Ne zaman yüzleşmeye çalışsam gözlerim doluyor.

Böyle bir platformdan dün Twitter sayesinde haberim oldu. Aslında sadece içimi dökmek için yazacağım, ilk defa birilerine anlatacağım; belki ileride psikolojik destek de alırım.

Dışarıdan bakınca modern gözüken muhafazakâr bir ailede doğdum. Annem sarışın ve başı açık, babam her zaman gömlekli, tıraşlı. Babam, ben anaokulu çağındayken dizi kitapları bana okumaya başladı, ileriki dönemlerde onları okumam için bana para verdi, o kadar yabancı kelime vardı ki anlamadan sadece okuyordum. Babam ve arkadaşları evde toplanır, sürekli bu kitapları okurdu ve o sırada annem ile benim evde olmamızı istemezdi, komşuya giderdik.

Küçüklüğümde asla askılı ya da şort giyemedim. Karşı komşumuzun kızı giyerdi, çok özenirdim; hala unutamıyorum, renkli elbiseleri ve şortları vardı. Bir gün kendi kıyafetlerim içinde onunkiler gibi bir şey ararken annem gördü, “Sen muhafazakâr bir ailenin kızısın” gibi cümleler kurdu.

Ortaokulda 1 yıl İmam Hatip’e gittim. Kısa bir süre gibi gelebilir ama bende hala izleri var; kız-erkek ayrı sınıflar, serviste erkeklerle yan yana oturdum diye benim yaşımdaki çocukların yaptığı imalar…  Kızlar ve erkekleri neden bu kadar ayırıyorlar, o zaman bile anlam verememiştim. Kızların erkek sınıfına girmesi yasaktı. O dönemde heveslenip başımı kapatmıştım, babamı bir daha ne zaman o kadar mutlu gördüğümü bilmiyorum. Yıl sonunda anneme yalvarıp ona babamı ikna ettirerek normal okula geçtim ama bu sefer de beni dershane adında dini yerlere göndermeye başladılar. Normal dersler bitince eve göndermiyorlar, dizi kitaplar okutup namaz kıldırıyorlardı, üstelik zorunluydu ve kalmazsan ailene şikâyet ediyorlardı. Ağlaya ağlaya 2 sene gittim. Yıllar sonra terör örgütü üyeliği yüzünden kapatıldığını öğrendim.

Liseye kadar dar kot giyemedim, sırf dar kot istedim diye babam AVM’nin ortasında beni dövmeye çalışmıştı, annem engelledi. Lisede alıştıra alıştıra giysem de tayt, askılı ya da şort giymeme hala izin yoktu ve hala telefonumu, mesajlarımı kontrol ediyordu. Askılı bir kıyafet aldım diye bağırmıştı, o kıyafet hiç giyilmeden toz bezi oldu. Bu yasaklar beni uzman bir yalancı yaptı; bina aralarında üst değiştirmeler, belirli bir saatten sonra telefonum alınınca herkes uyurken geri almalar vesaire…

Lisede sevgilim olduğunu öğrenince babam, anneme “Bu, kızı İmam Hatip’ten aldığımız için oldu” demiş. En büyük şansım babam ve annemin ayrılması. Şimdi annemle kalıyorum. Başlarda evde şort giyince bana ‘orospu’ diye bağırıp dövüyordu ama asla bırakmadım çünkü annem, babam kadar sert vurmuyordu. Hakaretlere zaten alışmıştım, yoldan geçen herhangi bir şortlu kıza bile direk o damgayı yapıştırıyordu. Beni değiştirmek için her yolu denedi; güzelce konuşmayı, dövmeyi, hakareti ama asla bırakmadım. 18 yaşımı geçince bir söz hakkı olmadığını iyice anladı.

Artık istediğim gibi şort ya da elbise giyiyorum. Hala kapıdan çıkarken beni süzmesine, “Allah korkun yok mu” nutuklarına, sözlü tacizlerine maruz kalıyorum. Anneannem beni açık kıyafetle görünce başını çeviriyor, yüzüme bakmıyor, geçen yıl oruç tutmuyorum diye beni evine almadı. Bunların hiçbiri umurumda değil. Geçen yaz babamın yanına gidince denize girerken bana haşama giymemi söylediğinde mayomu getirdiğimi söyleyerek ‘Hayır’ dedim. Eskiden olsa kıyamet kopardı ama sanırım ayrı kaldığı için yumuşamış. Başta denize giderken ve sonra dışarı çıkarken şort giymeye başladım. Bir daha beni döverse polise giderim. Cesaretli görünsem de ondan hala çok korkuyorum, ne zaman yüzleşmeye çalışsam gözlerim doluyor.

Üniversitedeyim ve oje sürmeye bile yeni başladım. Küçükken orada şort giyiliyor diye beni voleybol kursuna göndermemişlerdi. Kuzenim gidiyordu, çok özeniyordum, beni de göndersinler diye her tatilde yalvarıyordum. Şimdi istesem giderim ama her şey için çok geç kalmış hissediyorum. Burada anlattıklarım, yediğim dayakların sadece bir kısmı. İçimde aileme karşı çok büyük bir öfke var.

(Görsel: Sacrée Frangine)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.