Ben İstanbul’da olan ama İstanbul’u görmeyen bir kızdım.

Uzun zamandır buradaki hikayeleri okuyorum, belki benim de hikayemi anlatma zamanım gelmiştir.

Hayat, değil mi; demesi ne kadar kolay… Oysa biz bu kelimede neler yaşıyoruz. Asla acılarını gün yüzüne vuran bir kız olmadım, tam da bu yüzden acılarımı yüzüme vurdular. Ben küçük bir kızken bir ağaç çizip dallarına ailemdeki herkesin adını yazmıştım, onu da babama göstermiştim ama onun o küçük kıza yaptığı tek şey o resmi parçalamak oldu. Bir insan o resimden ne ister ki? Her neyse.

Büyüyordum ama büyüdükçe her şey daha kötü oluyordu. Biz hep ailemizin bize gösterdiği şeyleri yaptık. Okulumda hep sınıf birincisi oldum ama bu onlara asla yetmedi. Okulun en başarılı kızı oldum, ‘inek’ diye dışlandım, yine yetmedi. Daha 4. sınıfta bir sınıf dolusu erkekten dayak yemiştim, yine kıymışlardı o küçük bedene, o kadar masumdum ki niye dövdüklerini bile anlamamıştım.

Neyse, hayatımın ucu şimdi başlıyor. Konumuz din, değil mi? Beni tam 5 yaşında Kur’an kursuna yazdırdılar, 14 yaşıma kadar her sene yaz tatilimde oraya gittim ama hiçbir sene Kur’an’ı bitirmedim, daha ilk sayfalarda yaz bitiyordu. Ailem sırf bu yüzden bana çok kızmıştı. 14 yaşımda yine yolladılar ama ben bu sefer gitmedim, evden çıkıp sabahın köründe başıma ne gelecek diye düşünmeden korktuğum halde parkta köpeklerle oturdum, çocuklar geldikçe onları izliyordum. Ben 14 yaşımdan önce hiç parka gitmemiştim, annem bir kez olsun o çocukların anneleri gibi elimden tutup parka götürmemişti beni. Neyse… İşte tam 14 yaşıma kadar görmüş olduğum her şey yüzünden kapandım. Kapalılığım 3 gün sürdü. İlk defa evden çok uzaklaşmıştım ve ‘Hayat var’ demiştim. O kadar maldım ki lisede giyeceğim eteğin, saçlarımın hayalini kurarken bunu kapalıyken nasıl yapacağımı düşünememiştim, düşündürmemişlerdi.

Ben İstanbul’da olan ama İstanbul’u görmeyen bir kızdım. Eve geldiğimizde o kadar ağlamıştım ki ne yapacağım diye… Aileme söyledim, duymamış gibi yaptılar. Hayatımda ilk defa kendi isteğimi dile getirmiştim, peşini bırakmayacaktım ve bırakmadım, açıldım. O kadar ağır laflar duydum ki… Laftan ibaret değildi, işin içinde dayak da vardı. Ben dayandım, ben her gece babamı özlediğim için ağladım. Babamı özlemiştim, hem de çok özlemiştim.

Annemden yediğim ilk dayak yumruk, babamdan yediğim ise tekmeydi. Ben dayandım. Annem beni öldürmeye kalktı, babam bana 2 yıl boyunca beş kuruş vermedi. Ben dayandım. Akrabalar o kadar ağır laflar etti, yüzüme bakmadı. Ben dayandım. Yeri geldi, yemek yedirtmediler. Ben dayandım ama en acı noktama basmışlardı, benim uğruna her gece ağladığım babam herkesin önünde gözüme baka baka bana ‘orospu’ dedi, “Erkeklere bir yerlerini göstermeye çalışıyorsun” dedi. Oysa öyle çok açık da giyinmezdim. Ben bu lafları hak etmedim. En son bana “Senden utanıyoruz” dediler, “sokakta yanımızda olmandan, seni dışarda görmekten bile utanıyoruz” dediler. Dayanamadım, elim ayağım titredi, kriz geçirdim ama kriz geçirirken bile yalnızdım. Kalbimin ağrısı bitmiyordu, geçmiyordu. Ondan sonra her gün bana ‘orospu’ demeye başladı, buna da alıştım, geçer biter sandım. Niye geçmiyor be baba? Annemden bahsetmek istemiyorum, hayatımda tanıdığım en kötü kadın. 1 ay önce babam eve gelince “Ben kızımı mezara gömdüm geldim” dedi, “Bundan sonra ona sorarlarsa o da ‘Babam yok’ desin” dedi. Zaten yoktu baba. Ben hâlâ seni seviyorum ama bunlar sırf açıldığım için miydi? Değer miydi, bana tokat atmana değer miydi? Evden attığınızda ben 1 gün boyunca merdivenlerde yattım. Niye bitmiyor bu acı? Sonunda zafer var mı? Küçükken en büyük duam, “Lütfen annemle babam ölmesin” idi, bu fikri düşününce bile ağlardım. Şimdiyse bilmiyorum. Bir gün beni okuldan almaya bile gittin. Ulan, tüm çocuklarını kolejde okuttun, ben çöplük gibi okullarda sürünürken beni bir de oradan da almaya kalktın. Benden ne istiyorsun baba? Neden hala bitmiyor bu acı? Şu iki tel saçımın açık olması bu kadar önemli mi? Ben böyle istiyorum, bir kere de benim istediğim olsun.

Arkadaşlar, açılmak istiyorsanız açılın. Ben daha neler yaşadım ama elim yoruldu, yazamıyorum. Siz nasıl mutlu olacaksanız onu yapın. En başta çok yıpranıyorsunuz hatta sonuç olarak bende nefes darlığı, el ve ayak titremesi ve sinir hastalığı oluştu ama ben çok ağır şeyler yaşadım. Bunların olması çok normal geliyor artık, sonra alışıyor insan. Umarım bir gün tüm dünya gerçekten mutlu olur…

(Görsel: Gülsün Karamustafa)

Comments (2)

  1. Yazını okurken ben bile agladim senin neler hissetigini dusunemiyorum bile ve okurken hayretler icerisinde okudum nedeni ise sen aşiri guclu bir kizsin laf olsun diye soylemiyorum gercekten oylesin ailene gelicek olursak bence bir an once o evden kurtulmaya bak cunku gorunuse gore sen o evde mutlu degilsin 18ine geldiginde universite kazanmaya bak bence ordanda sehir disinda bir universiteye gidersin ve istedigin gibi yasarsin umarim bunu basarirsin ben sana cok inaniyorum ❤️❤️

  2. Ben senin kadar cesur değilim ya bende açılmak istiyorum ama açılmak istediğimi söylesem kemiklerim kırılana kadar dövülür ya sokağa atılırım yada odaya kilitlenirim okuldan alınmak gibi bi durumum yok zaten göndermiyorlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.