Sırf görünüşümden dolayı “Bu yobaz YKS’de nasıl derece yapmış” diyen insanlara inat buradayım.

Merhaba, ben Leyla. Bu aralar kafam çok karışıkken, kimsenin beni tanımadığı bir yerde duygularımı paylaşmak istedim. 19 yaşında bir tıp fakültesi öğrencisiyim. Ailem ve çevrem muhafazakar bir kesimden oluşuyor ama ailem yani annem ve babam, asla baskıcı değiller. Hatta oldukça bilgili, kültürlü kişiler. Sanata, tiyatroya, sergilere çok önem verir; her gün mutlaka kitap okurlar. Bundandır sanırım; eğitimime hep çok önem verdiler, özellikle de babam. Dünyanın en şanslı insanı olabilirim galiba, bu konuda hep derdi ki “Kızım, erkekler okumasa da olur ama bir kız okumazsa, ilim sahibi olmazsa olmaz. Asla ama asla bir erkeğe muhtaç olma, hiçbir kimseye muhtaç olma. Bir kadın olarak her zaman gücünü bil”. “Ee, peki o zaman bu kızın derdi ne” diyeceksiniz, bunları anlattım çünkü asla ama asla ailemi yargılamayın.

Şimdi asıl konuya gelirsek, ben yaklaşık 7 yıldır kapalıyım, yani 12 yaşında iken kapandım, bunu kendim istedim yani. Hep böyle dedim kendime ama şimdi anlıyorum, aslında istememişim. 5. sınıf bittikten sonra muhafazakar olan özel bir okula gittim. O yılın başında benle yaşıt bir kuzenim kapandı, hatta içimden “Oha çok erken” falan demiştim. Teyzem kızlarını okula göndermedi, baskıcı radikal bir tip diyebiliriz onun için hatta annemle bu yüzden sık sık kavga ederler. Çok anlatmama gerek yok, klasik bir radikal İslamcı tiplemesi. Annem dışında tüm teyzelerim ve anneannem bu sınıflandırmaya girer. Neyse, kuzenimi herkes tebrik etti. O çocukluk halimle biraz da olsa imrendim, çocukluk işte… Sonra yeni gittiğim bu okulda, küçükken kapanmış bir sürü kişi vardı. Başlarda garipsesem de hocaların onlara hediyeler alması, daha bir el üstünde tutması hoşuma gitmişti. Benim de rehber hocam kapalıydı ve bizim gibi yeni gelen açık kızlara tatlı tatlı kapanmamız için baskı kuruyordu. İşte kapananlara pasta kesmeler, parti düzenlemeler derken ben de gaza geldim ve hem hocaların gözüne girmek hem de o partinin benim için yapılmasını istememden dolayı “Kapanacağım” dedim.

Annem başta çok karşı çıktı, “Asla olmaz” falan dedi ama rehber hocam onu arayıp “Bu kızınızın kararı, büyünce daha zor olur” dedi. O kadar tesettürü bilmiyordum ki kapandığımda regl bile olmamıştım daha. Annem de baktı olmuyor “Tamam” dedi ama keşke demeseydi…

Ben biraz gururlu, hırslı, mükemmeliyetçi bir insanım. Okulda hep çok başarılıydım ama buna rağmen kabul görmek isteyen ve çevreden aşırı etkilenen bir yapım vardı. Bu yüzden açılmak istesem bile bunu kendime yediremedim. Ben ve bir işi yarım bırakmak, hele ki bu işi… Üstelik bana laf getirecekti, asla yapabileceğim bir şey değildi o yüzden. Böyle yıllarım geçti gitti, anlamadım bile. YKS bitti ve derece yaparak en iyi tıp fakültesine yerleştim. Sonra ne olduysa kapalı olmak istemedim ve o zaman uyandım. Dinimi ve rabbimi çok seviyorum, yanlış anlamayın ama bir hevesle kapandım, daha ne yaptığımı bile bilmeden… Bu benim kararım olsun çok isterdim.

Simli, sarılı saçlarım var. Açıkçası çok da seviyorum ama açılamam; hem vicdanım el vermiyor hem de rabbime karşı boynum bükük. Bu hayatta yardımını çok gördüm, nankörlük edemem. Bir de işin toplumsal boyutu var, o da biraz beni açılmaya teşvik ediyor. Kapalı mısınız, o zaman yobaz, gerici, bilime inanmayan, hayatta kocasının veya ailesinin baskısında kalmış, modern olmayan kişi imajını yiyorsunuz. Bu durum da beni yordu.

Hep yurtdışı hayalim vardı. Ama şu aralar zirvede olan İslamofobi yüzünden bu konuda da çekingenim. Demem o ki, biraz da bu kendini inanılmaz aydın gören kesimin yaftalamalarından sıkıldım ve bunlara maruz kalmaktan yoruldum. Ailem açılsam asla bir şey demezler, “Sen daha iyi bilirsin kızım, biz sana anlattık, karar senin” diyecek insanlar. Ama akrabalarıma, açılalı 1 ay olan okulumdakilere, eski arkadaşlarıma ve en önemlisi rabbime bunun hesabını veremem.

Peki, o zaman niye yazdım? Çünkü insanların bu yazıyı okuyup nasıl bir başka kesimi ötekileştirdiklerini anlamalarını istedim. Toplumun, sadece açık değil kapalı kadınların üzerinde kurmuş oldukları baskının da biz kadınların hayatını nasıl çekilmez hale getirdiklerini bilmelerini istedim. Cuma’dan cumaya namaza giden adamın, bir kadının kıyafetine attığı lafın biz kadınları nasıl yorduğunu bilmelerini istedim. Aslında basitçe anlatmak istedim sadece… Herkesin hayatında zorluklar varken, bu coğrafyada inanan veya inanmayan her kadının omzuna bırakılan yükler artık bitsin, ötekileştirme olmasın istiyorum. Hayat zaten zor bir de insanlar bunu neden daha fazla zorlaştırıyor, anlamıyorum. Bu da benim hikayem.

Dediğim gibi; ben Leyla, 19 yaşında, kapalı, tıp fakültesi öğrencisi ve Türk toplumu tarafından etiketlenmeye çalışılan bir kadınım. Sırf görünüşümden dolayı “Bu yobaz YKS’de nasıl derece yapmış” diyen insanlara inat buradayım. Bu yazıyı okuyan herkese sabrından dolayı teşekkür ediyorum. Hayatınızda hep mutlu olmanız dileğiyle…

(Görsel: Leyly Matine Daftary)

Comments (2)

  1. Züleyha

    Merhaba leyla, seninle sohbet etmeyi bu bahsettiğin konularda konuşmayı çok isterim. Benzer şeyler düşünüyoruz. Eğer sen de istersen buraya Instagram hesabımı bırakıyorum @shironai1

  2. Merhaba Leyla, harika bir ailen var. Çok şanslısın. Birçoğumuzun sıkıntılarının ana problemi olan faktör sende bırak sıkıntı yaratmayı ufacık bi dert bile oluşturmuyor. Düşsen elinden tutup yardım edecekler, düşüncelerinle çelişsen/boğuşsan sana “bak biz böyle düşünüyoruz” diyerek medenice cözüm yolu sunacaklar. Lütfen bunları bir kenara itme. İçten içe istemediğin bir durumda oldugun cok belli, bu kadar insan yapamıyorken/yapma şansları dahi yokken sırf gururundan bunları bir kenara itme lütfen. Kendin için, yaşadığın hayatı yaşamak isteyen bunca kişi için bunu yap, lütfen. Nasıl açıklasam ne desem bilmiyorum ama çevre, toplum, arkadaş hepsini at bir kenara lütfen ya. 2 hafta sonra insanlar senin 7 yıldır kapalı oldugun gerçeğini silik bir hatıra gibi bile hatırlamayacaklar. Herkes her daim her şeyde kendi yoluna bakacak ki senin yolun o kadar güzel ki onlar bakmasalar bile sen bakabilirsin. Harika bir doktor olabileceğine şüphem yok, güneşli güzel bir güne uyanıp dilediğin şeyleri giyip, kafan rahat, özgür bir şekilde hastanene gideceğin günler çok yakın. Bir birey olmanın başlangıcında elindeki en önemli şansı, aileni, bir kenara atma ve cesaret almak istediğin ne varsa lütfen yap. Bunları açıl diye demiyorum gerçekten istediğinin bu oldugunu hissettiğim için rahatça yaşa diye diyorum. Yine ne istediğini en iyi sen bilirsin sadece ailenin değerini bil, çok güzelsiniz. Umarım hep mutlu olursun, her şeyin en güzeli seni bulsun.

    *** Bu kadar yazdım kusura bakma sadece bir şeyler yapamayacak biri oldugum icin şansı olan birini itebildiğim kadar itmek istiyorum, bi kusurum olduysa yazdıklarımda lütfen kusuruma bakma. Sağlıkla kal.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.