Belki ömrüm varsa Allah nasip eder ve ileride yine kapanırım; çocuk aklıyla değil, kendi isteğimle.

Merhaba, bugün buraya derdimi yazmak için geldim. Kendimi çok üzgün hissediyorum, yaklaşık 2 saattir ağlıyorum ve bunlar, ilk ağlayışlarım da değil. Okumasanız da olur, ben içimi dökmek istiyorum.

20 yaşındayım, kendimi hiç sevmiyorum ve ait olduğum kimliği de sevmiyorum. 5. sınıfta kendi isteğimle kapandım, heves ettim. Hatta ailem “Çocuksun daha” dedi, bunu resmen kendim istedim. O zamanlar yeni gelişmenin, büyümenin verdiği fiziksel değişiklikler yüzünden kendimi kapatmak istemiştim. Daha rahat hissedeceğimi düşünmüştüm. 2 sene bilinçsiz bir şekilde örtüyle devam ettim ama daha sonra içselleştiremedim. Kendimi örtünün içinde bastırdım. Çocukken taktığım örtüye hizmet eder oldum; örtü olgunluktur, örtüyü iyi yansıtmalıyım, hareketlerime dikkat etmeliyim diye diye kendimi kısıtladım. Sıkışık hissetmeye başladım ve olduğumdan farklı bir kimliğe büründüm. Rahat değildim, artık o kişi ben değildim. 7. sınıfta bunun etkilerini gözlemledim ama inanın ki hiç böyle düşünmedim.

9. sınıfa geçtiğim zaman kendimi sıkışık hissetmeye başladım. Lise hayatımı silik bir karakter olarak geçirdim. Kendimi, kendi kendimi silik yaptım. Halbuki 5. sınıftan önce insanlarla konuşan, öğretmenlerin sevdiği, tahtaya çıkmaktan çekinmeyen, tahtayı bırakın sahne alan, dans eden, konuşmalar yapabilen biriyken neye dönüşmüştüm böyle? Ağzımdan yanlış söz çıkar da laf gelir diye ödüm kopuyordu. Yanlış yaparım korkusuyla yaşayamaz oldum. 4 senelik lise hayatım boş geçti. 2-3 dostumun dışında renkli bir hayat yerine düz gri ve benden kopuk bir dönemdeydim. Herkesin özlem duyduğu lise hayatı, benim kendime dair bir şey hatırlayamadığım hayalet anılar topluluğu gibiydi. Kendimi psikolojik olarak berbat hissediyordum, sosyal fobimin olup olmadığını çok kez araştırdım. Çekingenlik ve utangaçlık benim yapım mı, yoksa bunu sonradan mı getirdim, düzeltebilir miyim diye çok düşündüm. İşte bu soru beni çok düşündürdü. İlk önce düzelmeyeceğimi sandım. Sosyal fobi değil, bu benim karakterim, dedim. Bütün ömrümü böyle mi geçireceğim, iş hayatımda nasıl iletişim kuracağım, sunumlar-konferanslar ya da akademik basamaklar olacak mı, dedim. Hiç olmayacak sandım, okumak bile istemedim. İnsan içine çıkamayacağım, okusam ne olacaktı, nasıl devam edecektim, kendimi hayalet gibi hissediyordum. Gerçek hayatta yok gibiydim, sanal dünyada bile yok gibiydim. Profil fotoğrafımın olmasını bile istemiyordum. Beni tanıyan insanlar beni görmüyormuş gibi hissediyorum. Ben bile kendimi görünmez hissediyorum. Dürüst olarak söylüyorum; bazen gördüğüm kıyafeti kendi üzerimde hayali bir şekilde kombinlerken bile yüzümü hayal etmiyordum, sanki yüzüm yok gibiydi. Bazen kendimi görmek bile istemiyorum. Sadece açıkken çekindiğim fotoğrafları seviyorum. Kendimi sadece öyle kabul edebiliyorum; evet, üzücü.

