Haram kaidelerine riayet etmek adına içimi bastırıyordum.

Herkese merhabalar. 23 yaşında yüksek lisans yapan bir genç kızım. Öncelikle yaşadığım süreçten bahsetmek istiyorum. Ben küçükken annem ve babam ayrıldı. Anne tarafım daha muhafazakârdır hatta içlerinde ‘sohbet grupları’ adı altında bazı topluluklarda yer alanlar da var. Baba tarafım ise tam tersi inançlı ancak dini gereklilikleri yerine getirmeyen, alkol kullanımı, kıyafet tarzı gibi etmenlerle İslam’a göre yaşamayan tamamen bağımsız insanlardır. Ben liseyi çok hür ve güzel okudum. Başarılıydım. Kendimce güzel diyebileceğim biriyim. Çok fazla arkadaş ortamım vardı. Özgüvenliydim.

Üniversiteyi ailemin yanında anneanne ve dede ile okumaya başlayınca bir arayışa girdim. Eski ortamlarımdan uzaklaşmış, içe kapanmıştım. Bu noktada tesettüre girmenin ve namaz kılmanın beni rabbime yaklaştıracağını, kabul göreceğimi, kendime bir kimlik oluşturacağımı düşündüm. Annem tesettürlüydü ancak hiçbir zaman baskı yapan biri değildi. Sadece “Ah, başörtüsü taksanız ne güzel olursunuz, açık giyinmeyin” tarzında ikazlarla altyapı işlemişti.

Üniversite 1. sınıfta tesettüre girdim ve hâlâ öyleyim. Ancak son 1 senedir kendimi sorgular hale geldim. Dışarı çıkarken bir role bürünüyor, insanlara takvalı imajı sergiliyorum gibi geliyor. Ancak içten içe bunları önemsememeye başladığımı çok net hissettim. Kendime örtülü bir kimlik yaratmıştım ve asıl ben’i dışarı yansıtmıyordum. Lise döneminde bile özgüvenli, ayakları yere basan bir insanken uzun bir süre kendime küstüm. Erkeklere yaklaşmıyordum, ‘haram’ kaidelerine riayet etmek adına içimi bastırıyordum.

Şu zamanlarda içimdeki tesettürü bırakma arzusu oldukça sivrilmeye ve netleşmeye başladı. İçten kabullenemediğim bir olguyu neden dışa yansıtıyorum diye düşünüyorum. Okuyan-yazan biriyim; araştıran, ilime ve bilime önem veren bir insanım. Üstümdeki bu ağırlık hayatıma etki eder oldu ve ne yapacağımı bilmez haldeyim. İnsanlar ne der diye düşünmüyorum fakat pişman olur muyum diye düşünüyorum. Böyle şeyler yaşayanlardan yorum bekliyorum… Esenlikle kalın.

(Görsel: Charles Ginner)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.