Bulunduğum ilin Fen lisesini kazanmama rağmen beni zorla İmam Hatip’e gönderen ailem tarafından 9. sınıfın ilk günü kapatıldım.

Saat gece 2.30 ve ben düşünmekten uyuyamıyorum. Ne yapmam gerektiğini bile bilmiyorum. İşe hikayemi anlatarak başlayayım… 24 yaşındayım. Bulunduğum ilin Fen lisesini kazanmama rağmen beni zorla İmam Hatip’e gönderen ailem tarafından 9. sınıfın ilk günü kapatıldım. Ağladım, bağırıp çağırdım… O zamanlar okullarda başörtüsü yasaktı ve başı kapalı olmayan bir kadın ailem için bir kayıp anlamına geliyordu. Bu sebeple aldığım yüksek puan umurlarında bile olmadı. 4 yıl boyunca kendimden ve İmam Hatip’ten nefret ede ede ve her gece ağlayarak okudum. Üniversite sınavına girdim ve tıp kazandım. Annem ve babam, sanki bana hayatı zindan edenler kendileri değilmiş gibi, sanki onlar sayesinde değil de onlara rağmen bu başarıyı elde etmemişim gibi duruma benden daha çok sevindiler. Sanki benim tıp kazanmam onları iyi birer anne-baba yapmıştı. Her neyse.

Üniversiteye başlayınca çok şaşırmıştım çünkü İmam Hatip’te takılan at gözlüklerinin açısını genişletmek bana çok garip gelmişti. Farkındayım, bu mektubu biraz sivri dille yazıyorum ve belki sırf bu nedenle yayınlanmaz ama tamamen samimi davranmak istiyorum. Okulda zaman geçirdikçe açılmak istediğimi fark ettim. Buna ben bile şaşırıyordum çünkü o kadar sönümlenmiştim ki isteklerim olamazmış gibi geliyordu. Sanki benim bir şey istemeye hakkım yoktu, ben bir kuklaydım. Açılmak istediğimi anneme söylemeden önce babama söyledim çünkü biliyorum ki babam ne derse o olur… Babam bağırıp çağırdı, “Ben seni en başta okuldan alacaktım” dedi, “Evlen, kocan ne derse yap ama ben başını açtırmam” dedi. Daha sonra babam anneme söylemiş. Annem ağladı, yüzüme bakmadı, “Senin içine şeytan kaçmış” dedi, “Üniversitede sana kim musallat oldu böyle?” dedi. O kadar çaresiz hissettim ki o an annemle babama sadece baktım. İnanın, o an onlarla mücadele edemezdim. Derken, bu konuyu kafamın gerisine attım.

Şu an tekrardan anlıyorum ki bu konu benim zihnimde zirve noktada duruyor. Geçenlerde sıradan bir mağazaya girip kabinde crop bir tişört denedim ve orada başımı açtım. Küçücük bir kabinde küçücük bir özgürlük anı yaşadım ama yüzümden gülümseme bir saniye bile eksilmedi. Şimdi tekrar söylemeye cesaretim yok. Üniversiteyi okuduğum şehirde onlardan gizli şekilde mi açılsam, diyorum ama bir şekilde öğrenirlerse başıma ne geleceğini bilmiyorum. Bu mektubum yayınlanır mı, bu mücadeleyi kazanabilir miyim; hiç bilmiyorum. Fakat kendimi ileride doktor olmuş bir şekilde düşünürken başımın kapalı olmasını inanın ki hiç istemiyorum.

(Görsel: Safwan Dahoul)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir