Dindar bir çevrede büyüdüyseniz mevcut son hep bellidir: kapanmak.

Bazen bir şeyin nasıl başladığını anlamayız. Nasıl bu duruma geldim, nasıl her şey tepetaklak oldu? Yoksa en başından beri mevcut tabloyu görmemek için gözlerimizi mi yummuştuk? Dediğim gibi, kapanma isteğim nasıl oluştu ya da ne zamandan beri bendeydi, hiç bilmiyorum ama zaten eğer dindar bir çevrede büyüdüyseniz mevcut son hep bellidir: kapanmak.

Henüz küçükken bu fikir hayatımın bir köşesinde duruyordu. Olacak belli, ölecek belli; çare yok, hem zaten hevesim de var, ne kadar kötü olabilir ki? Görünürde hayatımda bir baskı yoktu ama büyüdükçe konu hep örtüye geldi. Belli bir dönem bir süreliğine kapanıp sonra hemen açıldım. Kimse bir şey dememişti, zaten henüz regl olmamıştım ve kimse için sorun değildi. Zaman geçti, regl oldum. Birkaç ay geçti, bir anlık kararla kapandım. Aslında annem ve babam bir daha açılamayacağımı söylemişlerdi ama zaten açılmak değil, eninde sonunda kapanacak olmak bana düşünme ve kendi isteklerimi tartma imkânı vermemişti. Yarın veya ertesi gün fark etmez, son hep belliydi: kapanmak.

Yıllar geçti, hayatımda ilk kez bir çocukla konuştum. Uyarılmadan dövüldüm, ilk kızdım ve biraz da deney tahtası… Sonra bana “Kendini bize kanıtlamak zorundasın” dendi, “Güvenimizi kazanmalısın” dendi. Diken üstü artık benim konumumdu; sağım, solum, önüm, arkam… Konuştuğum zaman sesim batardı, yüzüme bakılmazdı. Edepli olmalıydım ama ben kahkaha atarken, yanımdan geçen arabanın son ses şarkısına dansımla eşlik ederken, bed sesimle şarkılar söylerken bendim. Artık ben, ben değilken sevilecektim ve bunu anlamam yaklaşık 5 seneme mal oldu. İstenilen belliydi ve ben de ona uydum. İşte sonunda annem bana daha yakındı, babam benimle gurur duyuyordu. Aslında çevremdeki tüm aileler bana bel bağlarken ben artık başörtüsü yapıp dışarıya çıkamayacak hale gelmiştim. Geceleri evin terasına çıkıp saçımı savuran rüzgâra gülümsüyordum. Geçenlerde yağmur yağdı, sırılsıklam oldum, saçlarım yüzüme yapıştı ama yüzüme de gülümsemem yapıştı. Geçen gün saçımı boyadım, sabahın ilk saatlerinde güneş saçıma vururken aynadan dakikalarca kendime baktım. Çok güzel oldu, biliyor musunuz?

İlk önce geçen sonbaharda anneme söyledim; bağırıp çağırdı, ‘Hakkımı helal etmem, sen yollu mu olacaksın!’lar havalarda uçuştu ama yüreğime çöreklenmiş bir yük hafiflemişti, rahatlamıştım çünkü artık söylemiştim. Zaman geçti, birkaç saat önceye kadar bir daha konuyu açmamıştım. Şimdi yine aynısı oldu, babam da öğrendi; “Açılacaksan açıl ama hakkım helal değil” dedi. Annem çok ayrı bir vaka, ona göre psikolojim bozulmuş; evet, bozuldu, siz bozdunuz. Çok şey yaşadım, çok dayak yedim ama günün sonunda elinizi öpüp özür dilerken benim psikolojimi bozdunuz, diyemedim. Ama sonunda anladılar. Yazın çalışıp psikoloğa gideceğim ama tedavi olabilmek için değil, annemlerin beni ne hale getirdiklerini bir başka ağızdan duymaları için… Kafamda senaryo yazmadığımı, onların ideal çocuğunun beni öldürdüğünü anlamaları için. Artık benim için mevcut son belli: kendim için yaşamak.

(Görsel: Marta Kiss)

Comment (1)

  1. Kum Tanesi

    Şiddet görmüş olman beni gerçekten o kadar üzdüki yaşadıklarının bir kısmınıda ben yaşadım ve yaşıyorum umarım hepimiz iyleşiriz ve geleceğin sağlıklı ebeveynleri oluruz<3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.