Ben böyle bir adamla bile ailem memnun olsun diye evlendim.

Merhaba, buradaki birçok mektubu okudum ve sanıyorum ki çoğunluk 18 yaş altındayken zorla kapatılmış ve açılma mücadelesi veren çocuk ya da ergen bireylerden oluşuyor. Benimki ise daha farklı. Ben çoğunluğun aksine 18 yaşımda kapandım. Şu an 33 yaşındayım ve açılmak istiyorum.

Benim hikayem şöyle başladı; kadınlarının çoğunluğunun kapalı olduğu muhafazakâr bir ailede bir erkekten sonra 2. çocuk olarak doğdum. Dede gibi aile büyükleriyle yaşadığımızdan doğduğum andan itibaren hayatıma çok fazla kişi karıştı. İsmime dahi onlar karar verdi. Daha ilkokuldayken şort giydiğimde deden görmesin’ler, o saçlarından yılanlar asılacak’lar başladı. Açık olmayı ve oje sürmeyi çok seviyordum. Asla kapanmak istemezdim. Zaten annem de babam da o kadar küçük yaşta kapanmamı istemezlerdi. Aslında bizim ailede en erken liseye başlarken kapanılırdı. 10 yaşında zorla kapatılanları gördükçe gerçekten dehşete düşüyorum.

Babam okumuş ve kamuda çalışan biri ve cumadan cumaya camiye gider. Annem de dahil ailemdeki hiçbir kadın pardösü giymez. Ailem için daha çok geleneksel ya da modern kapalı diyebilirim. Ama işte kız dediğinin de kapanması makbuldü. Bana doğrudan ‘Kapanacaksın!’ diye baskı yapılmadı ama benden bunun istendiğinin hep farkındaydım. Çok asiydim, asla onlar istedi diye yapmayacaktım.

Her giydiğime karışıldı, sürekli azarlandım. Babamın kırmızı çizgisi yakası açık veya düşük bel giymemdi, bikini gibi şeyler giymem mümkün değildi. Aslında babam için kısa kol ve pantolon giymem sorun değildi. Ama tabii ki kapalı kızlara hayranlardı.

Lisede en yakın arkadaşlarım kapalıydı. Gittiğim dershanede tüm öğrenciler ve hocalar kapalıydı. Sürekli sohbetler oluyordu ve bir tek ben açıktım. Namaza başladım. Dindar olmam gerektiğini düşünüyordum ama isteğim, inancım o yönde değildi. Kabul görebilmek için dindar görünmeye kendimi zorladım. Arkadaşlarım sürekli kapalılığın bana ne kadar yakışacağını söylerdi, eşarplarını bana bağlayıp övgüler yağdırırdı. Komünist bir erkek arkadaşım vardı ve güzel olduğum için beni çok kıskanıyordu. Bana kapanmam için baskı yapıyordu. Herhalde kapanınca çirkin olacağımı ve kimsenin bana bakmayacağını düşünüyordu.

Açıkçası aile büyüklerim beni hem kız olduğum için hem de açık olduğum için sevmiyordu. Babamlar kapalı arkadaşlarımla her yere gitmeme izin veriyor fakat açık olanlardan daima şüphe duyuyorlardı. Gaza geldim, kabul görmek istedim, sevilmek, takdir edilmek istedim ve liseyi bitirince kapandım.

Üniversiteyi kazanmıştım, öğretmen olacaktım. Üniversitede de kapalı çevre ile kaldım ve onlarla arkadaş oldum. Dedem artık beni seviyordu ve bana övgüler yağdırıyordu. Hayatımın zirvesindeydim. Modern bir kapalıydım. Makyaj yapıyordum ama ailem için önemli olan başımda örtü olmasıydı. Üniversitede sokakta başını açmaları, arkadaş gruplarına girememeleri, sosyal aktivitelere katılamamaları çok zor olsa bile kabullendim. Üniversite bitene kadar hiç dindar erkek arkadaşım olmadı.

Üniversite biter bitmez öğretmen olarak ailemden uzak bir yere atandım. Okulda tek kapalıydım. İdarecilerle sorunlar yaşıyor ve evde ağlıyordum. Ama açılmayı hiç düşünmedim. Aslında ne kolay olurmuş orada açılmak. Çok pişmanım ve o zorluklara neden katlandığımı hiç anlamıyorum. Öyle dindar da değildim hiçbir zaman. O zamanlar şu anki eşimle birlikteydik. Kendisinin ailesi aşırı dindardı. O ise muhafazakârdı ve kamuda çalışıyordu. İlk kez ailemin istediği gibi bir erkek arkadaşım olmuştu. Ailesi desen bizimkilere uygun… Ama ben o şehirde çok mutluydum ve evlenmeyi de pek istemedim, onun baskılarıyla daha 1 yıllık öğretmenken evlendim.

Eşimin yaşadığı şehre atandım, yine okulumdaki tek kapalıydım. Çoğu öğretmen sol görüşlü ve başörtüsü karşıtıydı. Çok zorlandım. Yine açılmak aklımın ucundan geçmedi. Sanki bir bayrağı taşıyordum, bir mücadele içindeydim. Neden kendime bu misyonu yükledim de zorladım, bilmiyorum ama çok pişmanım. Düğün vesaire her şey eşimin ailesinin istediği gibi oldu, hiç bana ait olmayan şeylerin içinde oldum.