Lise hayatıma geçtiğimde açılma fikrine ancak sahip oldum. Başta kendimi çok kınadım, çok kızdım, kendimi çok sert şekilde eleştirdim. Korkunç kabuslar ile boğuştum, gerçekliğe akan şeyler bile oldu ve bunlar gerçekten korkunç zamanlardı. Kendime duyduğum öz sevgimi de öz saygımı da kaybettim. Kendimi çok kez bunu aşacağıma inandırmaya çalıştım. Bu fikirlere girdiğime kendim bile inanmamıştım, bu yüzden kendime yakıştıramadığım bu fikirle dine de yakışmadığımı düşündüm. Kötü ve iğrenç bir günah işliyormuş gibi hissettim. Her gün aklımda bu varken namaza oturmak yakışıksız bir eylemmiş gibi gelmeye başladı. Ara ara namazlara başlayıp ara ara bırakıyordum. Bazen ailemden gizli ağlaya ağlaya namaz kılıyordum, “Niye bıraktın?” demesinler diye sadece içimi rahatlatmak için kılıyordum.

Dinden de uzaklaşmaya, sorgulamaya başlamıştım. Açılmak istediğim için kendime kızıp kendime tüm kapıları kapattım. Tamamen kopmam gerekiyormuş, orada olamazmış, bu yanlışmış gibi hissederek iyice uzaklaşıyordum. Ancak şöyle bir durum vardı; internette araştırdığım soruların yanıtını bulup tatmin oluyordum. Hatta bu içeriklerin altında dine hakaret içerikli bazı yorumlarda insanlarla tartışıp dini savunuyordum. O an ‘Ben dinden uzaklaşamam’ dedim, ‘dinimi seviyorum’. Yeri geliyor, araştırdığımda ve her aydınlanma yaşadığımda ‘İyi ki Müslüman olarak doğmuşum’ diyorum. Namazlarıma dikkat etmeye çalışıyorum.

Benim istediğim tek şey örtüyü çıkartmak; giyimde kuşamda şöyle açılayım, böyle saçılayım değil. Ben bir tek örtüye ait değilim, bunu kabullendim. Kendimle hesaplaşıp kendimi kabullendikten sonra namazı da rahatça kılacağıma inanıyorum. Önceden annem namaz kılmamı söylediğinde içimden kabul olmazmış gibi gelirdi, yeltenmezdim bile. Ama şimdi açık olup namaz kılan insanlar aklıma geliyor. Bir yanlışım için ibadetlerimin hepsinden vazgeçmenin beni sadece psikolojik çöküşe uğrattığını gördüm. Bu yüzden her şeyden vazgeçmek yerine bu isteğimle yaşamayı öğrenmek istiyorum. Belki ömrüm varsa Allah nasip eder ve ileride yine kapanırım. Bu sefer çocuk aklıyla değil, kendi isteğimle ve aklımda sorular kalmadan, hevesini alan bir kadın olarak kapanırım. Ben bu tesettür düşüncesinden tamamen vazgeçmiyorum, hatta açılırsam da yine ölçülü olacağım diyorum.

Bu durumdan çok bunaldım; heves için bile değil, artık kurtulmak için açılmak istiyorum. Etraftan geçtim, akrabadan, arkadaşlardan geçtim artık; ister “Aa açıldı, aa bak yine kapandı” desinler. Ben sadece farzı yapacaksam da içimden gelerek yapayım istiyorum. Vazgeçmek için çok denedim; kendim aldım makası, saçımı en kısa şekilde kestim ama ne rahatım ne de mutluyum. Sürekli düşünüyorum, sürekli üzgünüm; dediğim gibi, ibadetlerimden bile verim alamıyormuş gibi hissediyorum. Tek umursadığım ailem. Zorlanmadım, baskılanmadım. Sevgi ve bilinçle büyüdüm. Onları üzmeyi hiç istemiyorum. Ama kendimi bir hiç gibi hissetmekten ve kendimi kabullenmemekten yoruldum, çok yoruldum, çok ağladım. Ben açılırsam kötü veya iğrenç biri olmayacağım ki… Sadece yanımda olsunlar, beni sevmeye devam etsinler istiyorum. Çünkü eğer bu kararı alırsam onlardan başka kimsem kalamayacak. Herkes belki arkamdan ağza alınmayacak sözler, dedikodular yayacak. Tek destekçim olan ailem de benimle olmazsa ne yaparım, bilmiyorum. Bu çabalarımı, içsel dünyamı onlar da görsün istiyorum.

