Pandeminin yeni başladığı zamanlarda zihnimde sürekli açılma fikri dolanıyordu.

Ben 11-12 yaşlarımda kapandım. Ailem beni İmam Hatip ortaokuluna gönderdi. Annem, “Oraya açık gidilmez” deyip başımı kapatıyordu. Yaz tatillerinde de Kur’an kursuna gönderirdi, bu yüzden kapalılığa bayağı alışmıştım. Bir ablam lise son sınıfa kadar açıktı ve babam kapanmadığı için onunla 1 yıl konuşmamıştı, herhangi maddi bir destekte de bulunmuyordu. Ablamın parasını ya da ihtiyaçlarını annem karşılıyordu. Açıkçası o zamanlar aynı şeyin benim de başıma gelmesinden korkuyordum. Kapanmanın ne demek olduğunu bilmeden kapandım.

Tüm hayatını etkileyen ve tüm yaşamın boyunca kullanacağın tesettüre karar vermenin yaşı 11 olmamalı. Kapanmanın ne demek olduğunu yeni yeni anlıyorum ve bu yaşam şekli ile benim yaşamak istediğim hayat bağdaşmıyor. Pandeminin yeni başladığı zamanlarda zihnimde sürekli açılma fikri dolanıyordu. Şimdiyse açılma olasılığımın olmadığını düşünüyorum, bu yüzden üniversitede başka bir şehir kazanıp orada açılırım diye düşünsem de bu artık bana çok ağır geliyor. Her gün istemediğim bir şeyi takmak, istemediğim şekilde giyinmek fazla ağır geliyor. Bir Anadolu lisesine gitmeye başladım, başlarda açık kızlara bakıp onlara özeniyordum. Sokaktaki açık kızlara bakıp onlara özeniyor ve her seferinde onların yerinde olmak istiyorum. Bu da tabii ki özgüvensizliğe yol açıyor.

Bu fikri asla babama söylemek istemiyorum. O sözde Müslüman olan ama parasını bahis oyunlarında yiyen, borç yapan ve sürekli sigara içen bir adam. Açıkçası babamla fazla bir diyaloğumuz yok, bu yüzden ona bu fikri söylemek dahi istemiyorum. Benim hakkımdaki düşünceleri umurumda değil ama maddi desteğini keserse okulumu devam edemem; bu yüzden de onunla bu konuyu konuşmak istemiyorum.

Beni ilgilendiren sadece annem, annemi gerçekten çok seviyorum. Çok iyi bir insan ama açılmama izin vermeyeceğine adım gibi eminim. Geçenlerde ablam, annem ile baskı konusunda tartışırken ona katılmıştım; saçlarımı boyamak, istediğim kıyafetleri giymek ve ileride dövme yaptırmak istediğimi, yaşamadığım şeyleri yaşamak istediğimi, gençliğimde anı biriktirmek istediğimi fakat bunların hepsini uyguladıkları baskılar yüzünden yapamadığımı söyledim. Annem eğer öyle bir şey olursa beni evlatlıktan reddedeceğini söyledi. Bu konuları 1-2 saat tartıştık ve ben kendimi savundum. Ama pek bir işe yaramadı, annem hala açılmama çok karşı. Babamın aksine annemi ileride bir gün elbette ikna edebileceğimi düşünüyorum ama bunun için üniversiteyi kazanana kadar beklemek, 3 yıl, o kadar zor geliyor ki…

Ne yapacağımı bilmiyorum. Şu ergenlik yıllarımı eğlenerek ve yeni şeyler deneyerek değil de mutsuz geçirmek çok zor geliyor. “Ne için kapanmak zorundayım?” dediğimde bile cevap veremiyorlar, sadece “Allah öyle emretmiş” diyorlar. “Peki, neden öyle emretmiş?” dediğimde ise susuyorlar. Bu çok zoruma gidiyor. Bu hayatı yaşayan benim ve nasıl yaşayacağımı seçmek de benim elimde olmalı. Ama bunu bir türlü anlamıyorlar ve ben de gençlik yıllarımın gözler önünde çürümesini izliyorum.

(Görsel: Milton Avery)

Comment (1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.