Bugün 32 yaşındayım. 2 çocuğum var. Çok pişmanım, kapandığım için o kadar pişmanım ki anlatamam. Bu mücadeleye neden girdim, kendime bu eziyetleri neden çektirdim; bilmiyorum. Şimdi açılamıyorum, karar veremiyorum. Ailemden çekiniyorum, eşimin ailesinden çekiniyorum. Eşimden çekiniyorum. Konuştum, “Asla istemiyorum” dedi. Çok ağladım, o zaman da “Uzun kollu tunik giyersin, sadece saçın açık olur” dedi. Asla kabul edemiyor. Ben böyle bir adamla bile ailem memnun olsun diye evlendim. Ama onlara sorsanız ben çok asi biriyim. Aslında hayatım boyunca kabul görmeye çalıştım. Yalnızca istedikleri şeyleri onlar söylediğinde değil, kendi isteğimmiş gibi göstererek sonradan yaptım.

En son eşime “Ben açılacağım, kaldıramazsan boşanırız” dedim. Ama hiç cesaretim yok, sadece sözde işte. Karşı komşumun yüzüne nasıl bakarım diye bile düşünüyorum. Okulda müdür yardımcısından utanacağım, diyorum. Her yerde kapalı fotoğraflarım var. Her şeyi düşünüyorum. Açılınca Allah başıma türlü türlü felaketler mi getirecek, belki çocuğumu benden almaya kadar gidecek diyorum. Çok korkuyorum. Ama inanç derseniz öyle bir şey de kalmadı. 3 senedir namaz kılmıyorum. Eşimi tanıdığım günden beri kılmıyor. İçki içmiyor, küpe takmıyor, saç uzatmıyor diye sözde muhafazakarmış. Tek çizgisi başörtüsü. Ben makyaj da yapıyorum, dar da giyiyorum, bugüne kadar hiçbir şey söylemedi. Üstelik güzel de bir kadınım, ilgi çekiyorum, giydiklerimi kendime yakıştırıyorum ama bunlar onun için hiç önemli değil, o başörtüsü kafamda olsun yeter. Bu din sadece kadınlara gelmiş gibi. Bunu kabul edemiyorum.

Kadınları savunan bir cümle kursam sülalemdeki bütün kadınlar bana düşman kesiliyor. O kadar ataerkiller ki… Erkeklere hizmet etmekten gurur duyuyorlar. Bütün bunlar beni dinden soğutuyor. Belki bir Allah var ama bu kuralların onun kuralları olduğunu hiç sanmıyorum. Bütün bunların, fiziken güçlü erkeklerin kadınları bastırmak için yüzyıllar boyunca uydurmalarından ibaret olduğunu düşünüyorum. Psikoloğa gidiyorum. Umarım aşabilirim, yapabilirim…

Yaşı daha genç olanlara ise üzülmemelerini, sabretmelerini ve o korkunç ailelerinden kurtulmak için üniversite okuyup ayakları üzerinde durmalarını ve o gün de özgürlüklerine kavuşmalarını tavsiye ediyorum. İnanın ki benim durumum daha beter…

(Görsel: Felice Casorati)

Comments (2)

  1. ‘Eşim namaz kılmaz, Kur-an okuduğunu görmedim ama saçımın üstünde bir bez olması konusunda takıntılı’ başlıklı hikayenin neredeyse tıpatıp aynısı. Aynı hikaye iki kere mi yayınlandı?

  2. Açıkçası geçmişinizden bu kadar utanmanız kendinizi suçlamanız bana çok yanlış geldi. O zaman farklı düşünceler içerisindeymişsiniz, öyle gerekmiş öyle yapmışsınız. Çokta geçmişi düşünüp pişmanlıklar içinde yüzmenizin anlamı yok diye düşünüyorum. Geçmişte bahsettiğiniz hala da devam eden okulda başörtü karşıtı dediğiniz kişiler bilin ki kendi ailenizden farksız değiller. Ayrımın ve baskının olduğu heryer pislik yuvasıdır. O insanların hasta olduğunu kabul etmeniz oldukça önemli bir başlangıç olacaktır. Şuanki durumunuz için de kocanızın sadece başın açık olur söylemi bile oldukça iyi bir başlangıç. Yazım seklinizden tahminime göre oldukça duygusal ve tehtitvari bir yaklaşım izlemişsiniz. Kararınızda net olmanız eğer istemezse de kendisinin başörtü takabileceğini söylemeniz münasip olacaktır. Bulunduğunuz konumda ailenizin akrabalarınızın komşunuzun okul müdürünün vs vs hiçbir önemi yok. Siz utanç verici bir sey mi yapıyorsunuz ki utanasınız, bu düşünceler içinde olmanız durumu içselleştiremediğinizi ortaya koyuyor. Ne isteyip ne istemediğinizi, neden vazgeçip neden vazgeçemeyeceğinizi belirleyerek bu doğrultuda kararlar almali ve hayata geçirmelisiniz. Son olarak da daha küçük yaş gruplarına benim halim daha beter vs gibi bir açıklama yapmanız bence oldukça yersiz. Bu platformda çoğu insanın elinden geçmişi çalınmış şuanına el konmuş geleceğine de ket vurulmakta. Bu sebeple yaş kısası yapmanızı anlamsız buldum. Buraya kadar okuyan biri varsa vaktinizi çaldığım için kusura bakmayın. Yazı sahibi umarım yazdığımı okuduğunuzda beni size üstten bakıyormuş gibi algilamazsınız neyi yapıp neyi yapmayacağınızı söylememek benim haddim değil kişisel fikirlerimi ifade ettim. Umarım mutlu günler sizinle olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir