Cinsel yönelimimi sorgulamaya başladım ve fark ettim ki ilgi alanım sadece erkeklerle sınırlı değildi.

Neden bilmiyorum, sadece ismimi vermek istemiyorum. Ben kendimi bildim bileli hep camilere, Kur’an kurslarına ve medreselere gönderilirdim. “Öyle oturma, ayıp”, “Sol elinle yeme, günah”, “Erkeklerle çok muhatap olma”, “Okuldan sonra direkt eve gel” … Bunlar sadece dağın görünen yüzüydü. Aileme o kadar çok güveniyordum ki asla dediklerini sorgulamazdım. İslam hak dindi, Müslümanlar en iyi inananlardı… Bu zırvaları zaten hepimiz biliyoruz.

Sanırım anasınıfından sonra ilk defa camiye gönderildim. O kadar küçüktüm ki tam zamanını bile hatırlayamıyorum. Her seferinde sırf arkadaş ortamı için veya evden uzaklaşmak için gittiğimden gitme konusunda asla sorun çıkarmazdım. Büyüdükçe ve arkadaşlarım azaldıkça camilere ve Kur’an derslerine gitmek benim için işkenceye dönüşmüştü. Evde zaten kendi kendime öğrenebilme fırsatım varken neden her seferinde farklı hocaların farklı şeyler anlattıkları farklı camilere gidiyordum ki? Gün geçtikçe camilere gitmekten daha da nefret eder oldum ve hatta her yıl “N’olur beni bu yıl göndermeyin anne. Yemin ederim evde hatim indiririm” der oldum. Ancak asla dinlemediler. “Küçüksün, bir gün bize teşekkür edeceksin. Ağaç yaşken eğilir” dediler.

Daha 7-8 yaşlarındayken kimliğimdeki din kısmında neden Müslüman yazdığını sorgulardım. İnsanların doğar doğmaz Müslüman olduklarına kim karar veriyordu ki? Sonuçta bu inanç meselesiydi. Meğer ne kadar da safmışım ama buna rağmen bir şeyleri farkında olmadan sorguluyordum.

Asla unutmam, 4. sınıfın 2. dönemindeydik. İzmir’e daha yeni taşınmıştık ve tek yakın arkadaşım alt sokakta her gün oynadığım bir kızdı. Bir gün aniden kapanıverdi. Bir hafta olmadan bana sürekli örtünmenin ne kadar güzel olduğunu överdi. Evet, 11 yaşındaki bir kız kapanmanın güzelliğini ve faydalarını övüyordu bana. Çok geçmedi ve bana benim de kapanmamı söyledi. Yüzüme çok yakışırmış ve tek kapalı o olduğu için kendisini yalnız hissediyormuş. Annem de o sıralarda bana hep örtünmeyi özendiriyordu. Sonuçta büyüyordum ve ergenliğe elbet girecektim. Din mevzuları bana öyle bir şekilde empoze edilmişti ki ben hep Müslüman olduğumu düşündüm. Öyle bir şekilde manipüle edilmiştim ki eninde sonunda kapanacağımı düşünüyordum. Ben de düşündüm ki hem arkadaşım kapanmışken hem de hazır heveslenmişken kapanmalıydım. Çünkü eninde sonunda kapanacaktım ve bunun isteğim dışında olmasındansa hevesliyken olmasını yeğlerdim. Teyzelerimin baskıyla kapatıldığını hayal meyal hatırlıyorum.

Anneme bunu açıkladığımda bana daha küçük olduğumla ilgili bir şeyler zırvaladı ama içten içe mutlu olduğunu biliyordum. Ben o yaşlardayken annemle ilişkimiz o kadar iyi değildi ve babamı da neredeyse hiç göremiyordum. Benimle gurur duymaları hoşuma gitmişti. En son ne zaman öyle tebrik edildiğimi hatırlamıyordum bile.

Ben kapandıktan sonra yetişkinler tarafından çok tebrik edildim. Bazıları yaşımdan dolayı kendi isteğimle kapanıp kapanmadığımı sorarlardı ve annemse gururla göğsünü kabartır ve benim kendi isteğimle kapandığımı söylerdi.

İlk tepki matematik hocamdan gelmişti. Annemi okula çağırmış ve kendisinin daha önce benim yaşlarımda kapanan çok öğrencisi olduğunu, sonrasında da bu öğrencilerin notlarının düştüğüyle ilgili şeyler söyleyip açılmam gerektiğini söylemişti. Nedense bana karşı ayrımcılık yaptığını düşünüp huzursuzluk duymuştum ve hocama bizzat karşı çıkmıştım. O günkü huzursuzluğum bana karşı yapılan ayrımcılık yüzünden değildi aslında. Yeni yeni fark ediyorum, o günkü huzursuzluğum ‘insanlara’ yapılan ayrımcılıktı ve ben kararımın arkasında durarak buna bir nebze de engel olacağımı düşünmüştüm. Ne aptalca ama!

Çok değil, orta 2 veya 3. sınıfta henüz 11 yaşındayken aldığım bu karardan pişman olmuştum ama aileme asla söyleyemedim çünkü onlar öyle otoriter ve disiplinliydi ki tek bakışlarıyla bile beni yerime sindirirlerdi. Bu yüzden asla kimseye söyleyemedim çünkü açılmak istememi garipseyebilirler veya aileme bunu söyleyebilirlerdi. İşte o zaman vay halime!

