Terapiler, unutulmuş gerçek ‘ben’i hatırlamamda çok yardımcı oldu ve ben boşanmaya karar verdim.

Ben de hikayemi anlatmak istiyorum. Çocukluktan beri annemin ‘kapan’ baskısı ile büyüdüm. Çok küçükken zorla kapatır, dışarı arkadaşlarımla oynamaya çıkarırdı. Diğer çocukların “Dişin mi ağrıyor?” diye dalga geçip güldüklerini hatırlıyorum. Çok üzülürdüm. Amcamı çok severdim; o da benim kapanmam için, etek giymem için kendince güzel sohbetler yapardı ama ben bir türlü istemezdim.

Sonra üniversiteyi kazandım, okudum, öğretmen oldum. Evleneceğim kişiyle tanıştım, yaşım 23’tü. O güne kadar kimse için kafasını kapatmamış ben, eşimin gönlü hoş olsun diye daha tanışma evresindeyken kapanma gafletinde bulundum. Hani içimde de yok değildi ama önceki ilişkilerimin hep üzüntüyle sonuçlanması, annemin bu eş adayımın muhafazakâr olmasından ötürü çok mutlu olup beni ona iteklemesi derken; annem bir yandan, nişanlım bir yandan beni ‘teşvik’ ettiler ve kapandım.

Sonra düğün oldu, evlendik derken o da ne? Eşim etek de giymemi istedi, üstüne de pardösü giymemi istedi, bana pardösü hediyeleri almaya başladı. Bir ton giysi vardı üstümde, sanki onların ağırlığı altında eziliyordum. Tayt, taytın üstüne etek, eteğin üstüne pardösü, bone tak, bonenin üstüne eşarbı tutturmak için bin tane iğne tak… Çenemin altını deliyordu iğneler o dönem. Allah rızası için iyi bir şey yaptığıma inanarak bunu devam ettiriyordum ama inanın ki evden dışarı çıkmak bile istemiyordum. Hele yaz günleri tam bir eziyetti… Kot ve tişörtle dışarı çıkmak için 2 dakikada hazır olan o eski kızın çocuksuluğunu özlüyordum. Aynada gördüğüm olgun görünümlü kadın ben değildim. Ben mutsuzdum ama beni gören herkes ne kadar güzel olduğumu söylüyordu, eşarbın bana eşarp mankeni olacak kadar yakıştığını mesela…

Bir gün yolda giderken sehven boynumun açıldığını ve buna önlem almadığım için eşimin sinir krizleri geçirdiğini hatırlıyorum, herkesin içinde rezil olmuştuk. Yıllar sonra bu ve buna benzer davranışlarından rahatsız olduğunu paylaştı benimle… Ama ben, kapalı bir bayan olmanın sorumluluklarını yerine getirmek için olmadığım gibi biri olmaya çalışarak geçirdim yıllarımı… Kapalı bir bayan sokakta gülmez, erkek iş arkadaşları ile gerekmedikçe iletişim kurmaz, gitar çalamaz, eve çalgı aleti sokamaz, evde şarkı söyleyemez (eşime göre günahtı)… Eşim dışarı çıkarken parfümü boca ederdi, benim parfüm kullanmama ise izin vermezdi. Gözlerime hafif bir kalem çekmem bile büyük sorun olurdu. Hep tartışma içinde geçti evliliğimiz. Böyle saçma sapan ufak tefek şeyler yüzünden birbirimizi ve özümüzü tanıyamaz olduk.

