Bir çocukken kadın gibi hissettirildim.

Merhaba,

Çocukluğumdan beri dinlere karşı hiçbir hevesim olmadı ama denedim, çünkü ailem istedi. Ailem camiye gitmemi, İslam dinini benimsememi, Kuran okumayı öğrenmemi istedi her zaman. Ben de camiye gittim, eğitim aldım. Ama onca zaman gerçekten hiç mutlu değildim. Halbuki ben bambaşka şeyler yapmak istiyordum ancak çocukken etrafında insanlar ne yapıyorsa onları taklit edersin. Ben de öyle yaptım. 7-8 yaşlarında, neyin ne anlama geldiğini bilmediğin zamanlarda, bedeninde başka insanların sözünün geçmesi ne kadar da doğru değil mi? Askılı giyemezsin; ben bir çocuğum, bir insanım. Tayt giyemezsin; ben bir çocuğum, bir insanım. Şort giyemezsin; ben bir çocuğum, bir insanım. Neden benim olan bedenimde benim sözüm geçmiyor? Ne yani askılı giyersem kötü, günahkar, iğrenç bir insan mı olacaktım hayatım boyunca? Hiçbir zaman anlayamadım. Ama çocukken bunları düşünmemek daha kolaydı. Bir gün tayt giyip markete gitmiştim, eve geldiğimde babaannem bana, babam anneme kızmıştı. Ne yaptığımı yine anlamadım. 7. sınıfın yaz tatilinde ise tamamen kapandım.

Yaşıtlarıma göre erken gelişmeye başladım ve bu özgüvensizliğe sebep oldu. Ben kocaman memelerimi saklamaya çalışırken ve rahatsız olurken, arkadaşlarımı o kadar özgür görürdüm ki… Ailem memelerimin farkındaydı ve en çok da babaannem laf sokuyordu; “Kocaman memelerin var, aklın oynamakta.” ya da; “Memeli köpek” diye hakaretler bla bla bla… İyice içime kapandım ve hemen olmasa da bir zaman sonra dışarı çıkmayı bırakıp pencereden dışarıyı seyretmeye başladım. Ama buna da laf söylendi. Annemin sesi çıkmıyordu, babamdan da uzaklaşmıştım yaptığı bir şeyden dolayı. Öylece kendi başımaydım. Ortaokula başlayacaktım, annem beni gayet memnun olduğum okulumdan alıp İmam Hatip’e yazdırdı. İstemedim, hiç istemedim. Şimdi bunu anneme dediğimde; “Ne bileyim o zaman öyle oldu.” diyor çünkü kendisi de farkında.

Neyse, orada ilk başlarda yalnız ve dışlanmış hissettim. Birkaç kişi başörtü takmaya başlamıştı ve herkes çok mutlu karşılıyordu. Hatta hediye de veriliyordu. Ben de dikkat çekmek için 5. sınıfın 2. döneminde başörtü takmaya başladım, ancak sadece okulda takıyordum. Bu ortaokul zamanlarımda ne yapmak istediğim, kim olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu sadece öylece ayak uyduruyordum. Oldukça sessizdim, parmak kaldırmak bile çok zordu benim için. Neden? Çünkü bastırıldım. Bir çocukken kadın gibi hissettirildim. Farkında olmadan bedenimden nefret ettim. Her neyse liseye geçtim. Yine İmam Hatip’e gidecektim ama bu sefer kendi isteğimle, çünkü arkadaşlarımla olmak istedim, yalnız kalmak istemiyordum. İlk zamanları hiç anmak istemiyorum çünkü kendimle ilgili problemlerim vardı. Kendimi sevemiyordum.

16 yaşında, 11. sınıftayken, İslam dini hakkında -bu sefer gerçekten- bir şeyler düşünmeye başladım çünkü öncesinde sadece taklit ediyordum. Sorguladım, okudum, anlamaya çalıştım ama anlayamadım, anlam katmak istedim ve yapamadım çünkü açıkça belliydi. Ben böyle bir dine inanmak için oldukça hassastım. Bazı şeyleri hiç kabul edemedim, ne yapacağımı bilmiyordum. Kullanılıyormuş gibi hissettim. Ve tamamen dinleri bir kere attım. İşte o zaman güçlü hissettim. Artık irademe kavuşmuştum. Sonra da başörtüyü çıkarma zamanına geldim. İlk önce, bir anda ablama söyledim. Ablam kötü de, çok iyi de karşılamadı. Bunu hissettim ama destek oldu ve saygı duydu. Birkaç hafta sonra da anneme söyledim. Annem elbette istemedi; “Hayır” dedi, üzüldü ama ben istediğimi yaptım. Ve ona hep; “Bu benim kararım, ben bireyim.” dedim. Babama da söyleme gereksinimi hissetmedim ama annem söyledi. Gerçi tıpkı başörtü takarken kimseden izin almadığım gibi çıkarırken de kimsenin iznine ihtiyacım yoktu ama yine de anneme söylemek istedim. Annem, babama söyleyince babam benimle konuşmak istedi. İlk başta dinden çıkmışım gibi davransa da -ki evet çıktım ama bunu söylemedim- sonra anladı. Çünkü beni bundan döndürebilecek hiç kimse, hiçbir şey yoktu. Eğer benim mutluluğumsa bu, elbette bir tek kendimi dinlerim. Zaten babamla konuşmadan birkaç gün önce çıkarmıştım çoktan başörtüyü. Engel yoktu ve ilk defa kendime güvendim. Annem birkaç ay soğuk davrandı, böyle hissettim ve arada sırada laf söylüyordu; “Öyle biriyle evlenirsin ki seni kapatır.” gibi… O gün anneme çıkıştığım için ablamın bana saldırdığını hatırlıyorum, o kadar çok rahatsız olmuştum ki… Güvenim sarsılmıştı yeniden kendime.

Şimdi 18 yaşındayım, çok çok çok daha iyiyim, güzel hissediyorum. Kendimden eminim. Kendimi seviyorum. Benim inancım, vicdanım. Eğer bir yaratıcı olmazsa, olmaz ise benim yaratıcım burada, içimde, doğada; benim yaratıcım evren. Yeniden benim yaratıcım, vicdanım. Şimdi dinlere inanmadığımı aileme söyleme gereksinimi hissetmiyorum ama bazen yeter dediğim oluyor çünkü bazı söylemler rahatsız edebiliyor. Tam tersini düşünün, hadi empati yapalım.

Ben annemi, ablamı, abimi ve babaannemi çok seviyorum. Onlar iyi insanlar, bunu biliyorum, her ne olursa olsun. Umarım bir gün tersini söylemem çünkü bunu hiç istemem, kabul edemem. Anneme de, ablama da minnettarım. Şimdilerde hayallerimin peşinden koşuyorum. Lütfen ne yaşarsanız yaşayın asla pes etmeyin. Çünkü ilerledikçe içinizde doğan o güç ve güven sizi baştan aşağıya yeniden yaratıyor. En çok da kendinize minnettar olun çünkü şu an böyle bir dünyada yaşamak güç istiyor. Teşekkürler okuduğunuz için.

(Görsel: Martiros Sarian)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.