İmam Hatip’te bize dümdüz “Kapanacaksınız” diyemeyecekleri için bizi korkuturlardı.

Merhabalar, direkt konuya gireyim. Benim hikayem de birçoğumuz gibi dindar bir ailede başladı. Ben her şeyden önce Kur’an okumayı, namaz kılmayı, oruç tutmayı öğrendim. Neredeyse ilkokul hayatım bile dine uygun yaşamakla geçti. Okulda erkek arkadaşlarımla olan anılarımı korkumdan anlatmazdım. Okuma bayramında bir dans gösterimiz olacaktı, herkes şort giyiyordu ve annem bana kapri almıştı, şort giymeyi çok istemiştim. O zamanlar benim için her şey güzel tabii, dine bayağı bağlıyım. O yüzden ortaokulda da kendi isteğimle İmam Hatip’e gittim. Bize dümdüz “Kapanacaksınız” diyemeyecekleri için korkuturlardı; kapanmadığımız zaman yanacağımızla, Allah’ın bizi sevmeyeceğiyle… Bu yüzden regl olduğumda aklıma gelen ilk şey bu şekilde dışarı çıkarsam günah yazılacağı ve yanacağım oldu. Henüz 11 yaşındaydım, çocuktum, bu benim isteğim değildi, değil mi? Annem bana “Daha küçüksün, bu işin şakası olmaz” gibi şeyler söylemişti ama ben bir kere aklıma koymuştum, kapanacaktım ve kapandım da. Bir daha sokağa oyun oynamaya çıkamadım, oturaklı olmalıydım.

Lisede Anadolu lisesine gitmiştim, İmam Hatip’teki alan dersleri beni bunaltıyordu. Sorgulamalarım lisede başladı desem pek doğru olmaz, sanki o inanmayan taraf bende hep vardı. Birisi din ile ilgili kafasına yatmayan bir şey söylediğinde klasik cümlelerle dini savunurdum ama söylediklerim çoğu zaman benim de aklıma yatmazdı. Bunlar böyle devam etti, her seferinde kendimi sorguladım, “Bu bana mantıksız geliyor. Allah böyle biri mi? Din beni sevmiyor mu?” gibi birçok soruyla. Her şey üst üste geldi, iyice bunaldım ve başörtüsünün ‘benim’ olmadığına karar verdim. Artık yapamıyordum, sürekli mutsuzdum.

Günlerce ağlaya ağlaya düşündüm ve babamla konuşmaya karar verdim. Arabayla eve dönerken ağlayarak babama beni sevip sevmediğini sordum. Bana sevgi dolu birçok şey söyledi. “Açık olsam da beni sever misin?” diye sorduğumda da tabii ki seveceğini, benim onun kızı olduğumu söyledi. Bu beni çok sevindirmişti, size o anki mutluluğumu anlatamam. Sonra açılmak isteyip istemediğimi sordu; “Evet” dedim, “Annenle de konuşalım” dedi. 2 gün sonra beni karşılarına alıp konuştular. Bana bir tanıdığımızın kızıyla konuşmamı, etrafımda hiç kapalı arkadaşım olmadığını söylediler. O gün, beni onların görmek istediği gibi biri olduğum için sevdiklerini anlamıştım. İstemeye istemeye bir şekilde onunla da konuştum ve bir şekilde atlattım.

Aradan 10 ay gibi bir süre geçti. Ben artık iyice bunalmıştım çünkü dinden çoktan çıkmıştım ve bunu korkudan asla söyleyemedim. Anneme bir gün aniden “Ben kesin olarak açılacağım, karar verdim” dedim, güldü, “Şaka mı yapıyorsun?” dedi. Ben ‘Hayır’ dedikçe bunun bu kadar kolay (!) verilemeyecek bir karar olduğunu söyledi. Konuştuklarımızı babama anlatmış, akşam babam bana bağırıp çağırdı, buna kesinlikle izin vermediğini söyledi. Sustum, ‘Tamam’ dedim çünkü babamdan inanılmaz boyutta korkuyorum.

Bu olay, o gün orada bitti ama bana laf çarpmaları, birden konuyu bana döndürüp “Niye açılıyorsun?” demeleri bitmedi. Geçen gün bu platformda, abisinin onu desteklediğini söyleyen birini gördüğümde çok duygulandım çünkü ben bunaldığımı söylediğimde abim bana “Ben de diz altı şort giyebilirim ama giymiyorum, bugün başını açarsın, yarın mini etek giyersin” gibi şeyler söyledi. Ah, çok fazla yazdım; sonuç olarak, sanırım ya bu yaz dayağı ve psikolojik şiddeti göze alarak başımı açacak ve Müslüman olmadığımı söyleyeceğim ya da iyi bir üniversite kazanıp bu evden kaçacağım, bilemiyorum. Her gün kafamı bunların meşgul etmesi beni iyice bunalttı. Umarım bir gün buraya ‘Ailem beni bu şekilde kabul etti ve beni gerçekten seviyorlar’ yazabilirim çünkü ne yazık ki ben onları seviyorum. Hepimizin bu tutsaklıklardan kurtulmasını diliyorum. Hatam olduysa özür dilerim, yalnızca biraz içimi dökmek istedim. Esen kalın.

(Görsel: Pelle Swedlund)

Comments (2)

  1. Bence hangi dine nasıl inandığını bilmelerine gerek yok. Bu daha çok kaos ortamı yaratabilir. Yalnızca ağır geldiğini ve istemediğini söylesen daha iyi olabilir. Ben de ailemle aynı inanca sahip değilim, bazen bu taklit hali insanı sıkabiliyor ama bildiklerinde durumun daha da karışacağına eminim. Zaten bir süre sonra yani yaşımız ilerlediğnde evlerimiz dolayısıyla hayatlarımız biraz olsun ayrılacak o zaman bu kadar sorun olacağını sanmıyorum. Sadece fikrimi söylemek istedim. Umarım her şey gönlüne göre olur. Sevgiler…

  2. Bizi en çok tanımasını istediğimiz kişiler anne babamız. Maalesef bazen bu olmuyor; kuşak farkı, gelenek, zamanın şartları neden bilmiyorum. Ama bizden cok daha uzun süre aynı şeye inanan kişilerin sorgulaması daha zor oluyor. Hatta bazen sadece saygı duyması bile. Onların bu tutumu yanlış da olsa onları iyi biri olduğumuza ikna etme çabalarımızın sadece bizi yoracağını düşünüyorum. Çünkü biz nasıl yanlış düşündüklerinde onlardan vazgeçmiyosak onların da bizi kabul etmesi gerekir. Ama bazen etmiyorlar ve bu anlarda kendini açıklamaya çalışmak yormaktan başka bir işe yaramıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.