan alır ve kapatırdı. Evet, babam böyle bir baba değildi ve bunların hiçbirini yapmadı ama bana psikolojik şiddet uyguladı. Gelip bunu bana sorması, benim cinselliğim için bana sinirlenmesi, benim özelime dalması bile başlı başına bir şey değil miydi? “Ama o senin baban”, “Ama seninki de iş değil”, “Ama yaşın kaç kızım senin de”, “Baban seni korumak istiyor aslında” gibi pek çok yorum gelebilir. Ama durum bu kadar basit değil. O benim üzerimden ona laf gelmesinden çekiniyordu. Bu ülkedeki ailelerin çoğu da bu yüzden kızlarına baskı yapıyor. Çünkü bir kızın başına gelebilecek en kötü şey, -rızası dahi olsa- bir erkekle sevişmesi. Bekaretinin ortadan gitmesi. Bana şunu diyebilirdi mesela; “Bunlar çok normal şeyler, bunları elbette yaşayacaksın ama bilmediğin gerçekler de var. Hamile kalabilirsin, şiddete maruz kalabilirsin, istemediğin şeyler yaptırabilirler, seni kandırabilirler, belki tecavüze uğrayabilirsin, belki öldürülebilirsin. Sana kendini nasıl koruman gerektiğini ve neler ile karşılaşabileceğini anlatmam lazım”. Fakat o bunları demedi bana. Kimsenin babası, annesi bu ülkede kızına bunları demedi. Çünkü asıl dertleri kendileri.

Bir babanın kızının cinsel yaşamına karışması kadar mide bulandırıcı bir şey olamaz benim için. Eskiden kıyafetlerime de karışırdı. Askılı giydiğimde “Önün çok açık”, etek giydiğimde “Eteğin çok kısa” derdi. Üniversitede iken erkek arkadaşımın evinde kalmıştım ve bir şekilde bunu anlamıştı, beni arayıp “Sen neredesin, ahlaksızlar, sana hiçbir şey demiyorum” demişti. Bütün gün ağlamıştım. Bunları sadece kadın olduğum için yaşadım. Erkek olsaydım asla yaşamayacaktım.

Babam şimdi böyle biri değil. Çok değişti; onu, ben ve ablam değiştirdik.

Zaten yaşımız büyük olduğu için bir şey diyemiyor. Eskiden “Arkadaşlarımla buluşacağım baba” dediğimde “Kimmiş onlar” diye sorardı, isimlerini söylediğim zaman “Üç erkek tek kız sensin, olmaz, yanlış algılanır dışarıdan” derdi. Çünkü üç erkek bir kız bir araya geldiğinde mutlaka sevişir, sokak ortasında bile olsalar…

Bu adam gitti; arkadaşlarımla “kızlı-erkekli” aynı evde kalabildiğimi bilen ve buna hoş görüyle yaklaşan biri oluverdi. Ya da göbeği açık, dekolteli, mini giyebileceğim bir duruma evrildi. Aramız da iyi aslında ama ben ona kendimi yakın hissedemiyorum bir türlü. Aramızda koca bir uçurum var ve ben o uçurumu aşamıyorum. İki senedir aşmayı deniyorum ama olmuyor. Annem de babam da aslında çok iyi insanlar ama kötü birer ebeveynler. Çok kötü ya da berbat değiller çünkü burada çok daha kötü ve berbat olanlarını okudum. Onlar da diğerleri gibi toksikler, sadece dozu biraz daha az.

Şimdi yaşım 25 ve onlara hala uymayan radikal düşüncelerim var. Evlenmek istemiyorum mesela ama sevdiğim insanla birlikte yaşamak istiyorum. Biliyorum, beni silerler. Bunun tek sebebi, kızlarının evlilik dışı cinsellik yaşıyor olduğunu tüm çevrelerinin anlayacak olması. Kesinlikle eminim buna. Ama cinsellik tabusu bu toplumda yıkılmadı. Birileri çıkıp dinimiz diyor, birileri çıkıp törelerimiz diyor, birileri örf ve adetlerimiz, birileri geleneklerimiz, birileri ahlakımız…

Sizin olan düşünceler ve yaşam tarzı beni niye bağlıyor? Ben sizin doğrularınıza göre yaşamak zorunda mıyım? Ya da niye sizin doğrularınız evrensel de benim doğrularım gizli saklı yaşanacak doğrular? Birileri bizden önce gelmiş ve kendine göre bir sistem kurmuş, kendinden sonra gelenleri dışlayan ve suçlayan bir sistem. Bizim de tek suçumuz, o kişilerden sonra gelmiş olmamız. Ben bir gün “Bir kadınla hayatımı geçirmek istiyorum” desem kıyamet kopar. Belki sonradan yumuşarlar ama “Gizli saklı yap, aman kimse duymasın ne yaptığını” derler. Çünkü egemen olan onlar. Ben bu ülkeden gidemezsem fare gibi kendi deliğimin içinde saklanarak yaşamak zorundayım. Ne acı!

(Görsel: Ithell Colquhoun)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir