Aile yapımızı düşününce gelen karamsarlık, umutlarımı daha da söndürüyor.

10 Ağustos 2021

Önceki yazılarımı (ilk mektup, ikinci mektup) belki okudunuz belki de okumadınız, pek de önemli değil. Artık dayanacak gücüm kalmadı. İstediğim gibi yaşamak istiyorum, hem de çok istiyorum. Hayallerim var. Onlara tutunmak istiyorum ama günler geçtikçe umudum azalıyor.

Başımdaki örtü bir yana, yaşam tarzımı da yavaş yavaş istedikleri hâle getirmeye çalışıyorlar. Akrabalarımın neredeyse hepsinden nefret ediyorum. Hayatımda söz sahibi olduklarını sanıp şaka adı altında öyle laflar söylüyorlar ki… Bunlar bir yana, babama açılmak istediğimi söyleyecek gücü kendimde bulamıyorum. Değiştiğimi fark ediyor, dile de getiriyor ama açılmak istediğimi söyleyince ne tepki vereceğini kestiremiyorum. Tepkisi o kadar önemli ki benim için… Ağzından çıkacak “Senin kararın kızım, ben karışamam” cümlesine o kadar ihtiyacım var ki… Ama bilinmezlik çok korkutuyor beni. Genel aile yapımızı düşününce gelen karamsarlık ise umutlarımı daha da söndürüyor.

Pes etmenin eşiğindeyim. İstediğim gibi, mutlu olduğum gibi yaşayamayacaksam yaşamanın anlamı ne? Akrabalarım yüzünden dine düşman olmak istemiyorum ama beni ittikleri tek yer burası. Ciddi anlamda beni kadın olmaktan nefret ettirecek duruma getirdiler.

Bazen mağazalara gidip mini etekler, şortlar, elbiseler deniyorum. Birçoğunu da kendime yakıştırıyorum. Vücudumdan nefret etmeme rağmen o kıyafetlerin içinde güzel görünüyorum. Sonra açılsam bile böyle şeyleri asla giyemeyeceğim düşüncesi kafama dank ediyor. Üzülüyorum, çok üzülüyorum ama elimden gelen bir şey yok. Kalan son umutlarım tükenene kadar şimdilik ışıkla kalın.

5 Eylül 2021

Buraya uzun bir süre uğrayamayacağım. Birkaç gelişme aktarıp hemen kaçacağım, merak etmeyin. Sanırım yazdığım son mektubun üstünden çok zaman geçmedi ya da geçti, hatırlayamıyorum.

Hayallerimi uzun bir süre daha gerçekleştiremeyeceğimi kendime kabullendirdim. Ailemi maddi olarak zora sokmamak için yaşadığımız şehirde okuyacağım ve bu da fazladan baskı demek ama onları çok seviyorum ve bunu yapmaktan başka çarem yok. Eğer şehir dışına gidersem çok büyük bir maddi sıkıntının altına girecekler ve annem bensiz yapamayacağını söylüyor. Yine ve yine kendimden ödün vereceğim.

Ne zaman açılmaya cesaret edeceğim, ne zaman dini baskıdan kurtulacağım, ne zaman kendi istediğim yoldan gideceğim; hiç bilmiyorum. Belki hiçbir zaman… Bu son mektubum çok karamsar, biliyorum; umarım size kötü enerjiler vermiyorumdur. Sadece olanları aktarıyorum çünkü elimden şimdilik gelen bu. Kendinize iyi bakın.

(Görsel: Abraham Neuman)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.