Orta son sınıfta bir anda yatılı kurs meselesi ortaya çıktı. Gitmek istemedim, gecelerce yalvardım, saatlerce ağladım ama kimse beni dinlemedi. Sonuçta her şey benim iyiliğim içindi. Kursa gideceğim gün aileme o kadar sinirliydim ki asla onlarla konuşmadım. Sürekli kollarımı kavuşturup surat astım. Annem beni eve bırakıp biraz hocayla sohbet etti. Tam kalkacağı sıra ağlamaklı bir ses tonuyla “Beni keşke yetimhaneye bıraksaydın, daha iyiydi” dedim, ki hâlâ öyle düşünüyorum. Annem de hoca da bana güldü. O hocadan o gün nefret ettim. Diğer kızlar gelmeye başladığında ve benimle tanışacakları zaman geldiğinde çekinmişlerdi. O kadar negatif bir auram vardı ki resmen duruşumla belli ediyordum. Birkaç hafta sonra ilk bakışta benden korktuklarını itiraf etmişlerdi zaten.

Kurs bittikten sonra bir daha kurs meseleleri asla açılmadı. Ancak o kurstan sonra daha ağır meseleler başlayacaktı: Kendi kimliğimi keşfetmem.

Lise 1’de cinsel yönelimimi sorgulamaya başladım ve fark ettim ki ilgi alanım sadece erkeklerle sınırlı değildi. Çok korktum. Gecelerce ağladım, inkâr ettim. O sıralarda bir erkek arkadaşımdan teklif aldım ve kendime bir şeyleri kanıtlamak için teklifini kabul ettim. Olmadı ve 3 ay sonra saçma bir sebepten ayrıldım. Bir süreliğine akışına bırakma kararı aldım. Ancak birkaç ay sonra cinsel yönelimimi kabullendim. Hâlâ cinsel yönelimimi tam olarak bilmiyorum, queer takılıyorum. Bildiğim tek şey ağırlıklı olarak kızlardan hoşlandığım.

Geçen yıl inancımı tam olarak sorgulamaya başladım. Sancılı bir süreçten sonra Müslüman olmadığıma karar verdim. Zaten asla tam anlamıyla inançlı biri olmadığım için hayatımda gerçekten bir şey değiştirmedi. Sadece kendimin farkına vardım.

Gerçek düşüncelerimi ilk defa lise 1. sınıftayken en yakın dostuma açıklamıştım. O zamanlar cinsel yönelimimi sorguluyordum. O da benden cesaret alıp kendi yönelimini sorguladı ve gerçek kendini keşfetti. Ardından din konusundaki düşüncelerimi açıkladım, o da benim gibi düşünüyordu. Bu durumu 2 yıl boyunca diğer yakın arkadaşlarımdan sakladım ve hatta biseksüel arkadaşımdan bile sakladım. Sonuçta kapalıydım, insanlar beni yargılardı. Ancak geçen hafta omzumdaki ağırlığa daha fazla dayanamadım ve arkadaşlarıma yönelimimi, açılmak istediğimi anlattım. Beni o kadar hoşgörülü karşıladılar ki aralıksız yarım saat mutluluktan hıçkırarak ağladım. Onlara sahip olduğum için ne kadar şanslıydım. Bugün de biseksüel arkadaşıma her şeyi tek tek açıkladım. Bana beni en iyi kendisinin anladığını ve neden en başta ona gitmediğimi sorsa da o da anlayışla karşıladı.

Şu an aileme açılmak istediğimi hiçbir şekilde belli etmedim. Hâlâ liseliyim ve onlara ekonomik olarak bağımlıyım. Avantajlarını kullanıp bana hayatı cehennem ederler. Hep mantıkçı biri olmuştum ve şu an da bu yanımdan ödün vermeyeceğim; kendimi mümkün olduğunca gizleyeceğim ve derslerime yoğunlaşacağım. Tercihen İstanbul’da bir üniversite kazanmak istiyorum. Eğer sağlam bir bölüm kazanırsam biliyorum ki beni yollayacaklar. Üniversitede açılıp onlara hiçbir şey söylemeyeceğim ve bir gün ayrı eve çıktığımda gerçek ben’i onlara açıklayacağım. Ne düşünecekleri umurumda bile değil. Ben onların eseriyim. Bana sabrı öğrettiler ve ben de sabırlı olup bir gün zincirlerimi kıracağım.

Ailem saçlarımı kesmeme hep karşı durmuştur. Kısa kesmeme asla izin vermezlerdi. Saçlarım sembolik olarak hep benim kelepçelerim olmuştu. Bu yüzden üniversiteyi kazanana kadar onları asla kesmeyeceğim ve o gün geldiğinde mutluluk yaşları dökerken oda arkadaşıma saçlarımı mümkün olduğunca kısa kesmesini söyleyeceğim. O gün, benim yeniden doğacağım gün olacak ama o zamana kadar zincirlerimin mümkün olduğunca uzamasını bekleyeceğim.

(Görsel: Hans Schärer)

Comments (2)

  1. Ayrı şehirlerde aynı şeyleri yaşadığımızı görmek beni o kadar cesaretlendirdi ki… Umarım her şey isteğin doğrultusunda gerçekleşir. @brushstrokeff

  2. Sevgilim trans bir erkekti ona aşıktım hala aşığım ve ilişkim sırf ailemden dolayı bitti doğuda yaşıyorum ve bir kadınım her gün kafayı yiyordum ne demek yapcam diye böyle bir şeyi asla kabul etmezlerdi üstüne bana da onada çok büyük zarar verirlerdi şimdi o kadar kızgın ki bana onu geri kazanmak istiyor bir yanım diğer yanımda bırak iyi olan bu diyor ne yapacağımı bilmiyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.