Ölmeyi düşlediğim zamanlarım bile oldu. Kimseye bir şey anlatmadım, bu zamana kadar tek başıma kendimle savaşmaya çalıştım. Artık çok yoruldum, artık 20 yaşındayım. Kendimi kabul edemediğim bir kimliğe ait olmak istemiyorum. Ben yine aynı ben olacağım, daha mutlu ve rahat olacağım günleri istiyorum. Görünmez bir hayalet olmak istemiyorum. Yakın zamanda anneme açıldım, onu üzdüğümüm farkındayım ama yıllar boyunca ben de bunun altında çok üzüldüm, çok ağladım ve hala bu hayata devam ediyorum. Babama nasıl anlatacağım? Annem kadar anlayışla karşılamaz, annemle bile aramızda sert diyaloglar oldu, bahane sunduğumu düşündüğünü söyledi. Oysa ben yıllardır böyleyim, yıllardır özgüvensiz bir hayalet gibiyim. Bahane değil, ben de kendime üzülüyorum. Kendimle çok sert konuştum, şizofren gibiydim, kendime başka biri gibi hitap edip küfürler bile ettim. Ben bana izin versinler demiyorum, kimse bu duruma izin vermez. Onlara bir seçenek sunmak istemiyorum, vebal altında kalmalarını ve günahıma onay vermelerini, onların da ortak olmasını istemiyorum. Ama bunu nasıl böyle açıklayabilirim ki? Babam da hem kızacak hem üzülecek ama kızmakla kalmayabilir; sert cümleler söyler, yüzüme bakmaz, belki evlat olarak bile görmez, kötü sözlere karşı bana destek çıkmaz hatta akrabalarıma bile beni kötüleyebilir diye çok korkuyorum. Çünkü tersi gerçekten terstir, benimle konuşmayabilir. Dünyada bir başıma kalmak istemiyorum. Ailemin desteğine ihtiyacım var. Açılmamı desteklemelerini beklemiyorum ama psikolojik bir desteğim, bir tutanağım olsun istiyorum.

Bu cümlelerimi kimsenin anlamayacağına eminim. Bana yine “Diren, nefsini zorla terbiye et” cümleleri gelebilir. Beni kimse anlamıyor ama bunları yazarken ağlıyorum, tek istediğim yaşamak. Böyle iyi hissetmiyorum. Böyle ölmeyi bile istiyorum. Başka sorunları problem edip ağlıyorum. Dışarı çıkmak istemiyorum, kimseye görünmek istemiyorum. Ne yapacağım bilmiyorum, her zamanki gibi sıkışmış hissediyorum ve kimse yanımda değil.

(Görsel: Artem Tolstukhin)

Comments (12)

  1. Sana ne kadar samimi gelirim bilmiyorum ama seni gerçekten anlıyorum. Söylediklerinin benim hissettiklerimden eksik kalır bir yanı yok hatta dillendiremediğim daha çook şey var. İnanıyorum senin de öyle. Kimilerine çok basit gelecek bir şey bile benim için aşılamaz bir duvarmış gibi geliyor. 21 yaşındayım. Ve nasıl, ne zaman soyutladım kendimi bu kadar her şeyden bilmiyorum. Bunun da yeni farkına varıyorum. Söyliyeceklerim gerçekten boğazımda düğüm. Bu kadar ben mi abartıyorum diyorum kendime kızıyorum. Kendimle kavgalı olmaktan çok yoruldum. Kimseyle paylaşamamaktan bazı şeyleri çok yoruldum. Sana şunu yap bunu yap diyemeyeceğim maalesef. Ne yapmam gerektiğini bende bulamadım. Sana iyi dileklerimi iletmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Güçlü kal, mutlu ol. Elinden geldiği kadar.

    • Samimiyetini hissettim cevabın için teşekkür ederim dediğin gibi söylenmemiş çok şey var kimisi için çok basit asla anlamayan ve düz düşünen insanlar olacak çevremizde tek bir sebebe bağlayıp geçiştirecekler özgüvensizlik veya çirkin hissetmek değil mesele saçımı kısacık kessem bile isteğim hala vardı bunu o zaman anlamıştım saçım güzel bile değil amacım gösteriş değil yaşayış. Benim tek istediğim kendim olarak yaşamak hayallerimi bu şekilde gerçekleştirmek bunu aileme dediğimde farklı yorumlar duyacağıma eminim bu yüzden de çok çekiniyorum yanlış anlaşılmaktan. Açıldığımda her şeyi savruk yaşayacakmışım gibi düşünebilirler açılırsan şöyle yaparsın böyle yaparsın diyecekler gibi hissediyorum. Hala bölümümü en iyi şekilde bitirmek isteyen, başarılı olmak için çabalayan bir kızım. Tek isteğim mutlu olmak bunu bu yaz söylemek istiyorum. Üniversiteye gitmeden açılmak istiyorum çünkü üniversiteye gittiğimde de arkamdan konuşacak insan sayısı artmasını istemiyorum ama cesareti bulacağımdan emin değilim sonuçlarından korkuyorum :’) Kendinle kavga etme kendini kabullenememe durumu asla bitmiyor ben kendimi çok zor kabullendim kendime çok sert davrandım canım çok yandı sonunda bir yerdeyim ama neredeyim bilmiyorum umarım senin için her şey acısız ve iyi olur ailelerimiz bizi bir örtüyle sevmemeli.

      • Merhaba tekrar. Babana durumunu anlatabildin mi? Yada nasıl bir süreç içerisindesin merak ettim seni. Verdiğin karar yönünde olumlu şeyler yaşamışsındır umarım. Ben bazen gelip yazdıklarını ve yazdıklarımı okuyup gidiyorum. Hayatında değişirse bazı şeyler, düşündüğün şeyleri gerçekleştirebilirsen. Buraya da yaz lütfen.

        • Anneme bu yaz babama diyeceğim dediğimde çok sert tepki aldım babamın okuldan bile alacağını söyledi eğer böyle olursa baban ne yaparsa arkasındayım dedi destek olmasalar bile en azından canımı yakmasalar keşke beni eğitimle tehdit ederlerse kendimi yatılı dini okullarda bulurum diye korkmaya başladım bölümümü seviyorum ve devam etmek istiyorum bu yüzden ne yapacağımı şaşırdım ve vazgeçtim söylemekten keşke buraya güzel bir şeyler yazabilseydim ama çıkmazdayım mesela daha geçen gün hastaneye gitmek için dışarı çıkarken hazırladığımda hüngür hüngür ağladım ve evdekiler ne olduğunu anlamadı sorguladı annem üzerimdeki kıyafeti beğenmedim sandı, konu o değildi benim derdim kendimle dedim anladı mı bilmem bazen anlamasından da korkuyorum beni daha çok baskılayacak gibi hissediyorum ben böyle yaşamaktan çok bunaldım başörtümü öyle savruk yaptım ki rüzgar uçursa düzeltmedim şuan bunu derken utanıyorum başörtüye bir saygısızlık yapmak değil amacım ama insan içine bastırıldıkça istediği şey daha şiddetli hale dönüşüyor ve buna ne kadar devam ederim bilmiyorum.

          • Aile yapını babanla ilişkini bilemiyorum tabii ki. Haddimi aşmak istemem. Baban çok kötü bi tepki verecek yapıda bir insan mı? Emin misin? Bunu düşün. okuyoruz ya burada hikayeleri, anlayışsız karşılayacağı düşünülen insanlar destek oluyorlar mesela. Tam tersi destekler zannedilen de bi o kadar anlayışsız oluyor. Belki anlar seni. Belki seni mutsuz ettiğini farkeder bu durumun.En azından söyleseydim ne olurdudan kurtulursun. Sabırla güzelce anlatsan. Tek bir kerede olmuyor bazılarımız için denemek, kararlı olmak gerekiyor. Bi o kadar basit bi o kadar da zor bir mevzu biliyorum. Bunları sadece bir kere daha denemek varsa içinde diye yazıyorum. Tanımıyoruz birbirimizi ama belki ufacık bir destek bulursun bu yazıdan. Henüz ben paylaşmadım ailemle kendi içimde iyice her yönüyle tartıyorum. Gidip pat diye söylemek geliyor içimden. Dilimin ucunda tutamıyorum içimde. Ama bir vakit var o vakit gelecek ve ben daha da kararlı ve güçlü şekilde konuşabileceğim onlarla. Çok korkuyorsun biliyorum. Tahmin edebiliyorum. Yalnız değiliz biliyoruz bizim gibi olanlar var biliyoruz. Ama bi okadar da kendi yolculuğumuzda yalnızız. Hem bu konuda hemde hayatta bize en çok kendimiz gerekliyiz. Ne kadar ailemizde olsalar, arkadaşımız da olsalar biz tek başımızayız hayatta herkes öyle. O yüzden kendini mutlu et, kendin için yap bişeyler. Lütfen vazgeçme. Vazgeçmemeye çalış. Eğer gerçekten istiyorsan,kararlıysan,o şekilde mutlu olacaksan. Öyle işte:) Kendine güzel,iyi bak. Güçlü kal.

