Niye bir birey olduğumu kabullenmeyip benim sahibimmiş gibi davranıyorlar?

Tüm her şey 5. sınıfın ilk günü başladı. 10 yaşına yeni girmiştim. Zaten 10 yaşına girdikten 1 ay sonra da okullar açıldı ve ben kapandım. Gittiğim okul İmam Hatip ortaokuluydu ve ilkokulumu da aynı okulda okumuştum. İlkokulumun bittiği sene, okul İmam Hatip Ortaokuluna dönüşmüştü. Zaten en yakın okul da oydu. İmam Hatip Ortaokulu ilk kez faaliyete geçmişti o sene. Aynı sene ablam da liseye başladı ve kapandı. Bu kadar küçükken kapanmamın sebebi ise benim istemiş olmam ama sorun şu ki her istediğim yapılıyormuş gibi bu yaşta bu isteğimi kabul etmişler. Ben hatırlamıyorum zaten, o yaşta insan çevresini taklit eder. Bu aldığım karar benim kişisel kararım olamaz. Birkaç ay sonrasında açılmak istediğimi hatırlıyorum. “Bari sadece bir gün açık olayım.” diye ağladığımı ve onların da; “Artık bir kere kapandın, daha açılmak olmaz.” dediğini hatırlasam da onlar böyle bir şey olmadığını söylüyor.

Benim ailem son derece dindardır. Hem annem hem de babam, kızının açık olmasını kabul edemez. Ben kapandıktan sonra 2 yıl pek bir şey hatırlamıyorum. Bir şekilde gelip geçti. 7. sınıfta mutsuz olduğumu çok hafiften hissetmeye başlasam da yine de bir şey değişmemişti. Liseye başladığımdaysa kapalı olmaktan hoşlanmıyordum ama yine de açılmak bir çözüm değildi. 10. sınıfta ise açılmanın benim istediğim şey olduğuna karar vermiştim. Yine de bir şey yapamadım, harekete geçemedim.

Sanırım 10. sınıf 2. döneminin başlamaya yakın olduğu bir zamandı. Anneme bu konuyu açtım, aynı şeyi yüz kere tekrar etmeme rağmen annem anlamıyordu ve konu ben ağlayıp konuşamayacak, bitkin düşecek hale gelince de bitti. Hayatımdaki en ağır ağlamayı yaşarken, annem umursamadan pencereden dışarıya bakıp sonra da günlük işlerine devam etti. İntihar ettiğim senaryolar kurmaya sanırım o günden sonra başladım, tabii ki intihar ne bir çözümdü ne de ben yapabilirdim.

Bu olayın üzerinden baya geçmişti ve 1 kez daha konuyu açtım ama annem; “Günah.” diyor: “Din için bile olmasa bizim geleneklerimiz var.” diyor, başka bir şey demiyordu. Geleneklerden bahsediyor. Ama biz İstanbul’da yaşıyoruz, burada geleneksel kıyafetler mi giyiliyor? Neyse, yine ağladım, yine üzerinden baya zaman geçti. Konuyu tekrar açtım, annem yine kabul etmedi tabii ki. “Ben böyle bir şeye izin vermem.” diyor; ona da günah yazılıyormuş. Ben bunu anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum. Neden ben senin hayat anlayışını benimsemek ve sana günah yazdırmamak zorunda olayım ki? Niye bir birey olduğumu kabullenmeyip benim sahibimmiş gibi davranıyorlar?

Bu arada annem bazen okula giderken giydiğim pantolonun dar olduğunu söylüyor; “Sen kapalısın.” diyor. Bunu ben mi istiyorum sanki? Veya evde yanlışlıkla perde açık olduğunda ablamlar; “Ne kadar dikkatsizsin, sen kapalısın.” diye kızıyorlar, sanki ben seçmişim gibi bunu.

Artık son kez sorduğumda sanırım 11. Sınıftaydım. Annem yine kabul etmeyip onların da kendi gibi söyleyeceğini düşündüğü için; “Ablalarınla konuşalım.” dedi. Biri; “Seni zincirle tutmuyoruz, sakin ol, istemiyorsan açılabilirsin.” gibi bir cümle kurduysa da öyle bir şey yok. Beni zincirle tutuyorlar! Diğeriyse; “Açılırsan, ne zaman kapanacaksın.” dedi ve ben cevap vermeyince de; “Ne kadar saçma, bir kere kapanmışsın, açılmak çok saçma.” dedi. Sonra da hep beraber cehennemden bahsettiler, sustum, konuşmadım. Akşama doğru; “Alışverişe gidelim, bana açık kıyafetler alalım, ben para biriktirdim.” deyince de; “Saçmalama.” diye çıkıştılar, bağırdılar.

En son; “İstemiyorum!” diye çıldırıp, anneme hakaret edip gittim, ağlayarak uyuyakaldım. Ama onların hiç umurlarında olmamış olacak ki o akşam bulaşıklar benim günüm olduğu için, uyuduğum yerden; “Kalk, bulaşıklar senin.” diyerek beni sinirlendirdiler.

O günden sonraları hep kıyamet alametleri konuşulduğu ve kıyametin gerçekleşmesinin yakın olduğundan bahsedildiği için; “Zincirle mi tutuyoruz?” diyen ablam; “Hala istiyor musun?” diye sordu. Ben de; “Bu konuyu konuşmayalım.” deyip, konuyu kapattım. Bu arada diğer ablamla birkaç gün kadar küs kaldım. O günden sonra bu konuyu tekrar açmak istedim ama yapamadım.

