Eğer açılırsam yarın kendimi birinin koynunda bulurmuşum.

Merhaba. Nereden başlamalıyım, hiç bilmiyorum. Sadece beni gerçekten anlayan insanlar olduğunu düşündüğüm için yazıyorum, ‘yalnız yürümemek için’.

Ben 17 yaşına gireceğim. 8,5 yaşından beri kapalıyım. Annem ile babam 7 yıldır ayrı. Babam da annem de çok baskıcı insanlar değildir. Tabii bir de abim var. Abim kıskanıyormuş beni, bu yüzden açılamazmışım; annem dün gece söyledi. Kapandığım günden beri bir sorgulama içerisindeyim. Dinimi çok seviyorum; hatta namaz kılıyorum, Kur’an okuyorum ve başta ailem olmak üzere kimseyi kırmamaya çalışıyorum, kendim hariç.

Küçüklükten beri hep kapalılara özendirildim. Kur’an kursları, kapalı arkadaşlar, gün içinde dinlenen o saçma müzikli ilahiler ile büyüdüm. En kötüsü ise yabancı müzik dinlediğim için bana ‘gavur’ gibi bakan akrabalarımdı. Ben çoğunuz gibi İmam Hatip’e gitmedim, babam çok kez önerdi ama kabul etmedim. İlk kapandığım da annem bana “Şimdi kapanırsan ileride açılırsın, kapanma” demişti. Ah akılsız kafam… Ah benim küçük hevesli yüreğim… Kapanırsam ilgi görürüm sandım. Birkaç yıl öyle de oldu aslında. Küçük yaşta kapandığım için övgüler alıyordum. O şekilde kendimi hiç sevmiyordum ama annem de babam da ben başörtü içindeyken bana gülümseyen gözlerle bakıyorlardı. Ne yapabilirdim ki? O zamanlar ailemden ilgi görmek tek derdimdi.

Annemi dinlemedim, kapandım. Feraceler giydim, rengarenk başörtüler taktım. Erkeklerin değil yanına oturmak, gözlerine bile bakmazdım. Kendimi bir hazine gibi değil de saklanması gereken bir suçlu gibi hissetmeye başlamıştım. Özgüvensiz, dinine karşı saygısını kaybetmiş, kendi düşünceleri olmadan büyüyen bir varlıktım. 8. sınıfta o kadar bilmiştim ki arkadaşlarıma ‘Ben kapalıyım ama ateistim’ demeye başlamıştım. Çünkü açılamayacağımı biliyordum. Birçok olay yaşadıktan sonra ilaçlar kullanmaya başlamıştım. Babam gelip annemin yanında bana “İstersen açılabilirsin” demişti. O zaman annem bana öyle baktı ki içimdeki umudun mumu daha kalbimi ısıtamadan sönüverdi. Öylece yaşadım yıllarca. Sorgulamadan, ailem için.

Sonra İzmir’e taşındık. Buradaki insanları görünce aslında ne kadar özgür olmadığımı fark etmiştim. Özgüvenim yerlerdeydi, kendimden ve örtümden öylesine nefret etmiştim ki kendimi sevilesi bir insan gibi görmemeye başlamıştım. Namazı terk etmiş, aşırı bol erkek kıyafetleri giyer olmuştum. Başımda her zaman siyah başörtüm vardı. Huyum değildi ama içim dışıma yansımıştı. Her acıya rağmen gülmeyi başaran ben gitmiş ve yerine en büyük mutluluklara tepkisiz kalan bir ben gelmişti. Kilolar aldım, ailem ‘mahkeme suratlı’ koydu adımı. Annem de babam da “Erkek gibi giyinme, rengarenk tak başörtünü” demeye başlamıştı. “İçimden gelmiyor” dediğimde ise suçlu gözlerle bakmıştı annem. Açılmak istediğimi anlamaya başlamıştı. Bir gün gerçekten açılmak istediğimi anlayınca onunla konuşmaya karar verdim. Namussuzmuşum gibi davrandı. Daha sonra vazgeçmedim, sürekli bu konuyu açtım. Öyle tepkiler veriyordu ki çok kez kendimi öldürmek istedim. Belki babam, her şeyden çok sevdiğim babam anlar, dedim; halimi ona anlattım. “Açılacaksın da ne olacak? Erkeklerin ağzının suyu akacak sadece, akıllı ol” demeye başladı. Bir daha konuyu açmadım. Annemle dün gece konuştuğumuzda ağladık, her şeyi anlattım. İkna etmeye başlamıştım. Abim geldi ve açılırsam beni hastaneye kaldırılana kadar döveceğini söyledi. İnanır mısınız? Annem ise buna “Seni kıskanıyor, o erkek” dedi. Doğru ya, ben kızım. Güzel hissetmeye hakkım yok, diyemedim. Usanmadım, anneme yine konuyu açtım. Beni düşündüğünü çok iyi anlıyorum, hatta ona bunları yaşattığım için kendimden daha çok nefret ediyorum. Çok sakin ve güzel bir şekilde anlattı bana örtüyü. Sonra “Eğer açılırsan arkanda annen olmaz, annen olmazsa kimsen olmaz” dedi. İkna olmuş gibi yaptım. Yine onlar için yaşamayı seçtim.

Açık birini gördüğümde gözlerim doluyor, görmüyorlar. Her gece bunun için ağladığımda yalnızlaşıyorum, hissetmiyorlar. Tek isteğim güzel hissetmek, anlamıyorlar. Eğer açılırsam yarın kendimi birinin koynunda bulurmuşum. Anne, keşke seni kaybetmeyi seçseydim de kendimi kaybetmeyi seçmeseydim. Ailem, keşke kendimi başkasının koynunda bulmayı seçseydim de sizden bu kadar soyutlaşmayı seçmeseydim.

(Görsel: Paul Beel)

Comment (1)

  1. aynisi benim ailem gercekten ama ben onlari degil kendimi sectim ve acildim dayak yedim hastanelik oldum belki ama verdigim savasi ben kazandim lutfen dayan devam et bugun konu kapansa 2 yil sonra belki yarin belki 2 gun sonra yine acilmak istiyceksin bu asla kapanmiycak senin icinde yap kurtul bi daha bu yillara donemiyceksin cok guclusun sana inaniyorum istersen instagramdan yazabilirsin bana her zaman destek olurum asla yalniz hissetme bu hesabim kelebekhissi13

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir