Küçüktüm ve bana ne öğretildiyse onu yaptım.

Herkese merhaba, bu sayfayı bulduğumda o kadar sevindim ki anlatamam. Yazılan tüm mektupları okudum, hepsi benim hikayeme çok benziyor. Ben de hikayemi anlatmak istiyorum.

Çok muhafazakâr bir ailede büyüdüm. Sadece ailem değil, tüm çevrem muhafazakardı. Henüz 4 yaşındayken Kur’an kursuna başladım ve 2 sene, yani 6 yaşına kadar, kursa devam ettim. O zamandan itibaren dini öğrenmeye başladım. O kadar güzel Kur’an okuyordum ki herkes hayran kalıyordu. Aynı şekilde başımı kapatmaya da çok hevesliydim.

İlkokula başladığımda öğretmenim babamın en yakın arkadaşlarındandı ve o da tüm sınıfa dinimizi anlatırdı. Ortaokula geçeceğim zamanlarda yaşadığım yerde çok iyi bir İmam Hatip vardı ve öğrencileri sınavla alıyordu. Sadece dini açıdan değil; akademik açıdan da Türkiye’de derece yapmış, iyi öğretmelerin olduğu bir okuldu. O okula çok hevesle ve gerçekten isteyerek gittim. 5. sınıfta kapanmak istiyordum ancak ailem küçük olduğumu ve sıkılacağımı söyledi, ben de ‘Tamam’ dedim.

6. sınıfın Mart ayında, yani 11 yaşındayken, tamamen kendi isteğimle kapandım ve çevremden çok büyük takdir topladım. Kapandığım ilk zamanlarda çok mutluydum ama biraz büyüyünce istemediğimi fark ettim. Neden kapandım diye düşünüyordum. Hiçbiri benim fikrim değildi, küçüktüm ve bana ne öğretildiyse onu yaptım. Sonra ‘Bunların hepsi şeytanın oyunu’ diyerek vazgeçtim, çok korktum. Ailemin dediğinin her zaman doğru olduğunu düşündüm ama zaman içinde düşüncelerim hızla değişmeye başladı, kendi fikirlerimi edindim. Bu fikirler, ailemin fikirlerine göre çok zıt fikirlerdi. Hep içimde tuttum. Onlar bana baskı uyguladıkça ben daha kötü oluyordum; yalan söylüyordum, her konuda dürüst olamıyordum.

8. sınıf bitti ve LGS’ye girdim. Ortaokulda okuduğum okulun lise kısmına devam etmek istiyordum ama kazanamadım, puanı çok yüksekti. Kazanamadığımda evde annem tarafından büyük bir kıyamet koptu. Babam “Kendi hayatı, kendi karar verir” dedi. En sonunda ikametgahım dolayısıyla yaşadığım ildeki en kötü İmam Hatip’e gittim. Ben İmam Hatip’e gitmek istiyordum ama böyle bir İmam Hatip’e değil, çünkü o okul benim seviyemin çok altındaydı. Bu durumu ailem de istemedi ve 2. dönem için düz bir Anadolu lisesine geçtim. Anadolu lisesine geçerken dinimden vazgeçmeyeceğime dair söz vermiştim.

Bir gün açılmak istediğime kesin olarak karar verdim. Dışarıdan gelecek tepkileri umursamayacaktım. ‘Benim hayatım, benim kararım’ dedim ve en sonunda tüm cesaretimi toplayarak bunu aileme, arkadaşlarıma söyledim. Arkadaşlarım beni destekledi, “Nasıl mutluysan öyle yap, her zaman arkandayız” dedi fakat ailem asla açılamayacağımı, bunun Allah’ın bir emri olduğunu söyledi. Her ne kadar bunu onlar için yaptığımı, Allah için yapmadığımı söylesem de gerekirse zorla seveceğimi ve zaman içinde Allah için de yapacağımı söylediler. Hatta annem bana şeytan muamelesi yaptı; babam, açılırsam bu yılın sonunda beni okuldan alıp tekrar o kötü İmam Hatip’e göndereceğini söyledi. Hala inanamıyorum çünkü ailem okumuş, belli bir seviyeye gelmiş insanlar; beni anlamalarını beklerdim ama anlamıyorlar.

Şimdiyse açılmak için izin aldım ama açılırsam babam beni yanında bile gezdirmeyeceğini söyledi. Açıkçası başta çok kızar ama alışır diye düşünüyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Okuldan alamayacaklarına inanıyorum. Eylül ayına daha çok var ve o zamana kadar belki siniri geçmiş olur. Fakat babamın kalbini kırmaya değer mi, bilmiyorum. Bu arada, babam gerçekten iyi bir insan; babamı çok seviyorum ama bu konudaki düşünceleri çok yobaz. Benim babam en iyi yerlerde olmamı isteyen bir insan ama konu dine gelince hiçbir şeyi umursamıyor. “Ahlaklı ve düzgün olmadıkça okumanın anlamı yok” diyor. Sadece babam değil, bütün ailem bana çok kızacak. Eğer kapalı kalırsam bu sefer de ben kendime kızacağım ve dinden soğuyacağım. Ayrıca bunu Allah rızası için yapmıyorum. Kısacası ben olabilmek için çok şey feda etmem gerekiyor.

(Görsel: Carla Bedini)

Comment (1)

  1. Hikayelerimiz inan cok benzer. Ben yetiskinim ve ilk kez soyleyecegim acilacagimi aileme ama bu karardan kendim emin olmak icin hep sunu dusundum: Hayatimdaki herkes cikabilir; annem babam arkadaslarim. Ölmedigim surece ben kendimle yasayacagim. Vicdanim ne istiyor? Daha sonra da emin oldum. Sen de once bu kararin sendeki ifadesinden emin olmalisin sonra ekonomik ozgurlugun icin savasmalisin. Ne olursa olsun herkes gidiyor, kendimizle yasiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.