Cins kırımlarının bittiği, homofobinin tükendiği mutlu yaşamlara!

Merhaba Sevgili Yalnız Yürümeyeceksin okurları…

24 yaşımda olduğum şu dönemden sık sık geriye dönüp bakıyorum ve yaşadıklarımı hatırıma getiriyorum. Tahmin edeceğiniz gibi dini görevlerini yerine getiren maddi durumu iyi bir ailede yetiştim. Her istediğimiz belirli düzen ve terbiye içinde yerine geldi. Tabii ki aile içinde mutluyduk. Dinî sohbetler, cemaatler, tasavvuf, farz ve sünnet derken kendimi kendi isteğimle örtünmeyi seçmiş halde buldum. Yaşadığım hayat ile kendi içimde zıtlaşan bir hayat tarzı olduğunun farkında idim. Fakat çevremdeki çoğu kişi böyle yaşadığı için insan ister istemez şekilleniyordu. Kendine ve hayatına isteyerek şekil verdiğini düşünüyordu.

Keşfetmeyi, gezmeyi, eğlenmeyi seven hümanist biriyimdir. Gittiğim tasavvufi cemaatte de çok sevilen, insanların iyi anlaştığı bir cemaat üyesiydim. Hatta söylenene göre ve benim anladığım kadarıyla cemaatin önde gelen yere göğe sığdırılamayan hocalarının bile çok sevdikleri bir öğrenciydim.

Kapandıktan sonra hayatımı daha izole yaşamaya başlamıştım. Bu arada çok uzun yıllardır farkında olduğum ama anlamadığım ve adını koyamadığım farklı duygulara sahiptim. Bunun cinsel yönelim olduğunu, normal bir şey olduğunu, eşcinsel bir kadın olduğumu anlamam için daha çok uzun zaman vardı. Kapandıktan 5-6 ay sonra buna alışamadığımı, zoraki sürdürdüğümü fark etmiştim. Tabii ki annem bunu kabul etmedi, elbette alışacağımı söyledi. Zamanla araştırmaya, okumaya devam ettikçe cemaatlere bakış açım değişiyordu.

1-2 yıl içerisinde her şey çok hızlı gelişti ve ben bir kadınla ilişki yaşadığımı, beraberinde de eşcinsel olduğumu aileme söyledim. Adeta yer yerinden oynadı. Tehditler, hakaretler, hayal kırıklıkları, kavgalar ve daha niceleri bana doğru koşarak geliyordu. Ailemin karşımda olduğu bu süreçten önce bana destek veren en yakın arkadaşlarım da karşımda yer almıştı. Bu durum beni oldukça yaralayıp üzmüş olsa da insanın kendi doğrularında, seçimlerinde yanında olmayan kimseye ihtiyacı olmadığını düşündüm ve beni ben yapan şeyleri görmeyen, reddeden insanları ben de görmezden geldim. Kendimden emindim ve dimdik ayakta durdum. Tüm tehdit, hakaret ve diğer her şeye rağmen kendi hayatımı kurdum.

İlk birkaç ay sancılarını yaşasam da yaklaşık 2,5 yıldır ailem, akrabalarım ve sözde en yakın dostlarım olmadan kurduğum hayatıma devam etmekteyim. Birbirimizin farklılıklarını görmeden seven ve bu şekilde yanımda olan bir sürü insan var. En önemlisi ve en büyük şanslarımızdan biri de kız arkadaşımın ailesinin her zaman yanımızda olup bize destek veriyor olması.

Yıllardır, aylardır düşünüp bir nebze hak vermeye çalışıyorum ve çocuklarını ‘Böyle gelmiş böyle gider’ diyerek sözde ahlak ahkâmlarıyla yetiştikleri için elbette LGBTI+ bireylerin ailelerinin yaşadığı üzüntüyü, hayal kırıklığını bir nebze anlayabiliyorum. Fakat cahilliği ısrarla seçip çocuklarının yanında olmayan, onları anlamayan ve reddeden aileleri, çocuklarını bu zor yolda yalnız bırakarak herkesin karşılarında durmasına davetiye çıkaran ve bu zor yolda yürümeyi daha da zor hale getiren aileleri ve kendi ailemi de anlayamıyorum, tabii ki üzülüyorum…

Cinsel yönelimim, düşüncelerim, sevdiğim kadınla kurduğum ilişkim ve diğer her şey için kimseye hesap vermiyorum. Bu ihtimali düşünen, hayatıma yargılar düzeyde yorum yapan herkese çizgilerinin gerisinde kalmalarını söyleyerek kendi bildiğimi, hissettiğimi yaşıyorum. Biliyorum ki bu günleri yaşayabiliyorsam sebebi isteklerimden ve hislerimden emin olmam, meslek sahibi olmam, maddi olarak kimseye bağlı olmamamdır.

Bu zorlukları yaşayan herkese tek önerim ve en büyük yardımım kendimize güvenmemiz ve kalbimizden geldiği gibi yaşayabilmemiz için ayakta durabilecek gücü toplamamız gerektiğidir. Öğrenciysek üniversite bitirmek veya öğrenim görmeden bir şekilde iş hayatına atılıp para kazanmak, özgürlük yolundaki en önemli basamakmış.

Beni ben olduğum için sevmeyen, kabul etmeyen, saygı duymayan kimseye hak ettiğinden fazlasını vermemek gerektiğini yaşadığım bu zorluklarda çok net anlamış biri olarak kim olursa olsun, ne bağınız olursa olsun hayatınızdaki insanlara kendinizi ezdirmeyin ve kararlarınıza saygı göstermeleri için önce siz kendinizden emin adımlarla hayatınızı şekillendirin. Cins kırımlarının bittiği, homofobinin tükendiği mutlu yaşamlara…

Ek: https://onedio.com/haber/muhafazakar-bir-aileye-ve-cemaate-bagli-olmama-ragmen-escinsel-bir-kadin-olusumun-hikayesi-838630

(Görsel: Kenneth Rowntree)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.