Evliliğim 6. senesine geldiğinde; evliğimin şu an bahsetmediğim başka sorunları da aşılmaz hale geldi ve çift terapisi almak istedim. Eşim ilk terapi seansına zorla geldi ama çıkışta bana “Sen gavur gibi yaşamak istiyorduysan niye benimle evlendin?” diye gözleri dolarak bana bağırmıştı. Mevzu da benimle hiç ilgilenmemesi, sürekli namaz kılıp tespih çekmesi, zikir çekmesi, sürekli hayır hasenat işlerine koşturup beni ihmal etmesiydi. Anlayacağınız ben ondan ilgi istediğim için gavur olmuştum. Neyse…

Baktım ki olacak gibi değil, tek başıma devam ettim terapilere. Yıkık özgüvenimi, iyice korkaklaşmış, içime gömülmüş, unutulmuş gerçek ‘ben’i hatırlamamda çok yardımcı oldu terapiler ve ben boşanmaya karar verdim. Evliliğimizin 7. yılında davayı açtım, evi ayırdım. Eşim 3 ay boyunca perişan oldu, bence benden böyle cesur bir hareketi hiç beklemiyordu. Kapandıktan sonra nedense özgüvensiz, korkak, ürkek bir canlıya dönüşmüştüm çünkü… Beni ezmişti, bastırmıştı eşim, sağ olsun. Hem eşim hem de dayattığı örtünme mantığı suçluydu. Velhasıl eşim çok değişti, çok pişman oldu, bir şans istedi ve o şansı 3 ay sonra ona tanıdım. Yine aynı eve geçtik. Eşim ilgili, sevgili bir adama dönüşmüştü; pantolon gitmeme karışmıyor, pardösü giymediğim için kızmıyor, herhangi bir imada dahi bulunmuyordu. Sanki üstüne bir anlayış gelmişti, çok şaşırmıştım onun değişmesine, geçici olacağını düşündüm. Bekledim, 3-4 sene oldu ki hala iyi, hala anlayışlı… Onu terk etmemin onu böyle bambaşka birine çevireceğini bilseydim çok daha erken yapardım belki de…

Günümüze gelirsek… Çok şükür namazımı kılıp ibadetimi yaparım, kalbi iyi bir insanımdır, kimsenin kötülüğünü istemem, eskiden de böyleydim, hep böyleydim fakat başörtülerimi kullanmak istemez oldum artık. Son 3-4 aydır sürekli düşünüyorum. Bu konu, eşimin kırmızı çizgisidir diye düşünüyordum ama onunla durumu paylaştığımda buna üzüleceğini ama yapacak bir şeyi olmadığını söyledi. Yani kararı bana bırakmıştı.

Dün geceyi uykusuz geçirdim. Ben zaten saçım açıkken bile giyim kuşamıma kendimce dikkat eden, kendimce muhafazakar biri idim. ‘Saçımı açmam neyi değiştirecek ki?’ deyip durdum tüm gece. Saçımı açıp çıkacağım günün hayalini düşünüp duruyorum. Babamın, annemin bana ne gözle bakacağını, bana ne gibi cümleler kuracağını düşünmek beni korkutuyor. Yaşım 34 ama hala çocuklar gibi korkuyorum. Konu komşu ne der, iş arkadaşlarım ne der, eşimin akrabaları ne der, eşimin sokakta rastladığımız arkadaşları hakkımda ne der, arkamdan ne düşünürler; ‘Bu yollu oldu, bu azdı mı’ derler diye düşündüğüm için bin kat daha kızıyorum kendime. Yahu, diyorum kendi kendime; sen kapanmayı Allah için yaptıysan korkman gereken Allah ama çekindiğin varlıkların listesinde neden sadece insanlar var, bu ne biçim iştir, diyor ve üzülüyorum. Sonra diyorum ki ya açılırsam da sonra pişman olur ve tekrar kapanırsam insanlar ne der, ne düşünür… Sonra diyorum ki 3 gün konuşup sonra unuturlar, boş ver… Kafam çok karışık… Ama büyük gün yaklaşıyor gibi hissediyorum, belki de o gün bugündür.

(Görsel: Sharon Sprung)

Comment (1)

  1. Oceanflora

    Ne yaptınız çok merak ettm. Benm de yaşım 30 ve 7 yıllık evliyim hikayemiz benziyor ama ben çevreye karşı biraz daha vurdumduymazm ve kendi icmde ckmazdaym.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir