Annemin sevgilimin fotoğrafını babama göstermesinden sonra baskıyla başımı örttüm.

7 yaşından beri kendi isteğiyle namaz kılan bir kızım. 9. sınıfın 2. döneminde annemin sevgilimin fotoğrafını babama göstermesinden sonra baskıyla başımı örttüm. Bir gün annem bağıra çağıra “Tak şunu, dışarı öyle çık” diye evi inletti ve o an yaşadığım o çaresizlik… Asla unutmadım ve unutamayacağım. Kafamda başörtüsü, gözümde kardeşimin gözlüğüyle paspal bir şekilde dışarı çıktım. O an kötü hissettim ama nedenini bilmediğim bir şekilde huzur da vardı. Buna mecbur kılındım ve nasıl takılır ya da nasıl güzel durur gibi şeyleri hiç bilmiyordum. Ailenin ve toplumun baskısından ağzımı açamadım ve yıllarca o halime uyum sağlamaya çalıştım. Ancak lise bittikten sonra anneme açılmak istediğimi söyledim ama asla istemiyordu. Babama söyleyince mırın kırın etse de saygı duydu.

Bir gün eczaneye açık gittim ve o an özgürlüğümü hissettim. Öyle mutluydum ki bütün baskılardan ve sembollerden uzaktım ve ben kendim gibi hissettim. Eve geldiğimde annemin ağlayışları, babamı doldurup bana bağırmaları ve benim vicdan azabı çekip tekrar örtmem… Ne acı, yazık kafalarına. Gerçekten yaşayan ne hissettiğimi bilir ve ben şu anda ne istediğimi bilemez durumdayım. İslam’ı araştırdım ve seviyorum ama kafama şal takmak beni boğuyor. Evet, çok güzel ve evet, çok huzurlu ama bir noktada yapamıyorum, olmuyor. Neden bunun olması için baskı yapıyorsunuz, neden? Ben kafamda boneyle yaşayamıyorum. Çıkarınca aşağılanıp “Saçını göstermiş” demelerini istemiyorum, azıcık sportif giyince “Bu mu tesettür?” demelerini istemiyorum. Ben dört dörtlük değilim ve ne kadar çabalasam da başaramıyorum, olmuyor. Neden kadına yapılan bu baskı, neden dışarıda saçlarımı savuramıyorum? Hiçbir şey değil, tenim deniz suyunu bile göremiyor, neden? Bir sürü çelişki ve içinden çıkamıyorum. Söylenen tek ve en iyi şey, “Senin istediğin şekilde dışarıda gezmen günah, sen günahkârsın ama birini yapamıyorsun diye diğerlerini de bırakma”. Günahkâr olmam bile beni üzüyor, anlamıyorsunuz. Düşüncelerimle ve hissettiklerimle gerçekten yıprandım. Artık aile baskısını geçtim, kendi vicdani meselemi çözemiyorum. Umarım herkes baskıyla ve dayatmalarla bir yere gelemeyeceğimizi bir gün anlar. Herkes kendinden mesulse bırakın, bizi artık Allah’a havale edin. Sitem dolu satırlarım canınızı sıktı, biliyorum ama durum böyle canlarım. Çelişkilerden ve baskılardan kurtulabilmemiz dileğiyle.

(Görsel: Felice Casorati)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.