Ailem için önce millet geliyor.

Ben İmam Hatip ortaokulunda okudum. Henüz 5. sınıfa gidiyordum, okulda kapalılığın mecbur olduğunu sandığım için okula kapalı gidiyor, çıktıktan sonra açılıyordum. Halbuki öğrencilerin içlerinde açık birkaç kişi daha vardı. Bir gün sokakta oynarken komşumuz “Sen örtüyle dalga mı geçiyorsun, kapanıyorsan tam kapan” dedi. Ben de insanlar beni daha çok sevsin, ilgi göstersin diye kapandım. Annemlere söylediğimde “Kızım, emin misin?” diye sordular Eminim, dedim. Halbuki o yaştaki bir kız çocuğu o örtünün tam manasını nereden bilebilir? Ben de bilemedim ve hayatımı bu kadar kısıtlayacağını asla tahmin edemedim. Ortaokul zamanım böyle geçti.

Liseyi farklı bir yerde okuyordum ama sırf arkadaşımın ailesi onu zorla İmam Hatip’e gönderince ben de kaydımı İmam Hatip’e aldırmak istediğimi söyledim. Babam “Hayır” dedi, ben de çok istediğimi dile getirdim, ikna oldu. İmam Hatip’te okumaya başlayınca iç dünyamın farklı olduğunu anlamaya başladım. Lise 3’e geçtim, başörtüsünü çıkartmam gerektiğini fark etmeye başladım. Çünkü onu taşıyamıyordum, gerek hareketlerimle gerek kıyafetimle. Bu arada, ben makyaj yapmayı çok seven biriyim, kendime küpeler alırım, evde takarım, oje sürerim; ki başörtüsünü de yarısına kadar açık örten bir insanım. Tanıştığım insanlara çoğu zaman kendimi tanıtmam çünkü kendime güvenim yok.

Neyse, son sınıfa geçtim ve arkadaşlarıma açık halimi göstermeye başladım. “Çok iyisin” gibi şeyler söylediler, o sözleri duydukça ister istemez kendime olan sevgim ve güvenim arttı. Son sınıfta başka bir yere taşınmıştık. Okul bittikten sonra yaz geldiğinde aileme açılmak istediğimi anlattım. Daha doğrusu anlatamadım, o kadar boğulmuştum ki her gün ağlıyordum. Annem de “Kızım, sevgilin mi var, aşık mısın, neden ağlıyorsun?” diye soruyordu. O öyle sordukça ben daha çok ağlıyordum. Bir gün annem beni zorla dışarı çıkartmaya çalıştı, ben çıkmadım, neredeyse 2 aydır hiç dışarı çıkmamıştım. Ailem korkmaya başlamıştı. Ben de o gün ağlayarak yapamadığımı, istemediğimi, çok küçük yaşta verilmiş bir karar olduğunu anlatmaya çalıştım. Annem çok şaşırmış, resmen afallamıştı. “Tamam kızım, açıl” dedi. O gün sabaha kadar uyuyamadım. Annem odaya geldi, “Hayır” dedi, “Olmaz kızım, el alem ne der, bir de yeni taşındık, şimdi ‘Taşındılar, kızı yoldan çıktı’ derler” dedi. Sonra durumu babama açıkladı, babam “Bırak açılsın” dedi. Annem de “Saçmalama” dedi. Akşama kadar deliler gibi ağladım, kendime vurmaya başladım, ‘İstemiyorum’ dedim, yapamıyorum, nesini anlamıyorsun? Annem geldi, dövmeye başladı, hiçbir tepki vermedim, canımın acıdığını görene kadar vurdu. Hiçbir şey hissetmiyordum, onlar böyle yaptıkça sadece dinden soğuyordum. En sonunda çok hızlı vurduğunu suratımdan anlamış olacak ki dövmeyi bıraktı. Şunları yazarken bile aileme karşı kinim ve öfkem artıyor. Akşam olduğunda babam yanına çağırdı, “Kızım, sen şimdiye kadar açık olsaydın hiç kimse bir şey diyemezdi ama bu yaşa gelmişsin, açılma, ayıplarlar” dedi. Annem “Boş ver insanları, sen kendine bunu yakıştırıyor musun?” diye sordu, o kadar saçma bir soru ki sanki dinimi terk ettim! Cevap vermedim çünkü anladım ki onlar için önce millet geliyor.

Birkaç kez intihar etmeyi denedim, bileklerimi kestim, yapamadım. Belki, dedim, ileride bir gün bir şeyler değişir ama hala aynı. Üniversitede açılırsam çok yanlış anlaşılır ve beni o üniversiteden de alırlar, ne yapacağımı şaşırdım. 19 yaşında bir kız kendi kararlarını kendisi veremiyor, bu çok kötü bir durum. Şimdi hala kapalıyım ve hem çalışmam hem de derslere zaman ayırmam gereken bir dönemdeyim. Umarım mektubum ulaşır ve birileri sesimi duymuş olur.

(Görsel: Harold Harvey)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.