Şu an 17 yaşındayım. 7 yıldır kapalıyım, 8 olsun istemiyorum. Ailede en genç kapanan kişi de benim. 10. sınıftan beri net olarak açılmak istiyorum ki Anadolu Lisesine başladığım yıldı o. Şehir dışında üniversite okuyup, açılmak istesem bile yapamam. Çünkü açılma konusuyla alakasız bir şekilde üniversite hakkında babamla konuşuyorduk ve babam; “Senden emin olmadan seni şehir dışına asla yollamam.” dedi, ki benim en büyük hayallerimden biri dünyayı gezmek…

Ailede benim daha az dindar düşünce sahibi olduğum biliniyor, zaten babam beni, değil yurt dışına, şehir dışına bile asla yollamaz. Babam hala açılmak istediğimi bilmiyor. Bilse şiddet uygular diye korkuyorum, çok kolay sinirlenebilir hele ki konu dinse aslında babam bizi döven biri değil ama şiddeti savunduğunu biliyorum. Sorunlardan biri de, ailem iyi insanlar ancak din konusunda değil. Onları üzmek istemezken kendi hayatımı mahvediyorum. Uzun yıllar arkadaşlarıma bile açılmak istediğimi anlatamadım. Biliyorlar, yakın olanları yardımcı olmaya çalışsa da yapabilecekleri bir şey yok. Sabah akşam ciddi anlamda sadece açılmayı düşünüyorum. Gördüğüm tüm insanları açık ve kapalı olarak değerlendiriyor; erkekleri ve açık kadınları mutlu ve dertsiz görüyor, kapalı kadınlar için de; “Zorla mı kapatıldı acaba?” diye düşünüyorum. Gerçekten her an herkes hakkında böyle düşünüyor, bunun dışında bir şey düşünmüyorum artık. Psikolojik olarak iyi olduğumu düşünmüyorum.

Şu an hayatımdaki en önemli şey bu ve üniversiteye girmek. Ama kapalıysam üniversite de benim için mutluluk getirmeyecek. Babamın yapıp durduğu din içerikli konuşmalar (aslında sık sık yapmıyor ama her şeyi dine bağlıyor) ve bu baskı benim dinden soğumama sebebiyet verdi.

Şu an 12. sınıftayım, 17 yaşındayım. Üniversiteye hazırlanmam gerek. Ama; “Ya açılamazsam?” korkusu ve sürekli bunları düşünmek ders çalışmamı engelliyor. Sorun şu ki; bir insan, nasıl çocuğunun bu kadar umutsuz, mutsuz olmasına katlanabiliyor? Niye ben bir birey olarak kendim hakkında bir karar veremiyorum? Şu an bu yazıyı annem, babam ya da ablamlar görse yine de bir şey değişmez. Benim hissettiklerimi anlamazlar ve tek dertleri din olur, günah olur. Diğer herkes (özellikle yaşıtlarım) çok daha mutlular ve basit dertlere sahipler gibi geliyor, sanki herkes şanslıymış gibi. Ayrıca kapalıyken kendimi çok çirkin buluyorum ve bu benim özgüvenimi mahvediyor, diğer herkes özgüvenliyken…

Ben çocuğuma bunu yapmak istemiyorum. İleride onun özgür olmasını istiyorum. Keşke benim ailem de beni anlasa, kabullense. Babam bizim ailemizin en iyi aile olduğunu ve dünyada kendilerinden daha iyi ebeveynin olmadığını iddia ediyor. Babamın da artık açılmak istediğimi bilmesini ve izin vermelerini istiyorum, neden izin almak zorundayız onu da bilmiyorum gerçi. Üniversiteden önce açılmak istiyorum. Tanıdığım bazı insanların açıldığını, açılabildiğini görünce daha da kötü hissediyorum. N’olur birileri yardım etsin. Ne yapmam gerektiğini söylesin. Benimle konuşmak isteyen Instagram adını versin çünkü ihtiyacım var buna.

(Görsel: Naomi Okubo)

Comments (5)

  1. İnstagramdan konuşabiliriz hesabım @Elifsaydannn
    Lütfen yaz bana benim hikayemde benziyor sana

  2. İsimsiz

    @minemosyne_0
    İstediğin zaman yazabilirsin 🌼

  3. Merhabalar, ben de yaklaşık 4. yıl boyunca kapalı kaldım ve son 2 yılı cehennem gibiydi. En sonunda birkaç ay önce açıldım. 10. sınıftayım şu an. Ama ben sana göre daha şanslıydım sanırım, annem kuran kursu öğreticisi olsa da açık görüşlü bir insandır ve birkaç kez konuştuktan sonra anlaşabildik. Sana tavsiyem ise bir yıl boyunca sabretmen ve üniversite sınavın için gerçekten çalışman. Eğer iyi bir üniversite ve bölüm kazanırsan ailenin seni göndereceğini düşünüyorum. Zaten üniversiteye gidince iletişim kopukluğunuz olacaktır. Ve son orda açılıp onlara söylediğinde, aylar sonra eve geldiğinde çok sorun olacağını düşünmüyorum. Elbet alışırlar. Konuşmak istersen @aysebilgesalginn

  4. isimsiz biri

    @rzgra.fslda lütfen yaz

  5. Merhaba eğer konusmak istersen twitter:birlydia bu hesaba yazabilirsin. ^^ Hikayemiz o kadar ama o kadar benzer ki. Aile tutumlarımız neredeyse birebir aynır özellikle de şu “sen açılırsan bana da günah” kısmına belki beraber bir çözüm buluruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir