Doğup büyüdüğüm mahallede başım açık, kızlarımı koluma takarak yürüdüm.

Merhabalar, buradaki küçük kader arkadaşlarıma yol gösterebilirim belki diye yazmak istedim. Ben de zorla İmam Hatip’e yollanan, zorla 14 yaşında kapatılan, asla pantolon giydirilmeyen, arkadaşları ile sinemaya gidip eve döndüğünde babasının gözünde erkeklerle sinemada yiyişmeye gitmiş olan bir evlattım.

Amcam bizde kalıyordu, o gün benim ölüm fermanımı yazdı. Zorla, kollarımdan çekilerek, okulun içinde kayıt günü tokat yiyerek, ağlaya ağlaya İmam Hatip’e yazdırıldım. Ailemle anlaşamıyordum. Babam kafayı dinle bozmuştu. Zaten bir imamdı, ben ise imamın kızı… Adım mahallede “imamın kızı”na çıkmıştı. Top oynasam; “İmamın kızı top oynamaz.”, ip atlas am; “İmamın kızı ip atlayamaz.”. Çocukluk falan asla yaşatmadılar bana.

Üniversite için İstanbul dışına yollamadılar. Denkliği olmayan dandik bir üniversiteye yolladılar, sırf susayım diye… Ama o bile bana çok şey kattı. Okula pardösü ile gidiyordum. Derken, kantinde güzel bir kız ortamına dahil oldum. Onlar da benim gibi aile baskısına maruz kalmış, aileleri muhafazakar olan kızlardı. Ben ise o kadar mutsuzdum, konuşmak, yeni insanlar ile tanışmak için o kadar heyecanlıydım ki… Grup lideri dediğim arkadaş, beni onlarla gezmeye davet etti. Tabii ki gidemezdim. Ama o arkadaş o kadar insan sarrafıydı ki, annemi telefonda; “Dini sohbet var, ben yurt hocasıyım.” diyerek ikna etti. Numarasını verdi ve ben ilk defa gece kulübüne başımı durakta açarak gittim. Ellerim ayaklarım dolandı. Köyden şehre düşmüş, yol yordam bilmez biri gibi davranıyordum. Zamanla bu şekilde yalanlarla, arkadaşlarımın beni güzel idare etmesiyle gece hayatının neferi oldum. Asla alkol almıyordum, amacım özgürlük nasıl onu tatmaktı. Ben özgürlük sarhoşuydum, diğer alternatifler beni etkilemedi.

4-5 sene böyle devam etti. Ben arada gider, eğlenir, evime dönerdim. Arada alkol de aldım ama sarhoş olup bilinmezliklerle boğuşmadım. Hala kapalıyım. Açmak ne mümkün… Bunun için aileme ne kadar baskı da yapsam babam direkt; “Kapı orada.” diyerek evden kovacağını söyledi. Meslek yok, para yok. Mecburen sineye çektim.

Yaş 23 olmuştu. Üniversite bitmişti, bahanem de yoktu, yalan söyleyecek konum kalmamıştı. Kader midir bilinmez, babam beni dil öğrenmem için kursa yazdırdı ve ben kaderimle orada tanıştım. İlginçtir ki hayatımı ona baştan sona anlatınca, bana asla garip bakmadı. O kadar güzel dinleyiciydi ki, ilk kez önyargısız biri beni sahiplendi. Onunla sabahlamak, gün doğumunu izlemek için evden bin bir yalanlar ile çıkıp; işin aslında ise dayak yediğimi öğrendiğinde; “Biz artık evlenelim.” dedi ve evlendik… Gelinlik hayalim; prenses model, kabarık, straplez modeldi. Ancak babam açılmama asla müsaade etmiyordu, kaldı ki straplez model… Neyse ben bağrıma taş bastım, yine kapalı şekilde evlendim. Çok güzel olmuştum ama istediğim bu değildi… Birkaç sene sonra çocuklarım oldu. Ben hala başımı açamadım. O kadar baskıladılar, o kadar eleştirdiler ki… Kendime inancım sıfırdı. Koca bir sıfır. “Bu böyle olmaz.” dedim. Bir gün, tüm tesettür kıyafetlerimi topladım, çöp poşetine attım. Kotlar ve tişörtler kalmıştı. Yaklaşık 3 sene öncesinde, sabah kız kardeşimi yanıma çağırdım. O göbeği açık giyinen özgür ve rahat bir kızdı. Onu ezdirmedim çünkü. Onun gidecek kapısı vardı. O yüzden, o gün kız kardeşimin yanımda olmasını istedim.

Sabah oldu, kahvaltı yaptık. Doğup büyüdüğüm mahallede, başım açık, kızlarımı koluma takarak yürüdüm. Kızlarım o zaman bebekti. Onlar bile; “Annee başını açmış!” diye çığlık çığlığaydılar. Benim iç dünyam ise alev alevdi. Çok zorlandım 1 ay. Mahallemdeki ahlak bekçileri susmadı. Artık kendime söz verdim; “Eleştiren, laf sokan kişileri 2. görüşmede selam vermeden hayatından uzak edeceksin.” dedim. Öyle de oldu… Babam kafayı yedi. Annem ilk gün yüzüme tükürdü. Kaç gece ağladım. Ama eşim bana inandı; “Sen ne istiyorsan onu yaşa.” dedi. Çok şükür, insanlar alıştı. Alışmak zorundalar. Herkes alışmak zorunda. İnsanlar en fazla 1 ay konuşur.

Benim babam imamdı, ben imamın kızıydım. Siz benim gibi evlenmeyi beklemeyin. Gerekirse ölümle tehdit edin; “Canıma kıyarım.” deyin -tabii ki blöf- ama dediğinizi yaptırın. Ben şu an 32 yaşındayım. 15-16 sene istemediğim bir karakteri yaşadım. Sizi seviyorum kızlar.

(Görsel: Edmund Dulac)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir