Annem için zehirli düşüncelerle doluydum ve gerekirse dövülerek bu düşüncelerden arındırılmalıydım.

Her gün, bir gün bitecek umuduyla uyanıyorum. Kendimi tanıtmaya lüzum görmüyorum. Sizdenim, saçlarını bayrak yapıp rüzgarda dalgalandıramayanlardanım. Hiçbir zaman ebeveynlerimin istediği yahut hayal ettiği kız çocuğu gibi olamadım. Bu durum ben 13 yaşındayken başladı. Kendimi bildim bileli sivri dilli, doğru bildiğim şeyi yapmada ve savunmada her zaman ısrarcıydım. Başörtüsünü de Allah’ın isteğinden dolayı takmamız gerektiğini biliyordum, eğer ailemin isteğiyle örtünürsem anlamsız bir eylem, bir iç rahatlatma olacağının farkındaydım. Daha 13’tüm dedim ya, üstüme renkli bir örtü atıp; “Bunu örtmek zorundasın, bizim kızımızsın.” dediklerinde. İlk başlarda; “Isınırım belki.” dedim.

Lisede tüm arkadaşlarım saçlarını güneşte sergilerken benim saçlarımı saklıyor olmam her geçen gün ağır geliyordu. Her geçen gün birkaç metre olan örtü bana kefenmiş gibi ağır geliyordu. Üç sene sonra, aileme açılmak istediğimi söylediğimde verdikleri tepki hem korkutmuş hem de canımı acıtmıştı. Onlar için, yetiştirilirken yapılan bir hatanın sonucuydu düşüncelerim, isteklerim. Üstelik o zamana kadar hiçbir ibadet konusunda zorlamamışlardı beni, şimdi ne oluyordu? İsteklerine boyun eğip başımı örtmeye, kumaştan bir zindanda kalmaya devam ettim.

Üniversitenin ilk senesi bittiğinde benim yakınmam sonucu başını kolaylıkla açan arkadaşımdan güç alarak anneme, beni normalde koşulsuz şartsız sevmesi gereken insana, konuyu açtığımda kafama fırlatılan bir telefon vardı. Onun için zehirli düşüncelerle doluydum ve gerekirse dövülerek bu düşüncelerden arındırılmalıydım. Konuyu babama açtığında, ben kararımdan vazgeçtiğimi söyleyene kadar psikolojik baskı yaptılar. Kendi emeklerimle kazandığım okulumdan almaya kalkıştılar. Öldüresiye dövmekle, evden dışarıya adım attırmamakla tehdit ettiler. Hiçbir şeyden değil, dayaktan değil, öldürülmekten değil, dışarıya çıkarılmamaktan değil, okuldan alınmaktan korktuğum için yine sustum. O yaz intihara teşebbüs ettim. En büyük pişmanlıklarımdan biri bu. Savaşmak yerine yarım da olsa kaçmaya çalıştım.

Daha sonrasında sosyal medyada benim gibi insanlar buldum, bana destek veren arkadaşlıklar kurdum ve onları ailem yaptım. Hayatta geçirdiğim 20. senenin yıldönümünde, ailemden gizli saklı başımı açmaya başladım. Cehennemin ortasında kendi cennetimi kurmuştum ta ki bu yaza, kız kardeşim bunları öğrenene kadar… İnsanı en çok yaralayan şeylerden biri de kendi kız kardeşinden böyle bir muamele görmek sanırım. Beni günahkar, düşüncesiz, aile düşmanı ilan etti bir anda. Bir hafta içinde annem öğrendi. Tek hatırladığım, o üstüme yürüdükçe ezilen bedenim ve; “Anne n’olur dur, bayılacağım” diye yalvarırken; “Bana yalan söyleme, alırım ayağımın altına.” diye bağırması ve beni okutmanın çok büyük bir hata olduğunu söylemesi. Babam rahatsızlanmasın, üzülmesin diye konuyu açmadılar babama, ben köşede paramparça olurken. O gün evden kaçmaya çalıştım, o gün; “Keşke kimsesiz olsaydım” diye yalvardım Tanrı’ya.

Başörtünün altındaki esaretine devam eden 21 yaşında genç bir kadın olarak buraya, bir gün, kendi savaşımı kazandığımı yazacağım günü dört gözle bekliyorum. Bu yazıyı yayınlarsanız okuyacak tüm kız kardeşlerime son cümlemse şu: Her şeyden değerlisiniz, dik duracağız ve kazanacağız.

(Görsel: Milan Nenezic)

Comments (2)

  1. Gülsüm

    Konuşmak istersen yaz instagram hesabım Ummu3037

  2. Emin ol biz de dört gözle bekliyoruz umarım en kısa zamanda dilediğn hayatı yaşarsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.