  2. Senle aynı durumdayım ve bende ölmek istedim ama ben seni çok iyi anlıyorum ve yanında biri olsun olmasın sen tek başınada kendine yetersin kendin için güçlü dur en doğrusunu yap kendin için yaşa mutlu olmayı öğren yaninizdayiz

    • Bir cümle vardı, sevgili ölüm henüz yaşamadım.
      Böyle de nefes alamıyorum zaten. Umarım yaşamama müsade ederler ve yanımda olurlar desteğin için teşekkür ederim 🙂

  3. Hayir seni çok iyi anlıyorum, ben yazsaydım ancak bu kadarını yapabilirdim dedim kendime. Ben de 20 yaşındayım ve ayni bu alımları ben de yaşadım. Kendini sevmekten asla vazgeçme çünkü kendini sevmezsen asil o zaman kimsesiz kalırsın. İnan bana basortunun getirdiği ağırlık, lise hayatinda silik yasamak hatta ilkokulda parmak kaldıran konusan kız olmak… bunların hepsini yaşadım ve yasayanlar da vardır. Evet benim de derdim açılıp saçılmak değil ama aileleri buna ikna etmek gerçekten zor. En kısa zamanda ekonomik özgürlük kazanmaya bak inan bana o zaman ailenin bile sana bakışı değişiyor, büyüdüğünü kendi kararlarını verebilecek yasa geldiğini anlıyorlar. Kendine çok iyi bak ve kendini sev. Sen ait olduğun kimlik veya başörtüsünden cok daha fazlasının

    • Çok teşekkür ederim değerli cevabın için kendimi sevmek için kendimle savaşıyorum bir gün başarırım umarım ilerde buna ihtiyacım olacak.

  4. Merhaba yaşadıklarımız neredeyse tıpatıp aynı. Eğer yanlış anlamazsan ilk buradan biriyle konuşmak istiyorum. Anonim bir instagram veya twitter hesabın varsa isim verir misin sana yazacağım. Çok daraldım ve beni, benim seni anladığım gibi anlayacağına inanıyorum.

    • Umarım geç kalmamışımdır görebilirsen çok sevinirim bir hesap açtım @ritydera konuşmak isteyen kim olursa gelebilir birbirimize destek oluruz 💕

  5. Merhaba, bunca yazı içinden senin yazına denk gelmemin bir anlamı olduğunu düşünerek normalde hiç yapmadığım bir şeyi yapacağım. Herkesin yaşadığı olaylar biricik. Senin ne hissettiğini hissetmem mümkün değil. Ancak çok benzerlerini yaşadım. Üniversiteye giderken kendi isteğimle kapandım. Sonra dediğin o başörtüye layık olmaya çalışırken sosyal hayatımdan kendi hayatımdan uzaklaştım. Ve psikolojik olarak iyi değildim. Çevreden insanlardan ailemden ne tepki gelir bilemediğim için bir süre daha erteledim. Ama sonra aileme söylerim. Ben buna hazır değilmişim ve yapamıyorum dedim. Şanslıyım ki ailem hiçbir şey senin psikolojinden daha önemli değil diyerek beni destekledi. Aynı sürede psikolojik destek de aldım. İnsanlar birkaç gün konuşuyorlar doğru. Ama bu döngü böyle gidiyor. İnsanlar birkaç gün sonra konuşacak bir şeyler daha buluyor. Hayatımızın pek de bir yerinde olmayan insanlar için fazlasıyla fedakarlık etmiyor muyuz? Eğer sen varlığından bu şekilde memnun değilsen, hayatının iplerini eline al. Çok geç gibi gelir bir değişiklik yapmak istediğimizde ama geç değildir. Günah ve sevap, ibadet ya da iman dediğin her şey sen ve yaratıcı ile ilgili. Ve ben sanmıyorum içten yapılmayan bir ibadetin sevap olarak hanemize yazıldığını. Umarım yolun ışıklarla dolu olur. Kendin olarak yaşama cesaretini gösterirsin. Ve unutma aslında gerçekte yaşanılanlar kafamızda kurduğumuz hikayelerden daha az can acıtır. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir