Babam beni başı açık görünce kendisinin söylediği ilk şey; “Dinsiz” olmuştu.

Ben size başarımın hikayesini anlatmak istiyorum. Belki yayınlarsınız belki yayınlamazsınız ama ben yine de yazayım.

Ben 9 yaşında kapanmış, 5. sınıfta beden, müzik ve resim dersleri yerine Kur’an dersi gören, 6. sınıfta yatılı yurtta kalıp okula gitmemiş bir kızım. Bunlardan ilk mektubumda bahsetmiştim, bu mektup başarı mektubu olacak.

Ben şu an 14 yaşındayım. Yaklaşık 3 ay önce açıldım. Aileme bu konuyu 3 kere açtım ve her seferinde bana duygu sömürüsü yapıp beni vazgeçirmişlerdi.

O günü asla unutmam; 12 Eylül Pazar günü çıkardım örtümü, saçıma değdi o rüzgar, kara buklelerim rüzgara değdiğinde yaşadığım hissi anlatamam, çok güzeldi. Anneannem ve babaannem de gelmişti, halam ve halamın kızı ile pikniğe gitmiştik. Kuzenim beni görünce şaşırdı çünkü bunu kimse bilmiyordu. Babam beni başı açık görünce kendisinin söylediği ilk şey; “Dinsiz” olmuştu. O öyle deyince içimden bir şey söküldü. Çok kötü hissettim, babam bana daha bir sürü hakaret etti ama aklımdaki ve sanırım en hafifi “Dinsiz”di. Babam o günden sonra bana gözlerinde aynı parıltıyla bakmadı, artık eskisi kadar mutlu değil ama o parıltı için kapanmam gerekliydi, ben olmam için de aynada kendime baktığımda gördüğüm pırıltı. Belki babam bir daha bana parıltıyla bakmayacak ama ben parıl parılım, yeter.

Açılmam öncesi ve sonrasında Discord ve WhatsApp grubu olmasaydı ben kendimi çoktan öldürmüştüm. Kaç kere fazla dozda hap aldım, hatırlamıyorum. Baktım ölmüyorum, ben de canımı daha çok acıtırım, dedim ve bileklerimi kesmeye, kolumu çizmeye, kendimi ısırmaya başladım. Ağlayarak çizdim kolumu, çok acıttı ama içimdeki yangının yanında hiçti. Çok uğraştım ölmek için. En sonunda birinde kızlara yazdım; “Ben hap içiyorum, ölmek istiyorum.” diye. Onlar olmasa kusmazdım ve belki de ölürdüm çünkü sonra çok kötü oldum ama iyileştim. Kendimden nefret ederdim, şimdi kızlar benim ne kadar güzel, değerli ve güçlü olduğumu hissettirdi. Nasıl yaptılar bilmiyorum ama bana bunu kabul ettirdiler.

Belki şimdi kısa kollu giyemiyorum, hâlâ baskı var üstümde ama ben artık ne kadar genç, güzel ve değerli olduğumu biliyorum. Ben 14 yaşındayım ve çok gencim. Kendimi sevmek için saçlarımı kısa ve çok güzel olduğunu düşündüğüm bi şekilde kestirdim, saçlarımla ilgilendim, resmen cildim ışıldıyor, buklelerim 7 yaşımdaki gibi güzel ve benim için kusursuz. Ben umutsuzluğa kapıldıkça Eyfel Kulem’e bakarım; o benim anahtarlığım ve bir gün Eyfelim’i canlı canlı göreceğim, dünya turumu yapacak ve çok iyi bir oyuncu olacağım, Eyfel’e bakınca aklıma bunlar geliyor. Bunları size odasında 3 ay sonra ilk defa gülümseyen genç bir kız kardeşiniz yazıyor.

Tek engel benmişim. Bazılarınız için daha zor, biliyorum. Binlerce engelden geçmeniz gerekebilir ama ben şimdi mutluyum. Yıllar sonra o çok istediğim bereyi takıyorum ve en önemlisi kendimi seviyorum. İletişime geçmek isterseniz Instagram hesabımı aşağıya bırakıyorum, cevap verebileceğim en kısa sürede cevap veririm. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Yalnız değilsiniz, yalnız yürümüyorsunuz.

@badea_zra

(Görsel: Marc Chagall)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir