Sanki insanlar bana baktığında gerçek beni değil de başörtümden dolayı önyargılarıyla kafalarında oluşturdukları beni görüyorlar.

Merhaba. Çevresindeki baskılardan bunalıp kendi kimliğini bulamamış 20 yaşında genç bir kadın olarak yazıyorum. Hikayem 10 yaşımda kendi isteğimle başörtüsü takmamla başlıyor. Kendi isteğimle diyorum ama şimdi bakınca öyle olmadığını anlıyorum. Başörtüsü takmayı değil de aileme ve çevreme büyüdüğümü kanıtlamak istediğimi anlıyorum. Ailemden ve öğretmenlerimden takdir görüp sevilmek için böyle bir karar verdiğimi anlıyorum. Aslında 10 yaşındaki o kız çocuğunun asıl istediği şeyin başörtüsü takmak değil de takdir görebilmek olduğunu anlıyorum. Fakat o günden sonra verdiğim karardan dönmedim. Bunun sebebini bilmiyorum ama dönemedim. Halbuki kendimi çirkin hissettiğim o kadar çok an oldu ki… Başörtüsü takmak bundan 3-4 sene önce bile çok zordu. Moda sektörü tesettür anlamında gelişmemişti, zaten ergenliğe yeni girdiğim için kendimi ve bedenimi yargılarken başörtümle birlikte iyice özgüvensiz hissediyordum. Yine de bir kez olsun aklıma çıkarma fikri gelmedi ya da “Neden takıyorum ki?” diye hiç sinirlenmedim.

Şimdi ise farklı hissediyorum. Artık takmak istemiyorum. Saçlarımı savurmak, istediğim şeyleri giyinmek istiyorum ama yapamıyorum. Yapmaya cesaret edemediğimden değil de kendimden emin değilim. Bu sene üniversitede 2. sınıfa geçtim. Çevremde giyimine, saçına, makyajına hatta ojelerine bile hayran olduğum bir sürü kız var. İçimden “Keşke ben de onlar gibi istediğim ojeyi sürebilsem, istediğim her kıyafeti giyinebilsem” diyorum, sonra da “Ne saçma şey, bunun için mi açılmayı düşünüyorsun?” diyorum. Ben de güzel olmak ve fark edilmek istiyorum. Aranızda mutlaka ‘Bunları kapalıyken de yapabilirsin’ diyenler olacaktır. Fakat ben zaten ‘Makyaj yaptıktan sonra kafamı kapatmamın anlamı ne ki?’ diye düşünüyorum. Elbette herkes istediği şekilde yaşayabilir. Bu benim inancıma yaklaşım şeklimle tamamen alakalı. Mesela dans etmeyi de çok seviyorum ama tesettürlü halimle herkesin içinde dans edemem, çekinir ve rahatsız hissederim. Sanki iki ben var. Biri tesettürlü ve sıkıcı halim, diğeri ise gerçek ben. Her şeyiyle ben. Yağmur yağdığında şalı bozulacak diye kaçan değil de altında saatlerce dans eden ben. Fakat bazen de acaba çevrenden kabul almak için mi bunu istiyorsun Rozalin, diyorum.

Ortaokul ve lisedekinden çok farklı bir ortamdayım. Artık çevremde sadece muhafazakâr insanlar yok. Üniversitede kendimi savunmasız veya yargılanıyor gibi hissettiğim çok fazla anım oldu. Sanki insanlar bana baktığında gerçek beni değil de başörtümden dolayı önyargılarıyla kafalarında oluşturdukları beni görüyorlar. “Başörtülüyse fazla tutucu”, “kesin siyasal İslamcı”, “homofobik”, “tek derdi koca bulup parasını harcamak” … İnsanlar bana böyle bakıyormuş gibi hissetmem normal mi? Bunun için terapi bile almayı düşünüyorum.

İlk başlarda ailemden alacağım tepkiden çok korkardım. Fakat şimdi vermek istediğim karar bana mı ait? Bana ait değilse diye korkuyorum. Aslında beni önyargısızca kabul eden arkadaşlarım da çok fazla ama genele baktığımda okulda hep huzursuzum. Belki de bunun sebebi sahip olduğum bir tramvayla ilgili ve sadece kuruntu yapıyorum. Ya da gerçekten öyle, bilmiyorum. Terapi alıp bir süre daha düşündükten sonra kesin olarak kararımı vereceğim.

Açılmaya karar verirsem ailemden alacağım darbe de beni korkutuyor. Fakat o kısma gelmeden önce kendimi anlamam lazım. Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Umarım bir gün hepimiz kendimizi anlayabilir ve istediğimiz şekilde özgürce yaşayabiliriz. Tüm baskılara rağmen dimdik duran herkese kocaman sarılıyorum, asla yalnız olmadığımızı da bir kez daha söylemek istiyorum.

(Görsel: Ernest Biéler)

Comment (1)

  1. Lütfen iletisim kuralim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir