Keşke erkek olsaydım diye saatlerce ağlardım.

16 yaşındayım ama ailemden ve bazı insanlardan daha mantıklı düşünebiliyorum. Sporla ilgilenen, enerjik bir çocuktum. Hep oyun oynardım. Özellikle bazı spor dallarına yoğun bir ilgim vardı ama maalesef ailem göndermedi. Başkalarına “Ne kadar iyi oynuyor, çok yetenekli” demeyi de unutmadılar ama ben dediğim zaman hep güldüler, devam etmemi sağlamayı bile düşünmediler.

Battaniyenin altına girip saatlerce keşke erkek olsaydım diye ağladığım günleri unutamıyorum. Onların dalgaya aldığı şey, benim için çok önemliydi. Kız olmak suçmuş gibi hissettirdiler. O zaman daha da küçüktüm. Bunları küçük bir kız çocuğuna düşündürecek kadar acımasız mısınız gerçekten? Zaman geçtikçe asıl suçun kız olmak olmadığını, sadece ailemin davranışlarının iğrenç olduğunu fark ettim.

İmam Hatip ortaokulunda okuduğum için 11 yaşından beri okula giderken saçlarımı yapamadım. O zevki hiç tadamadım. Daha sonra 8. sınıf oldum. Ailem o zamana kadar “Kapan” demedi ama o baskıyı hep hissettirdi. Yavaş yavaş kapatmaya başlamışlar zaten, onu çok daha sonra fark ettim. 8. sınıfın sonlarına doğru lise sınavının stresi içindeyken bir de ailemin “Artık kapan” sözleriyle uğraştım. O zamanki ruh halim zaten berbattı. Doğru düzgün düşünmeye bile fırsatım olmadı. Ben de bu şekilde doğrudur, mutlu olurum diye kapandım.

İlk taktığım gün o kadar zordu ki… Ağlayarak yaptım şalımı. O ben değildim. Aradan 1,5 sene geçti. Hala bu ben değilim. Liseye geçince daha çok farkına vardım. Bir ara sevdim sanmışım. Ama o kadar sevmemişim ki… Düşünmeyi hep ertelemişim, hep kaçmışım, içime atmışım. Şimdi geriye dönüp baktığımda çok daha net görüyorum her şeyi. Keşke o zamanlar mücadele etseymişim diyorum, sanki suçlu benmişim gibi kendime kızıyorum. Hala her kıyafet almaya gittiğimizde, kabinde aynaya baktığımda gözüm doluyor. Annem de fark ediyor tabii. Ama o yakışmadığını düşündüğüm için gözlerimin dolduğunu sanıyor. Hayır, o yüzden değil. Aynada başka birini gördüğüm için doluyor gözlerim. Artık kısıtlanmaya, özgürlüğümün çalınmasına katlanamıyorum. Beni başka birine dönüştüren bu insanlara o kadar sinirliyim ki… Siz beni gördükçe mutlu olun diye ben neler çekiyorum.

Anneme ‘Açılacağım’ desem benimle bir daha konuşmaz. Babam telefonumu alır, okulumu değiştirir. Arkadaşlarımın vereceği tepkiden de çekiniyorum biraz. Yalnız kalmaktan korkuyorum. Hep başarılı bir çocuktum. Ailemin başarılarıma sevinmesinin nedeni, kızlarının gurur verici şeyler elde etmesi olmadı hiç; onların nedeni insanları kıskandırabilmekti. Şimdi açılırsam da “Millet ne der” diyecekler. Ailemin, akrabalarımın, komşuların sözleri yön verdi resmen hayatıma.

Dostoyevski’ye göre, dünyanın en zor hissi ait hissetmediğin bir yerde yaşamak zorunda kalmakmış. Bu hissi dibine kadar yaşıyorum ve ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum. Şal yapmaktan o kadar soğudum ki… Tunik sözcüğü aşırı irite edici geliyor artık bana. Saçlarım ile rüzgar dans etsin istiyorum. Rengarenk bereler takabilmek istiyorum. Ama ben çok korkuyorum arkadaşlar. Kimseye anlatamadığım bu derdimi sizlerle paylaşmak o kadar güzel ki. İyi ki iyi insanlar var. İyi ki varsınız. Teşekkür ederim.

(Görsel: Owen Gent)

Comments (3)

  1. Seni çok iyi anlıyorum ve inan yalnız değilsin hepimiz birgün başaracağız hepimizin sçaları birgün rüzgarla dans edecek.. İnan herşey bizim elimizde lütfen cesaret edelim korkmayalım. Konuşmak istersen lütfen yaz benimde ihtiyacım var
    İnstagram :@elifsaydannn

  2. Iyi ki sende buradasın, iyi ki bunları bize anlatabiliyorsun, bunu başaracaksın, kendine ev gibi hissettiren bir yere gelmen dileğiyle, arkanda olacağız. Başaracaksın, bunu yapacaksın.

  3. Başarabilirsin canım istersen yaz bana kurtulman için o kadar mantıklı güvenli yollar var ki tabi istersen ama instagram hesabım Ummu3037 istersen yazabilirsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir